Tefekkür Dünyası

Hakikatli bir hayal

İçim gitmişti otları biçen kişiyi görünce, “Ama onlar tesbih ediyordu” demişim gayri ihtiyari. Adam başını kaldırdı. “Buraya mı düştü tesbihiniz?” diyerek otların arasını aramaya başladı. Bir an şaşkınlıkla ne diyeceğimi bilemedim. “Yok, yok tesbih düşürmedim, aramayın” deyince doğruldu yüzüme baktı, o da şaşkındı. “Dedim hani otları kesiyorsunuz ya, şu papatyalara gelinciklere dokunmasanız, onlar kalsa…” Adamcağızın daha da şaşıran yüzü, “Bu otları hayvanlarıma götüreceğim abla” dedi. “Sizin mi bu tarla?” “Yok, yok bizim değil, şey ben bu çiçekleri çok seviyorum, siz onları biçmeseniz demek istedim.” Adamcağız şöyle bir otlara baktı, sonra da bana baktı. Çattık galiba diyerek, otları hiç acımadan biçmeye başlamıştı bile…

Ben de daha fazla dayanamayıp oradan uzaklaştım.

Bir şey daha öğrendim.

Baktığınız yer aynı olabilir, fakat gördüğünüz şey farklıdır.

Karşımdaki manzarayı sanki evimin duvarında asılı tablo gibi görüyordum.

Otları biçen adam da tablodaki manzarayı silen yaramaz çocuk gibiydi.

Adamı görünce dayanamadım, yanına gidip “Siz süt satıyor musunuz?” diye sordum. “Satıyorum.” dedi.  “Peki, bu otları yedikleri sütü bana getirir misin?” deyince ot biçmeyi bıraktı. Hayretle yüzüme bakıp “Bu otlar şifalı mı? Hangi sitede okudunuz?” demez mi…

“Yok, öyle bir şey okumadım, bunları yiyen hayvanların sütünü almak istiyorum.”

“Tamam” dedi. “Kaça veriyorsun sütü?” deyince, kilosu otuz demez mi… Afallama sırası bana gelmişti. Şaka mı? “İki gündür başımdasın, demek bu otların bir faydasını öğrendin ki, onlar ot değil” demişim bir anda. “Tamam canım neyse…” dedi

“Bir şey daha sorsam…” Sor çabuk, işimden alıkoyuyorsun der gibi baktı. “Sen kaça alıyorsun sütünü?”

“Allah Allah ben sağıyorum, hayvana para mı vereceğim? Kadına bak ya…”

“Neyse madem sen sütü bedava alıyorsun… Sen otunu veriyorsun, Rabbim de süt gibi bir gıdayı onun eliyle sana gönderiyor. Sen de insafsızca bana satarken bu kadar para istiyorsun. Tamam, hayvana bir fiyat verilmez elbet, peki Allah’a ne fiyat ödüyorsun?” dediğim an tamam dedim, adam beni gerçek deli sanacak.  Neyse ki ona fırsat vermeden “Zikir, fikir, şükür” dedim. “İşte Rabbimin bizden istediği bu… Allah’ın ikramını bilmek, anlamak, şükretmek, hadi kolay gelsin” deyip uzaklaşırken, “Sütü almıyor musun?” diye bağırıyordu. Dayanamadım, “Sen git önce Allah’a şükret, sonra sütünü sat, fakat makul bir paraya. Tamam mı?…”

Sabah sabah kim ki diye açtım kapıyı…

Çiçekli tarladaki otları biçen adamcağız elinde süt kabı ile kapıdaydı.

“Ben süt istemedim ki” deyince, “Biliyorum istemediniz, bu benim size ikramım. Bana çok güzel bir hakikati fark ettirip gözümdeki perdeyi kaldırdınız. Bu süt, sizin çok sevdiğiniz çiçekli otların sütü…

O hayvanlar bu otları yedi, hayvaniyet mertebesine çıktı, onun sütünü insan içince insaniyet mertebesine çıkacağını okudum bunu öğrenince istedim ki bu süt sizde insaniyet mertebesine çıksın.

İçinizin gittiği çiçekli otların sütü bu…

Benim şaşkınlığım adam konuştukça daha da artıyordu, sanki o konuştuğum kişi değil de başka biri gelmiş gibiydi. “Biliyorum” dedi, “Çok şaşırdınız. Dün sizin söylediklerinizden sonra internetten bu otları yiyen hayvanın sütünün faydaları diye baktım, bir şey bulamadım. Sonra sizin zikir, fikir, şükür dediğinizi araştırınca, karşıma çıkan bilgiler beni çok etkiledi. Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyorsunuz, asıl mal sahibi Allah’a ne fiyat ödüyorsunuz, karşısında şaşırdım. O konuları hep okudum. Ben topraktan bir sürü sebze meyve alıyorum, satarken insanlar bana bir fiyat veriyor.

İşte siz de bana bunları ikram eden Allah’a vereceğim fiyatın ne olduğunu öğrettiniz.  Bu sütü teşekkürüm yerine kabul edin” deyip bıraktı.

Giderken de “Ablacığım, ben bu tarladaki otları biçeceğim, fakat sizin seyrederken zevk aldığınız büyük bir tablo şeklindeki yerden değil. Kenarlardan biçeceğim, çiçeklerin az olduğu yerden…” diyerek gitmişti. Ben hâlâ şaşkındım acaba rüya mıydı?…

 

Ayşenur Yaşar

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*