Kapak

Sevgi Köprüsü: “Sıla-i Rahim”

Aile içi fertlerden, yani anne, baba, evlât ve kardeşler arası tattığımız sevgi ve saygı bağlarından başlayarak; amca, dayı, teyze, hala ile devam eden ve derece derece uzaklaşarak genişleyen akrabalarımıza karşı duyduğumuz sıcak ilgi, sevgi, şefkat ve merhamet Allah’ın katından gelen bir rahmet lütfundan başka bir şey değildir. Bu eşsiz lütuf, tüm canlıların kendi nesil bağları ile aralarında en canlı, en yoğun ve en sıcak biçimde yaşadıkları yakınlık köprüsüne lezzetli bir zemin oluşturur. Sevgiyi, saygıyı ve merhameti lezzete dönüştürür.

İşte bu yakınlık köprüsünü yıkmamaya ve canlı tutmaya “sıla-i rahim” denmiştir ki, bu dinimizin ilk ve önemli emirleri arasında yer almıştır.

Akrabalar arası bağı güçlü tutmak ve onlarla birlik ve beraberliği bozmamak Allah’ın emri olduğuna göre, artık büyük–küçük hiçbir sürtüşmeyi, hiçbir tartışmayı, hiçbir hatâyı büyütmeksizin yerinde ve anında söndürmeli, yok saymalı ve yapılmamış kabul etmeliyiz. Akrabalarımızdan gelen her cefayı Allah için sinemize çekmeliyiz. Akrabalarımız bize karşı nasıl davranırsa davransın, biz onlara iyiliklerimizi asla kesintiye uğratmamalıyız, onlarla iyi ilişkilerimizi tek yanlı da olsa sürdürmeliyiz.

Çünkü sıla-ı rahmi önemle gündemimize getiren Kur’ân’dır. Kur’ân şöyle buyurur: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar yaratan Rabb’inizden korkun. Kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.”[1]

Kin, haset, intikam, kibir, gurur gibi kötü huylar sıla-i rahme zarar verir, sıla-i rahmi koparır. Sıla-ı rahim kopunca insanlar arasında merhamet, şefkat, yakınlık, sevgi, saygı, ihsan, iyilik ve barış ortadan kalkar. Keza faiz sıla-i rahmi koparan bir cinayettir. Zekât da sıla-i rahmi güçlendiren bir bağdır.[2]

Resulullah’ın (asm) Dilinde Sıla-i Rahim

Dihyetü’l-Kelbî (ra), Peygamber Efendimiz’in (asm) mektubunu Rum Kralı Herakliyus’a getirdiğinde, henüz îmân etmemiş olan Ebû Süfyan da orada bulunmaktaydı. Herakliyus, Ebû Süfyan’a Peygamber Efendimiz (asm) hakkında birçok soru sordu. Herakliyus’un sorularından birisi, “Size ne emrediyor?” sorusuydu.

Ebû Süfyan bu soruya şöyle cevap verdi:

“Bize namazı, zekâtı, sıla-i rahmi ve iffeti emrediyor.”

Bunun üzerine Herakliyus dedi ki:

“Eğer bu doğruysa, O peygamberdir!”[3]

Keza Resulullah Efendimiz (asm) buyuruyor ki: “Allah, merhamet edene rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahmân’dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah ona rahmet eder, kim de koparırsa, Allah’ın rahmet bağını koparmış olur.”[4]

*Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor: “Bir kimse: “Yâ Resûlallah! Benim bir takım hısımlarım var; ben onlara ulaşmaya çalışıyorum, onlara sevgi gösteriyorum, oysa onlar benimle olan akrabalık bağlarını kesip koparıyorlar. Ben onlara iyilik yapıyorum, ihsanda bulunuyorum; onlar bana kötülük yapıyorlar. Ben onlar hakkında hayır düşünüyorum; onlar bana câhillik yapıyorlar, beni bilmezden ve görmezden geliyorlar” dedi.

Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Eğer dediğin gibiyse, sen onlara ileride kendilerini yakacak sıcak kül yedirmektesin. Sen bu hal üzere devam ettiğin sürece, onlara karşı Allah’ın yardımını, rahmetini, bereketini, lütfunu üzerinde bulursun.”[5]

Keza Peygamber Efendimiz’in (asm) sıla-i rahim konusunda altın misal sözlerinden bazıları şöyledir:

  • “Rahm, Arş’a asılıdır ve şöyle duâ eder: “Kim beni devam ettirirse Allah ona rahmetini ulaştırsın. Kim benden koparsa Allah da ondan rahmetini koparsın.”[6]
  • “Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır. Ama akrabaya yapılan ikidir: Biri sıla- i rahim, diğeri sadaka sevabı getirir.”[7]
  • “Her kim, rızkında bolluk ve genişlik verilmesini ve ecelinin ertelenmesini isterse sıla-i rahim yapsın, hısım ve akrabalarını gözetsin.”[8]
  • “Sıla-i rahim yapabilecek kadar soyunuzu öğrenin. Zira sıla- i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzama demektir.”[9]

Kavga Gürültü Koparsa  

Hayat tekdüze değildir. Akrabalarımızla iyi geçindiğimiz günler çok olmakla beraber, bazen de sürtüşmelerimiz, kavgalarımız eksik olmuyor. Bu durumda sürtüşmelerimizi, kavgalarımızı nasıl sonlandıracağız?

Öncelikle şunu belirtelim ki: Haklı da olsa sürtüşmeleri sonlandıran, devam ettirmeyen Allah katında rahmeti hak eder. Sıla-i rahim sevabını kazanır.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: “İyiliğe karşı iyilik yapan sıla yapmış değildir; fakat asıl sıla-i rahim, akrabaları ve yakınları ile araları açıldığı zaman onlara Allah için ulaşan, onlarla akrabalık bağlarını koparmayan, devam ettiren ve onlara iyilik edendir.”[10]

Kardeşler ve akrabalar arası sürtüşmeleri hayatın tatsız da olsa gerçeği saymalıyız. Tartışmayı ve sürtüşmeyi bilen, barışmayı da, kucaklaşmayı da bilmelidir.

“Ben haklıyım” iddiaları arasında kavga ömür boyu bile sürer giderse, sıla-i rahim sevabımız da uçar gider.

Kavgaları, gürültüleri, sürtüşmeleri çıktığı anda hemen söndürmeye gayret etmeliyiz. Muhakkak affedici olmalıyız. Ben haklıyım davasını kesinlikle terk etmeliyiz.

Unutmamalıyız ki, sürtüşmeyi uzatan ve dargınlığı sürdüren, haklı da olsa, Allah katında haksızdır!

Bilhassa kendi aramızdaki çözemediğimiz problemleri çocuklarımıza yansıtmamalıyız! Kendi problemlerimize çocuklarımızı da ortak etmek ve onları kendi kırgınlığımız nedeniyle amca, dayı, hala ve teyze gibi (yakın veya uzak fark etmez) akrabalarından koparmak vahşettir. Bu vahşet tuzağına düşmemeliyiz.

 

Dipnotlar

[1] Nisâ Sûresi, 4/1.

[2] Sözler, s. 793.

[3] Buhârî, 1/7.

[4] Tirmizi, Birr 16, (1925); Ebü Dâvud, Edeb 66, (4941).

[5] Müslim, Sıla, 22.

[6] Buhari, Edeb 13; Müslim” Birr 17, (2555).

[7] Nesai, Zekât 82, (5, 92); Tirmizi, Zekât 26, (658); İbnu Mâce, Zekât 28, (1844).

[8] Müslim, Sıla, 21.

[9] Buhari, Edeb 12; Tirmizi, Birr 49, (1980).

[10] Tirmizî, Sıla, 10.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*