Psikoloji

Afet zamanlarında çocuk dünyası

Ülkemizde ve dünyada başlayan yangınlar küçük büyük demeden hepimizi etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Her birimizin üzgün, çaresiz ve yetersiz hissettiği zor günlerden geçiyoruz. Böyle afet zamanlarında toplum olarak daha çok birlik, beraberlik ve kenetlenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Hızlı bir refleksle yetişkinler olarak (adapte olma ve hayatta kalma becerilerimiz gelişmiş olduğu için) bir yandan üzüntü ve yas süreci yaşarken diğer yandan destek olma ve onarma süreçlerine katkıda bulunabiliyoruz. Peki ya çocuklarımız bizlerden farklı olarak bu süreçten geçerken neler yaşıyor ve nelere ihtiyaç duyuyorlar?

Devam etmekte olan yangınlar sebebi ile gündemin sıkça takip edildiği haberlere, yetişkinlerin aralarındaki konuşmalara şahit olan çocukların akıllarında birçok soru olabilir. Duygu dünyalarında dalgalanmalar, zihinlerinde sorular olan bir çocuk her zamankinden farklı davranışlarda bulunabilir ya da maruz kaldığı stres sonucu huzursuz olabilir. Bir başka çocuk ise hiçbirşey olmamış gibi davranıp bu süreci görmezden gelebilir. Bu yüzden onlardan gelebilecek her türlü tepkiye ve soruya karşı açık olmalıyız.

Bakım verenleri olarak çocuklarımıza soru sorabilecekleri, yansıttıkları duygu ve düşüncelere karşı tam bir kabulle dinlenildikleri bir ortam sağlamalıyız. Bunu yapmak böylesine zor bir dönemden geçerken çok da kolay olmayabilir. Bunun için kendi içinize dönmeye ihtiyaç duyabilirsiniz. Duygularını regüle edebilen ve kendi ihtiyaçlarını karşılamış bir yetişkin, güven mesajını çevresine doğal olarak iletir. Bu yüzden birincil olarak kendimize bakım vermek önemlidir. İkincil olarak çocuğumuz bu konu üzerine konuşmaya hazırsa ve ihtiyaç duyduğunu fark ettiyseniz konuşun, istemiyorsa zorlamayın. Her çocuğun bu gibi durumlarda tepki verme şekli bambaşka olabilir. Bu farklılığın sebebi yaratılıştan gelen mizacımız, içine doğduğumuz çevre ve sahip olduğumuz genetik faktörlerden kaynaklanır. Çocuğumuz ile bağlanma şeklimiz, yaşadığımız yer ve geçmiş yaşantıdaki travmalarda çocukların tepkilerini benzersiz kılan önemli faktörlerdir. Çocuğunuzu gözlemleyin, konuşmaya hazırsavar olan durumu yaşına uygun olarak aşırı ve gereksiz bilgiler vermeden anlatın. Çocuklar geçiştirildiklerini anlarlar ve bir başka yerden doğru bilgiyi edindiklerinde size olan güvenleri zedelenebilir. Bu yüzden çarpıtıp değiştirmeden anlayabileceği kadarıyla anlatın, “Bu günlerde ülkemizin bazı yerlerinde yangınlar var, bu yangınlara havanın aşırı sıcaklığı ve mevsim değişiklikleri sebep oluyor” şeklinde bir açıklama yapabilirsiniz.

Bu afet sürecinden etkilenmiş ya da yangına dair herhangi bir duyuma maruz kalmış çocuklar genellikle hayatta kalma iç güdüsüyle güvende olup olmadıklarını merak ederler. Aslında size sordukları soruların altında bu yangından kendisinin ya da sevdiklerinin zarar görüp görmeyeceği vardır. Çocuğunuzun bununla ilgili korku ya da kaygıları varsa “İlk duyduğumda ben de seninle benzer şeyler hissetmiştim, bu çok normal. Senin ve ailemizin güvende olması için elimden geleni yapıyorum, şu an güvendeyiz” diyerek duygu regülasyonuna destek olabilirsiniz. Böylece duygularının kabul gördüğünü, aynı zamanda normal ve geçici olduğunu bildirmiş olursunuz.

Çocukların beyin gelişimleri devam etmekte olduğu için olayları çok yönlü düşünebilme ya da başkalarının gözünden görebilme becerileri tam olarak gelişmemiştir. Bu yüzden çocuklar genellikle etrafında yaşananlardan kendilerini sorumlu tutma-suçlama eğiliminde olabilirler.“İtfaiyecilerin ve bu konuda eğitimli olan tüm yetkililerin yangını söndürmek için çalıştığını, oradaki insanlar ve tüm canlılar için bölgeyi güvenli hale getirme çalışmalarında herkesin elinden geleni yaptığını” bilmek onları rahatlatır. Bu bölgelerin onarılmasına aile olarak nasıl destek olabileceğiniz üzerine sohbet edebilirsiniz. Afet bölgelerine göndermek üzere çocuklarınızla birlikte yardım çantası oluşturabilir, onların da kendilerine ait bir eşyalarını (temiz giysi, oyuncak) eklemelerine izin vererek katkıda bulunmuş hissetmelerine yardımcı olabilirsiniz. Bunların yanında aile toplantısı düzenleyerek ev içerisindeki alışkanlıklarınız üzerine düşünüp geri dönüşüme, elektrik su gibi kaynakların kullanımına dair yeni kararlar alarak uygulamaya geçebilirsiniz.

İnsan beyni bilgiyi anlamlandırabildiği ve neden sonuç ilişkisi kurabildiği ölçüde baş etme becerilerini geliştirir ve kullanabilir. Yani çocuklarımız maruz kaldığı yangın duyumlarıyla başa çıkabilmek için bazı bilgilere ihtiyaç duyabilir ve neden sonuç ilişkisi kurmak isteyebilirler. Küresel ısınma ve doğayı koruma gibi konular üzerine sohbet edebilir (çocuğun yaşına uygun az ve öz bilgilerle, kaygı-korku yüklemeden), bunlarla ilgili kitaplar okuyabilirsiniz. Öykülerin çocuklar üzerindeki katkıları araştırmalar ile ispatlanmış olup çocuklar ile çalışan terapistler olarak bizlerin de sıkça başvurduğu etkili yöntemlerden biridir.

Rutinler çocukların hayatında önemli bir yere sahiptir. Her zamanki düzenlerinin devam etmesi; normalliği, her şeyin yolunda olduğunu ve güvende olma gibi mesajları çocuklara iletir. Uyku, yemek, oyun gibi rutinlerine özen gösterip bu süreçlerde onlara eşlik edebilirsiniz. Oyun oynamak çocukların stres ve duygu boşaltımında başlıca kaynaklarıdır. Oyunlara zemin hazırlayarak (farklı bir odaya oyun kurup davet etmek gibi) her gün oyuncaklarıyla oynamalarına teşvik edebilirsiniz.

Duygu düzenlemede etkili olan diğer bir etken de yazarak duygu ve düşünceleri dışa vurmaktır. Yazmayı bilmeyen okul öncesi yaş grubu çocuklarımız da kendilerine ait bir duygu defteri tutarak gün içinde yaşadığı yoğun duyguları ya da düşüncelerini çizerek aktarabilirler. Bu noktada sizlerden bolca yardım isteyebilirler, sıkça teşvik ederek destek olabilirsiniz. Her gün uykudan önce ya da günün herhangi bir zamanında kendilerine ait bu defterleriyle vakit geçirmek ifade etmiş olmanın verdiği rahatlık ile stresi azaltmada yardımcı olur. Bunun yanında böyle dönemlerde çocuklarımız ile sık sık fiziksel temas kurmak çok kıymetlidir. Bolca sarılarak korku, kaygı gibi duygular ile baş etmelerinde çocuklarımıza kaynak olabiliriz.

Yangın ile ilgili haberleri takip ederken ya da bu konular üzerine konuşurken çocukların, etrafında olup bitenleri dinleme ve fark etme konusunda birer uzman olduğunu unutmayın. Sizler de kendinizi bu haberlere ve görüntülere fazlaca maruz bırakarak üzerinizde ikincil travma etkisine sebebiyet vermemeye özen gösterin. Siz ya da çocuğunuz tüm bunları uygulamanıza rağmen öfke, tahammülsüzlük, stres gibi yoğun duygular hissediyor ve günlük yaşantınıza odaklanma problemleri yaşıyorsanız mutlaka bir uzman desteğine başvurun.

 

Psikolog Hatice Kübra Ergin

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*