Not Defteri

Âfetler bize ne anlatır?          

Çinliler birbirlerine çok kızdıklarında “İlginç günlerde yaşayasın” derlermiş. Evet ilginç günlerin tam da ortasındayız. Gözlerimiz yaşlı, yüreğimiz yanık, zalimlere derin öfke, masumlara gönülden duâdan başka elimizden gelen bir şey yok. Musîbet zamanları çok uzun. Musîbetlerden aldığımız dersler de bitecek gibi değil!

 

Zehirli duygular

Hırs tehlikeli  bir duygudur. İnsanoğlu daha çok kazanmanın aldatıcı cazibesiyle tabiatın ahenkli, uyumlu dengesini bozmayı göze alır.

Aslında kişinin hayatını devam ettirecek rızkını, Rabbimiz bir şekilde çalışması karşılığında farklı vesilelerle ona her gün gönderir. Yoktan var ettiği kulunu mahrumiyet içinde bırakacak değildir elbette! Ama insan kanaati, yardımlaşmayı, dayanışmayı unutur bazen.

Gün gelir dere yataklarını ıslâh etme, yol için denizi doldurma maskesi altında güya kazandığı toprak parçasına binalar, işyerleri, evler, yollar yapar… Zaman geçer hepsi bir anda alt üst oluverir. Ve sakin sessiz bildiğimiz su Celâl isminin aksetmesiyle nasıl da kendisine yol açar!

Bu arada kurunun yanında yaş da yanar. Olan masumlara olur!

Mânevî ücretler

İşte bu noktada yapmamız gereken hatamızı anlayıp Rabbimize sığınmak, O’ndan yardım istemek, O’nun hoşuna gitmek için yardımlaşmak, paylaşmaktır.

O şefkatli Rabbimizin rahmeti o kadar geniştir ki böyle umumî âfetlerde zarar görenlerin zararlarını mânevî olarak karşılar. Ölenler bir nev’î şehit olur ki bu ahiret âlemleri için çok özenilen rütbedir. Ölmeyip de sağlığı etkilenenler bir nev’î gazilik makamını kazanır. Malı telef olanların kayıplarınıysa sadaka olarak kabul eder, amel defterine o şekilde işler.

Ölen çocuklar, minik meleklerimizse zaten cennet kuşları hükmündedir.

Üst üste yaşadığımız âfetler o celâlli dilleriyle bize başka nice hikmet dersleri vermekte kim bilir! Âfetlerin celâlli dilini çözmek, anlayabilmek için, haddimizi aşmayıp tefekkür etmek gerek! Ne dersiniz?

 

Hülasa

Musîbetlerden alınan derslerin listesi uzun. Elimizde ise olanca acizliğimiz ve tevekkülümüzle duâ etmekten başka bir gücümüz yok!

“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sabit kıl. Ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!” (Bakara, 250.)

“Rüyada Bir Hitabe”de geçen soruyu hatırlayalım: “Hangi hatamızla bu musîbeti celbedip, kadere fetva verdirdik?” Cevap: İbadetlerdeki kusurlarımız: Namaz, zekât, oruç, hac…

Evet, şimdi hataları anlama, tövbe istiğfar ve duâ tevekkül zamanı…

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*