Diğer

Yenidoğan döneminde bebeğin terbiyesi

Anneliğin lütfedilmesiyle birlikte bedenimizde halk olan bir damla suyun anbean akıl almaz yaratılma mucizesine şahit oluyoruz. Tefekkür dolu kırk hafta sonunda emanetimizi sinemize sarıp maddi alemde son nefesimize kadar devam edecek yolculuğumuza başlıyoruz. Sadece dünyamızı değil ahiret yurdumuzdaki saadetimizi de etkileyecek hem çok zevkli, hem de mesuliyetli bir sürece adım atıyoruz. Öyle ki bu kutlu vazife, anneleri Cennet’in ayaklarının altına serildiği yüce müjdeye mazhar ediyor.

Rabbimizin annelere bahşettiği şefkat duygusuyla birlikte bebeğimize en iyi şekilde bakabilmek için seferber oluyoruz. Anne sütü almalı, organik kıyafetler giymeli, emzik kullanmalı mı, beşiği, bebek arabası derken bir sürü maddi unsur zihnimizi kaplıyor.

Hele ki tüketimin ve maddeye önemin had safhaya ulaştığı bir asırda yaşamaktaysanız!

Maddi bir bedene sahip olduğu gibi ruhlu da olan emanetimizin ruh bakımı nasıl olmalı? Midesini düşündüğümüz kadar aklını, kalbini, sayısız hislerini nasıl besleyebileceğimizi düşünüyor muyuz?

Maddî sıkıntıları için türlü yöntemler denerken, kavlî duayı da yanına  ekliyor muyuz? Gaz sancısı için karnına masaj yaparken kulağına hangi Esmaü’l Hüsnayı fısıldıyoruz? Ninniler söylerken iç dünyasına  neler yüklüyoruz?

Daha yeni dünyaya gelmiş, her şeyiyle aciz olan bebeğimizin terbiyesi için neler yapabiliriz ki?

Anlar mı anlattıklarımızı, eğitimi nasıl olabilir?

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri gibi özel bir zekaya, hafızaya, ilme ve ahlâka sahip bir zat “bir yaşında” annesinden aldığı telkinler ve derslerden seksen yaşında hâlâ istifade içinde olduğundan bahsediyor. Seksen bin zatlardan eğitim aldığı halde en esaslı, sarsılmaz eğitimi annesinden edindiğini bizlere iletiyor. Sahip olduğu ilimlerin annesinin telkinleri ve manevî dersleri üzerine bina edildiğini ve paha biçilmez ilim deryası Risale-i Nur Külliyatının en büyük hakikati olan merhameti validesinin lisan-ı halinden anladığını bildiriyor.

Nuriye Hanım, bir yaşındaki küçük Said’e neler öğretti acaba?

Pek çok büyük zatta olduğu gibi Said Nursi Hazretlerini de annesinin abdestsiz emzirmediğini biliyoruz. Bu tablo ise, Üstad’ın annesi olan Nuriye Hanım’ın ne kadar takva sahibi bir kadın olduğunu ifade eder.

Daima Allah’ı zikreden bir anne. Kalbi, fikri, dili hep Allah’ı anan bir anne. Evladına hakiki bir şefkatle bakan ve bu şefkatli fiilinin oğluna bir ömür boyu hakikat dersi verdiği bir anne.

Burada “şefkatli hal” vurgusu önem arz ediyor.  Şefkat sadece yedirmek, içirmek değil elbette. Şefkati zararsız bir duygu gibi düşünüyoruz. Halbuki şefkatin suistimali de söz konusu. Yerin altında saklı olan madenler gibi şefkat madenini keşfetmemiz ve bize verilme hikmetine mutabık kullanmamız gerekir. Hanımlar Rehberi’nde geçtiği üzere bu duygu İslâmî terbiye ile hakiki manasında yaşanabilir ve yansıtılabilir.

Su damlalarının, kar tanelerinin hatta cansız eşyanın bile ortamdaki enerjiden etkilendiğini biliyoruz. Annesiyle maddi ve manevi etkileşim halinde olan yenidoğan bebeğimize fiiliyatımız ve manevi alemimiz nasıl sirayet etmesin değil mi?

İleride bana baksın diye değil yalnızca Allah rızası için şefkatle yavrularımıza bakmalı, dünyaya ihtiyaç olduğu kadar ahiret yurduna kıymeti nispetinde şefkatimizi seferber etmeliyiz ki bu duygu iki dünyada da saadetimize vesile olsun.

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*