Diğer

Hicri yılbaşı nasıl değerlendirilmeli?

Muharrrem Ayı hicri yılbaşı olduğu için bu ayda bir yıllık ömrün muhasebesini yapmak, içine girmiş olduğumuz yılın plânını yapmak gerekir. Zira yüce dinimiz nefsimizi hesaba çekmeyi, geleceğin plânlarını yapmayı bizlere emretmiştir. Geçmişin muhasebesini yapmak ve geleceği plânlamak Allah’ın insana verdiği akıl, irade ve yetkinin, hürriyetin gereğidir. Hür bir mü’min geçmişin muhasebesini yaparak geleceğin plânlarını yapmalıdır. Başarı için Allah’a yalvarmak ve dua etmek, sonra Allah’a güvenmek ve tevekkül etmek gerekir. Şayet insan bunu ihmal ederse fıtrî kanunlara ve şeriat-ı fıtrîyeye riayet etmediği için dünyada başarılı olamaz. Muvaffakiyet niyet-i halisenin refiki olduğu gibi, başarının sebebi de Allah’ın kainatta koyduğu kanunları keşfederek lehinde istimal etmesidir.1 İmam-ı Gazalî (ra) “Senenin başlangıcı olan Muharrem ayını oruç gibi hayırlı bir amel ile başlamak güzeldir ve bu senenin bereketli ve hayırlı olması için de gereklidir. Zira Allah oruçlunun duasına daha çok cevap verir” demiştir. Aşure gününde oruç tutup iftar vermek, aile efradına ihsan ve ikramda bulunmak, yeni elbise ve yiyecekler alarak onların gönüllerini almak, akrabalara ve komşulara ziyafet vererek bir araya getirmek ve dualarını almak, anne-babaya ihsanda bulunarak dualarını almak, yetime, dula ve fakire ihsan ve ikramda bulunmak, sadaka ve zekatla ihtiyacını gidermek, boy abdesti alarak, misvak kullanarak, istiğfar, ibadet ve zikirle geçirmek, yüzer defa “Fatiha ve İhlas Suresini” okuyarak, “Salavat” getirerek ihtiyacını Allah’tan istemek kabul edilmesi için güzel bir usüldür. Peygamberimiz (asm) “Sadaka ve sıla-i rahim, anne babaya yapılan iyilik ve salih amel günahlara kefarettir, ömrü uzatır.”2 buyurmuşlardır.

Hicret sevabı kazanmanın yolu

Mekke’nin fethinden sonra Hicretin fazilet ve sevabını kazanmak isteyen yeni Sahabeler Peygamberimize (asm) gelerek “Biz de hicret sevabını kazanmak istiyoruz. Bu sebeple şimdi hicret etsek bu sevabı kazanabilir miyiz?” diye hicret için izin istediler. Peygamberimiz (asm) “Mekke’nin fethinden sonra hicret yoktur; fakat niyet ve cihad vardır. Öyle ise cihad için çağrıldığınız zaman hemen koşun!”3 buyurdular. Bununla beraber Peygamberimiz (asm) hicret sevabını kazanmak için her mü’minin nefsi ile mücadele etmesinin ve günahlardan kaçmasının cihad ve hicret olacağını haber vermiştir. “Muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzaklaşan ve onları terkeden kimsedir.”4 “Gerçek mücahid nefsi ile cihad edendir.”5 Bir defasında hicretin en faziletlisinin hangisi olduğunu sordukları zaman Peygamberimiz (asm) “Rabbimin hoşlanmadığı şeyleri terk etmektir.”6 buyurdular

 

Dipnotlar

  • Bediüzzaman, Sünuhat, 1996, s. 31.
  • Feyzü’l-Kadir, 3: 195; Camiü’s-Sağir, 3: 1121.
  • Buharî, Menâkıbü’l-Ensâr 45, Cihâd, 1, 27, 184; Müslim, Hac, 445; İmâret, 85; Dârimî, Siyer, 69; Tirmizî, Siyer, 33; Ebû Davud, Cihad, 2. 3.
  • Buharî, “İman”, 4, “Rikak”, 26; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 2.
  • İbni Mâce, Fiten, 2; Feyzü’l-Kadir, 2: 31.
  • Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2: 160; 191.

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*