İbret Levhaları

Onların hesabı benden sorulacak!

           “Tarih boyunca, bu müthiş imtihanı kazanmanın şaheser misalini, evvela peygamberler ve bilhassa Sultanü’i-Enbiya Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz, sonra onun halîfe ve Sahabeleri ve daha sonra onların nurlu yolunda yürüyen büyük zatlar vermişlerdir.”

Bediüzzaman Said NURSİ

           

Hazret-i Ömer (ra) tebdil-i kıyafet ederek yardımcısı Eslem (ra) ile birlikte Medine’nin kenar mahallelerinden birinde dolaşıyordu.

Çadırın içinde bir kadın ocaktaki tenceresini karıştırıyor; çocukları ise ağlaşıyorlardı.

Hz. Ömer (ra) yaklaştı ve çocukların neden ağladığını sordu. Kadın:

“Açlıktan!” dedi.

Meğer kadın tencerede sadece su kaynatıyor, böylece aslında çocuklarını uyuyana kadar sadece oyalıyordu.  Çocukları ise sabırsızca ağlıyorlardı.

Hazret-i Ömer (ra) manzarayı görünce kendini tutamayarak ağladı.  Oradan ayrılır ayrılmaz zekât mallarının bulunduğu ambara gitti. Bir çuval un ve çeşitli erzak dolu bir torbayı sırtına aldı ve kadının evine doğru yürüdü.

Eslem Hazretleri (ra):

“Ya Emira’l-Mü’minin! Müsaade buyurun, onu ben sırtıma alayım !” dedi ise de, Hazret-i Ömer (ra):

“Hayır ey Eslem! Onu ben yükleneceğim! Çünkü onların hesabı ahirette benden sorulacak!” diye haykırdı.

Hz. Eslem (ra) anlatmaya devam ediyor:

“Kadının evine vardık. Ömer (ra) çuvalı sırtından indirdi ve ocak başına geçti. Tencereyi pişirme işini de üzerine aldı. Bir yandan tencereyi karıştırıyor, bir yandan ateşi üflüyordu. Hatta sakalının dumana karıştığı hâlâ gözlerimin önündedir.  ”

Ömer (ra) elleriyle yemeği pişirdi ve yine elleriyle çocuklara yedirdi.

Çocuklar karınlarını doyurunca gülüşüp oynaşmaya başladılar.

Hazret-i Ömer (ra) ancak o zaman geri çekildi ve dedi ki:

“Ey Eslem! Geldiğimizde onlar ağlaşıyorlardı. Şimdi ise hamdolsun gülüyorlar. Onları güler görmeden içim rahat etmedi. Şimdi artık ayrılabiliriz.”

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*