Düşünceler

Bab-ı   meftuh

Bulanık fikirler, zift düşünceler… Karanlıktan lezzet alan yüreklere yük misali olur nur. Ortalık aydınlansa da ışıktan kaçmaya çabalamanın nafileliğinde kıvranır. Uğramak dahi istemez semtine. Siyahtır. Donuktur. Keskin kenarları, kavi bentleri vardır kırıp dağıtan gücün. Divaneliğe varan inadın zaferlere dönüştüğünü sanıp, işittiği iniltileri alkış olarak algılar. Savurur, savrulur. Meğer ki iftah olsa idi; uzanıp dokunacağı saadet, gark olacağı muhabbet ırak olur ömürlerce. Ömürler yaşanıp, hayatlar tükenir “hiç” uğruna. Ziyan olur onca emekler… Yedindekiler yazık edilir düşünülmeden. Aceleci dünya tutar ellerimizi. Bırakmaz ki uzanalım. Teskin olamayınca yalancı hülyalarla, sırf oyalanmaya tükenir nefeslerimiz.

Nezih bir nedamete kalmıştır istikbalimiz. Uçsuz bucaksız gezegenlerin ortasında yüzen dünya arşında. Yekta bir secdeyi müflis oluşumuza kefaret etmek, güya fazladır bize. Bizden yansıyacak bambaşka birine mesafeliyizdir ziyadesiyle. Gününü gün edenlerden maada yoktur sanki yaşayan. Yazılan kaderin yük sandığımız sıkletinde. Manayı ayıklayabilmekse haram ettiğimiz kendimize. Ardına kadar açılacak bab-ı âlemin anahtarını kavramak, umursamazlığına bedelidir ruhumuzun. Arkası yangın, arkası ziyandır oysa evham içinde bekleştiğimiz dar koridorların. Birer lâbirent çizip yegâne çıkışını silmişsek zihnimizden çoktan. İnsanın nankör ve cahil oluşu hayatı acılaştırır. Lezzetsizleştirir. Maddeyle hükümran olanların hâkimiyetleri kabir kapısına kadardır oysa. Bâdehû söner ve gider.

Haklısınızdır. Uzlet hanenizde baltalanmış hayallerinizle yalnız başınasınızdır üstelik. Sizden gasp edilense… Yıllarınız belki de. Asla tekrar geri gelmeyecek. Çekip gitmiş! Elimizde olmayan ve hakkından gelemeyeceğimiz uyûbun sorumlusu bizler değilken. Üstüne bir de maziye mahzunken müstakbeli de göremez hale gelirsiniz. Nafile çare bulamazsınız içinizdeki uhdelere. Sadece imkânsızlıkların içinde naçar beklersiniz.

Mazlum munsıftır. Feryatları ise sessizliktir. Yıllarca, belki de ömürlerce…  Uhraya kalmıştır, orada bekler bizi mahiyetimiz. Fanide mukavemetsiz, can çekişirken yüreğimiz. Ahı arşı bulan dualar ise yegâne mütesellimiz.

“Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübraya bırakılıyor.”1

 

Dipnot

  • Sözler, Onuncu Söz. Bediüzzaman Said Nursi

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*