Ayın İçinden

Ayın İçinden

İMAM-I GAZALÎ (1058–1111)

Bilgi nedir? Hakikatlere ulaşmada, hakkı batıldan ayırmada bilginin rolü nedir?
İmam-ı Gazalî aklın hakikatleri kavramada yeterli olup olmadığını ve aklın ürünü olan ilimlerin hakikat paylarının ne olduğunu inceleyip, İslamî bir yorum ortaya koyanların en önemlilerindendir.
1058 yılında İran’da Horasan iline bağlı Tûs şehrinde doğan İmam-ı Gazalî küçük yaşlarda medrese eğitimine başlamıştır. Daha sonra “Medrese-i Nizamiye”adındaki devrin en ünlü üniversitesine müderris tayin edilmiştir.

 

MUSTAFA SUNGUR (1929- 1Aralık 2012)

“Sungur fenâfinnur olmaya mecburdur.”
Said Nursi

ay        Fenâ… “Fâni olma, kendi varlığından geçme, varlığını feda etme” gibi manalara geldiğinden kendisinden sonra gelen kelimeye “uğrunda fâni olunacak kadar yüce değer taşıdığı” manası kazandırır. Fenâfinnur Nur’da fâni olmak, nuranileşmek manalarına gelir ve Mustafa Sungur ağabeyle özdeşleşen bir kelimedir.
Mustafa Sungur 1929 yılında, Eflâni ilçesinin Çalışlar mahallesinde dünyaya geldi. Babası Seyyid sıfatı taşıyan Mekkeli Abdüssamedoğulları ailesine mensup Mehmet Efendi, annesi soyu Buhara’ya dayanan Cemile Hanımdır. Mustafa Sungur İlkokulu bitirdikten sonra 1942 yılında Kastamonu daki Gölköy Köy Enstitüsüne girer. Kendisinin Afyon Mahkemesine yazdığı temyiz lâyihasında, “Ben Kastamonu Gölköy Enstitüsünde okurken bazı muallimler tarafından bize dinsizlik dersi verilmişti” diyerek de ifade ettiği gibi, okulda şiddetli dinsizlik telkinlerine maruz kalır. Fakat Sungur, ailesinden aldığı dinî bilgilerle mukavemet eder.
İlk defa 23. Sözü ve Ayet’ül Kübra’yı okuyunca Risale-i Nurlara karşı büyük bir merak duydu. 1947 yılında Üstad’ı ziyaret maksadıyla Ceylan Abinin refakatinde Emirdağ’a gider. ‘Manevî bir baba şefkatiyle’ karşılayan Üstad, “Ceylan bir Sungur, Sungur bir Ceylan”dır” diyerek onu da manevi evlatlığa kabul eder.
“Ben Sungur’u Rusya’ya Tiflis’e göndereceğim” demişti Bediüzzaman. O dönemde komünizmin temsilcisi ve Demir Perde tabir edilen Rusya’ya girip iman mücadelesi vermek neredeyse imkânsızdı. Üstadının bu sözünü istikbâle atfedilen  mühim bir vazife olarak düşünen Mustafa Sungur, dünyanın pek çok yerine hizmet için gittiği gibi Rusya’ya da gitti. Ardından Azerbaycan, Nahcivan gibi ülkelere de giderek Nur medreselerinin açılmasına vesile oldu.
Bediüzzaman’ın on üç sene hizmetinde bulunan,  hapishanelerde, medreselerde Risale-i Nur’ları neşreden ve yurt dışı hizmetleriyle de Nurların nâşirliğini yapan Sungur Abi Üstad’ın da birçok övgüsüne mazhar olmuştur.
1 Aralık 2012 de  İstanbul’da vefat eden Sungur Abinin kabri Eyüp Sultan kabristanlığındadır.
Kaynakça: Nur Talebeleri-İslam Yaşar \ Yeni Asya yayınları

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*