Bebek Dünyası

Anne sütü, mamadan daha güçlü koruma sağlıyor

Doç. Dr. Ali Ayçiçek
Doç. Dr. Ali Ayçiçek

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak çalışan Doç. Dr. Ali Ayçiçek, “Anne sütü, mamadan daha güçlü koruma sağlıyor” isimli çalışmasıyla uluslararası ödül almış başarılı bir hekim. “Anne sütünün faydaları saymakla bitmez” diyen Ayçiçek henüz yeni anneler için tavsiyelerde bulundu. Buyurun efendim…

Anne sütünün ehemmiyeti noktasında öncelikle okuyucularımıza neler söylemek isterseniz?          

Öncelikle anne sütünün kesilmesinin ya da ara verilmesinin çok basit sebeplerle olduğunu fark ediyoruz. Bunların içinde anne, baba hekimler bile var. Kendileri Çocuk Uzmanı olmadıkları için yeni doğmuş bebeği “yeterli kilo almamış” deyip hemen mamaya başlamak gibi yanlışlara düşüyorlar. Dolayısıyla önce dikkatleri buraya çekmek istiyorum. Bir bebek, özellikle ilk bebekler de bu yaşanır, kilo almıyor, zayıfladı diye aileler telaşa düşüyor. Bebeğin anne sütünden mahrum bırakılması kabul edilemez bir durumdur. Bir bebek zaten doğduktan 10–15 gün sonra kendi doğum kilosuna gelir. Aileler zannediyor ki bebek hiç kilo almıyor. Aslında bebek vücudundaki fazla sıvıyı atıyor. Yerine de kaybettiğini koyuyor ve yaklaşık 300 gram kadar da geri almış oluyor. Ama insanlar bu detayı bilmedikleri için telaşlanıyorlar. Bir kere mamaya şöyle ya da böyle başlanıldığı zaman maalesef çoğunlukla annenin sütü kesiliyor. Bebek de tabii ki artık kolay besleyen biberonları tercih edip, anne sütü dediğimiz nimetten mahrum kalıyor. O yüzden hem hekimlerin bu hususta çok daha sabırlı olmaları, hem de ailelerin dirayetli ve dirençli olması gerekiyor. Başka türlü anne sütünü devam ettirmek zor. Anne sütü için ister aşı, ister gıda diyebilirsiniz. Her geçen gün yeni şeyler söyleniyor. Normal doğum şeklinin sezaryene göre ilerleyen dönemlerde, aylarda ve yıllarda pek çok hastalığın önüne geçebildiği de biliniyor. Dolayısıyla bir tarafta anne sütü, bir taraftan doğum şekli, bir taraftan insanların hijyen telaşı hepsi bir araya gelince bizi geleceğe ya güzel hazırlıyor ya da bizi sıkıntılarla baş başa bırakıyor. Anne sütünün eşsiz olduğunu hemen her anne biliyor da, benim durumum özel diyor. Kendi o özel durumlarını bir kenara bırakarak anne sütüne mümkün mertebe en az 6 ay, mümkünse 2 yaşına kadar devam edilmeli.

Anne sütü kadar, etkili emzirmenin de önemli olduğunu söylüyorsunuz. Biraz da bundan bahsedebilir miyiz?

Emzirme sırasında annenin sadece bebeğiyle meşgul olması da çok önem arz ediyor. Mesaj yazar veyahut Facebook’una bakarsa, diğer taraftan televizyonu takip ederse etkili bir emzirme olmuyor. Her ne kadar anne sütü göğüsten geliyor olsa da aslında beyinden sentezleniyor. Beyin bunu kumanda ediyor. Dolayısıyla emzirme sırasında buna dikkat etmeleri, emzirmenin etkili olması noktasında çok önem arz ediyor. Anneler gerektiği zamanlar profesyonel destek alıp, bu işin gerekliliğinin, zaruretinin farkında olmalılar. Bu işlerini kolaylaştırır.

 

Peki, bir Çocuk Sağlığı Uzmanı olarak en çok karşı karşıya kaldığınız durum nedir?

Anne sütü alan bir bebek bazen ishal diye muayeneye getirilebiliyor. Hâlbuki bu gerçekte ishal değildir. Bir bebeğin büyük abdestinin nasıl olduğunu bilmeyen yeni bir anne “bebeğim ishal” diye gelebiliyor. Gerekli gereksiz tahliller yapılıp ilaçlara başlanıyor. Olağan bir düzen sizi daha sıkıcı bir sürece götürebiliyor. Pratik olması açısından şunları söyleyebiliriz: Etkili emen bir bebek ateşli olsa ve başka bir şikâyeti de olsa, beslenme bebeklerin sağlığının önemli bir göstergesi oluyor. Dolayısıyla çok iyi emen bir bebekte çok fazla telaş etmek ekseriyetle gereksiz doktora gitmelere sebep oluyor. Ayrıca emzirme sırasında, öncesinde, sonrasında özellikle yeni anne adaylarında meme başlarındaki çatlaklar bazen sütün kesilmesine, mama verilmesine sebep olabiliyor. Bunun da tek ilacının anne sütünün yine kendisinin olduğunu pek çok anne farkında değil.

Çalışan anneler için sütü muhafaza için aparatlar var bunları nasıl buluyorsunuz?

Çalışan anneler çok zaruret olmadıktan sonra altı ayı bebeğiyle geçirmesini şiddetle öneriyoruz. Bir daha ne anne, ne de bebek o günleri yaşayacak. Kazanacağı veya kaybedeceği bazı maddî şeyler olabilir. Ama hiçbir şey o altı ayı geri getirmeyecek. Dolayısıyla ilk altı ay bebeğin yanında olup birebir onu emzirmeyi biz şiddetle tavsiye ediyoruz. Sağlık politikaları da bunu destekliyor. Ama 6 aydan sonraki zamanlarda, ek gıdalara başlandığı dönemlerde elbette anne sütünün makineler yardımıyla buzdolabında muhafaza edilmesi, usulüne uygun verilmesi elbette bir çözüm yoludur. Ama ilk altı aydan önce, kırk günlük ya da iki aylık bir bebek için, anne çalışmak zorunda kalıyorsa sağma, dolapta muhafaza etme yönteminin mamaya göre daha üstün olduğu bilinen bir şeydir. Kendi ifadeleriyle pek çok anne söylediği gibi makineyle çekmek bebeğin emmesi gibi olmuyor. Az önce dediğimiz gibi süt her ne kadar göğüsten geliyor olsa da beyinde salgılanan hormonlar sayesinde süt gelmektedir. Dolayısıyla makine hiçbir zaman emme gibi olmuyor. Makine yeterli süt çıkaramıyor, çıkarsa bile bazen şiddetli ağrıya sebep olabiliyor.

 

Emziren annelere ya da anne adaylarımız, son olarak neler söylemek isterseniz?

Anne sütünün faydaları saymakla bitmiyor ve her geçen gün de yeni şeyler ekleniyor. Peki, anne sütünün, emzirmenin zararı var mı? Kesinlikle bilinen hiçbir zararı yok. Anne sütünün verilmesinin yasak olduğu durumların da bazen abartıldığını maalesef görüyoruz. Anne sütünün yasaklandığı durumlar toplamda bir elin parmaklarını geçmez. Çok istisnai durumlar vardır. Mesela diyelim ki annenin göğsünde ağrılı iltihaplanma, vs. var. Bu durumlarda bile anne sütünün faydası, zararı mı var diye değerlendirildiğinde genel olarak o sütün boşaltılmasının anneye, bebeye faydalı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bir şekilde anne sütü çok zaruret olmadığı sürece bırakılmaması gereken bir gıda.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*