İlham

En güzel dantel        

O bir ev hanımıydı. Bitmez tükenmez işlerinin arasında da dantel örmeye çalışıyordu. Onun dantelleri hakkında “O kadar temiz, kusursuz ve güzel ki!” diye övgü ile başlarlardı anlatmaya. Herkes kızının çeyizlik dantellerini ona ördürebilmek için sıraya girerdi.”Yeter ki o örsün beklemeye razıyız.” diyorlardı.

Evinin geçimine katkıda bulunduğu için çok mutluydu. Bu sayede çocuklarını rahatlıkla okutuyor, beyinin yükünü hafiflettiği için de huzur duyuyordu. Dantel örerken evinin fertlerini tek tek gözünün önüne getiriyor, onları sevgi ile kucaklıyordu. “İyi ki böyle bir kabiliyetim var.” diye şükrediyordu.

Bu gün de evinin işlerini bitirmiş, cumbalı evinin cam kenarına oturmuş, dantelini örmeye başlamıştı. Çoğu kez bakmadan bile kusursuz örebiliyordu. Nakışlar sanki onun her bir zerresine yazılmıştı. Gurur da duymuyor değildi hani…

Ev hali bu ya, dertler, sıkıntılar, endişeler hiç eksik olmazdı. Hele bir de anne olunca, yüreği her şey için teyakkuzdaydı. Bugün nedense üzgündü. Oğlu babasına kızmış, kapıyı çarpıp çıkmıştı. Bir nasihat etmeye fırsat bile bulamamıştı. Kızı dersleri için üzülüyor, o ondan daha çok üzülüyordu. Kahvaltı hazırladığı halde, kocası yemeden ve konuşmadan çıkmıştı.

Dantel, bütün dertlerini unutturuyordu ama bugün hiç de öyle olacağa benzemiyordu. Ziyadesi ile içi sıkılmıştı. Yetiştirilecek dantelleri düşünüp, gayretle örmeye başladı. Bir yandan da  yoldan geçenleri seyrediyordu. Sanki herkes tasasız ve rahat görünüyordu, ama elbette ki herkesin birçok sıkıntısı vardı.

Bir fasıl hiç yerinden kıpırdamadan ördü dantelini. Ama o da ne? Bir de baktı ki birçok yanlışlar yapmış, olmadık nakışlar ortaya çıkmıştı. Hayretle seyretti eserini ve düşündü. Etrafını çevreleyen hiç kusursuz bir nizam vardı. Bir an bir dalgınlıkla yaptığı yanlışlıkları göz önüne getirince bu kusursuzluğun sahibinin azametini hissetti.

Bir dantel misali kar tanelerini, renk renk, nakış nakış çiçekleri, her cinsten kuşları ve hayvanları, ağaçları, meyveleri, suları, güneşi, ayı, yıldızları bir bir gözünün önünden geçirdi. Ne kadar kusursuz ve mükemmeldi herşey… Hakiki bir kulluk yapabilmek için derin bir arzu, gurur ve kibirden uzak hakiki bir teslimiyet arzu ederek, kalbindekileri Rabbine arz etti.

Dantelin o kısmını itina ile çıkardı. Yeni bir ip ekleyerek daha bir dikkatle örgüsüne başladı. Arada bir bozuk çıkan dantel parçasına bakıyordu. Bu parçanın onun kulluktaki direncini arttırdığını fark edince karar verdi ki, bunu çerçeveletip asmalı ve hep göz önünde bulundurmalıydı. Bugün alışverişe çıkınca, bu işi yapmalıydı. Geciktirmek istemiyordu.

Hemen hazırlanıp evden çıktı. Genç bir çocuktu çerçeveci. Kendi oğlu yaşlarında. Arzusunu söyledi. Delikanlı,”Ablacığım, merakımı bağışlayın, bu bozuk dantel parçasını çerçeveletmenizin sebebini istemeyerek de olsa merak ettim.” deyince, macerayı anlattı. “Hayret! Ne kadar güzel anlattınız, Allah’ın kusursuz nizamını. Ben aklıma sığıştırmıyor ve inançta zafiyete düşüyordum. Bu yüzden de ailem çok üzülmesine rağmen, ibadetlerimi yapamıyor, hatta yapmak istemiyordum. Umarım bundan sonra gidişatımı düzeltirim. Bunu hemen en güzel şekilde çerçeveleyeceğim. Para da istemiyorum. Sakın ısrar etmeyin” dedi.

Mutlulukla oradan ayrıldı hanım. İçinde derin bir huzur vardı. Sanki yenilenmiş, tazelenmiş, çevresindeki her şey de parlamaya başlamıştı. Işıl ışıl olmuştu dünyası. Ne güzel bir şeydi, bu uyanış, tazeleniş, Cenab-ı Hakk’a giden yola dâhil oluş… Hidayet!

Ertesi gün gitti, çerçevesini almaya. Pek de güzel olmuştu. Baktı ki, duvarda fotokopisi alınıp, büyütülmüş dantelinin başka bir çerçevesi de asılmış. Delikanlı hanımın ona baktığını anlayınca,”Ben de artık sizin gibi kulluğumu unutmamak için ona bakacağım. Namazlarıma da hemen başladım. Ailem şimdi çok mutlu.” dedi.

Teşekkür ederek oradan ayrılan genç hanım, bir yandan elindeki çerçeveyi mutlulukla ve sevgiyle okşarken, bir yandan da gözyaşlarını tutamamıştı. Şöyle kimsenin görmeyeceği bir yere oturup, iyice bir içini boşaltsa iyi olacaktı.

Bir kaç gün sonrasıydı. Yine bu dükkânın önünden geçiyordu ki bir kalabalık gördü. Merakla yaklaştı. Birisine,”Ne oldu burada?” diye sordu çekinerek. “Çerçeveci genç çocuk öldü. Evi üst katta. Bu yüzden burada toplandık.” cevabını alınca bir tuhaf oldu. Yine gizli bir yer bulmalıydı, ağlamak için… Dünkü oturduğu gizli yere gidip, gözyaşlarını salıverdi. Ölüm bu! Genç ihtiyar ayırmayarak, sırası geleni alıyor ebede. Bir yandan ağlarken, diğer yandan da bir mutluluk yayılıyordu içinde.”İnanarak gitti. Rabbini razı ederek gitti.” diye tekrarlıyordu.

Eve geldi, halsiz, mecalsiz. Duvara astığı çerçevelenmiş dantelini okşadı. Onu oraya astığından beri, birçok kişiye en derin hakikatleri bile anlatma imkânı bulabilmişti. Birçokları inanışını düzeltmiş, imanını tazelemişti. Bu dantel parçası, hayatında ördüğü en güzel, en anlamlı danteldi…

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*