Düşünceler

Neşv-ü nema zamanı: Üç aylar

Cemreler düştü toprağa. Bahar kapımızda. Kâinat yenileniyor. Toprak, hava, su soğuk değil artık. Sıcacık… Tohumlar heyecanlı, gün yüzüne çıkmalarına az kaldı. Tatlı yağmur damlaları bize baharı müjdeliyor.

Dünyanın maddî baharı bu kadar yakınken, gönlümüzün baharı ne zaman gelecek peki? Manevî buhranlar yaşadığımız ve günahlara daldığımız bir hâldeyken, yenilik ve temizlik bekliyor ruhumuz, kalbimiz. Kalbimizin de ihtiyacı var nisan yağmurlarına. Nefsimizin rağmına bekler durur rahmet damlalarını…

Bu bekleyişimizin müjdecisi olur semaya yükselen minarelerdeki kandiller. Bir gece bakarız ışıl ışıl yanmışlar. Sönmeye yüz tutan gönlümüzün ışığının ferini arttırır, kandil gecelerinin kandilleri. Çünkü bu gece Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaib Kandilidir.

Toprağa, havaya, suya düşen cemreler artık beşeriyetin manevî havasına da düşmüştür. Receb-i Şerif, Şaban-ı Muazzama ve Ramazan-ı Mübarekle başlar ruhumuzun baharı. Temizleniriz önce kirlerden, günahlardan. Sonra tohumlar atılır ibadet haliyle içimize. Öyle ki hem dünyada, hem ukbada meyveleri alınacaktır.

“Bu pek çok uhrevî faideleri kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhur-u selase” (1) işte geldi kapımızda.

Maddi ve manevî baharlar kuşattı bizi. Kâinat çiçeklenerek hoşamedi hazırlığında mübarek aylara. Karşılama sırası bizde. Kapımızı açıp buyur etmek, hoş geldin demek bizim elimizde.

Haydi, tüm kâinatla beraber diyelim “ Ehlen ve sehlen, merhaba!”

Dipnot:

1. Şualar, Bediüzzaman Said Nursî

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*