Kapak

  Şefkat medeniyetinde kadın

 

İslâm medeniyeti şefkat medeniyetidir. Ağaçların, hayvanların, anne rahminde daha dünyaya gelmemiş bebeklerin, beli bükülmüş ihtiyarların, ak saçlıların, kadınların hukukuna riayet edilir. Hak hukuk üstünlüğü, “ben” değil “biz” bilincinin ortaya çıkardığı dayanışma yardımlaşma prensipleri, aynı Allaha inanmanın getirdiği din birliği, fazilet ve rıza-yı İlahî şuuruyla fertleri, aileleri, toplumları inşa eder. Gündelik hayat bu prensiplere göre şekillenir.

Aksi takdirde gücü yeten gücü yetene prensibi işler. Erkek kadına şiddet uygular, kadın çocuğa, çocuk sokaktaki arkadaşlarına ya da hayvanlara… Gün gelir, güç dengeleri değişir çocuğuna şiddet uygulayan anne çocuğundan şiddet görür, karısına şiddet uygulayan erkek karısından şiddet görür… Fazilet ve rızayı İlâhî asıl olmazsa toplumda “orman kanunları”ndan da beter sahneler yaşanır… Kaldı ki hayvanlar arasında bile teavün ve yardımlaşma asıldır…

Kelâm-ı ezelî

İslâm’ın ter ü taze hakikatleri 15 asırdır Kur’ân kelâm-ı ezelî olduğundan hiç yaşlanmadan aksine gittikçe gençleşerek her bir inananın, her bir kadının iç dünyasını nurlandırır, hayat pusulası olur. Her bir mümin kadının kalbine yeniden yeniye iner vahyin hakikatleri. Hidayet nurları her dem tazelenir.

Bediüzzaman Hazretlerinin Tesettür Risalesi’nin başında ifade ettiği gibi “Kuran’ın bütün hükümleri kadının fıtratına uygun, Kur’ân’a muhalif olan her şey kadının fıtratına da muhaliftir” formülü bu konuyu özetler.

İslâm medeniyetinde kadın hukuku

İslâm medeniyetinin kadın hukukuna getirdiği haklardan genel bir tablo sunalım:

1. Kur’ân medeniyetinde kadın da erkek de kuldur. Allah’a ibadet noktasında eşittir. Üstünlük ancak takva iledir. Yapacakları ibadetlere göre muamele göreceklerdir.

2. İslâma göre kadın ve erkek bir elmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlar. Ayette “kadınlar sizin için, siz de kadınlar için birer örtüsünüz” denir. Kur’ân’a göre kadın erkeğin hayat arkadaşıdır.

3. İslâm kadın üzerindeki lâneti kaldırır, insanoğlunun cennetten çıkmasına ve lanetlenmesine kadının Hz. Havva’nın sebep olduğu itikadını kabul etmez. Kur’ân’a göre şeytan ikisini de kandırmış, yasak ağaçtan yedirmiştir. Beraberce tövbe ederek affedilmişlerdir. Burada ilk ebeveynin işledikleri hatanın gelecek nesillere intikalini de reddetmiştir. Her ümmetin kendi kazandıkları kendinedir, başkalarını mesul etmez. 4. İslâmiyet bir iman inkılâbı gerçekleştirerek uğursuz saydıkları kız çocuklarını toprağa diri diri gömen vahşi bir kavimden, bilerek karıncayı dahi incitmeyen medenî müminler ortaya çıkarır. Hz. Ömer’in (ra) geçirdiği iman inkılâbı buna en güzel örnektir…

5. İslâm erkeklere, kadınlara karşı şefkat, sevgi, itina göstermelerini emreder. Peygamberimizin (asm) Kadınları taşıyan develeri süren hizmetçisini “Billurları incitme, yavaş sür!” diye ikaz etmesi kadınlara bakışını gösteren önemli bir hadistir. Peygamberimiz kendi hayatıyla da buna model teşkil eder.

6. İslâm kadını kız çocuğu, eş ve anne olarak yüceltir ve şereflendirir. Peygamberimiz kızların bakımı ve eğitimi için katlanılan zahmet ve fedakârlıkların cennetle mükâfatlandırılacağını ifade eder. Anne babalara çocukları arasında eşit muameleyi tavsiye eder hatta “Ben birini üstün tutacak olsaydım kızları üstün tutardım” der.

7. Eş olarak da kadınların hakkını yüceltir, erkekleri kadınlara zulüm noktasında ikaz eder: “Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah’tan korkunuz. Zira siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız ve nikâhla kendinize helâl kıldınız.” “En hayırlınız kadınlarına karşı hayırlı olan onlara iyi davranandır” buyurur. Hatta annenin ve zevcenin dostlarına da iyilik ve ikramı ister. Peygamberimiz (asm) Hz. Hatice’nin (ra) dostlarına da ikramda bulunur.

8. İslâm kadına anne olarak değer verir cenneti ayakları altına serer. Konu ile ilgili bir ayet şöyledir:

“Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, ana babaya güzellikle muamele edin. Eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline ulaşırsa sakın onlara “öf” bile deme. Onları azarlama İkisine de iyi ve yumuşak söyle.”

9. İslâm kadının ilim öğrenmesine önem verir. Hadiste “İlim talep etmek her Müslüman üzerine farzdır” buyrulur.

10. İslâm kadına varis olma hakkı verir. İster anne, ister zevce, ister kız, ister anne karnında cenin olsun…

11. Dünyaya ait cezalar konusunda kadınla erkek arasında fark yoktur. Hatta bu konuda kadın lehine hükümler de vardır. Bir erkek ispat edemediği fuhuş suçunu bir kadına isnad ederse iftira cezasına çarptırılır ve ömür boyu şahitliği kabul edilmez.

12.Miras konusundaki hükümde Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği hikmet yönü vardır. Erkeğe iki pay verilmesinin sebebi geçindirmekle vazifeli olduğu ailesinin payıdır. İslâma göre erkek evini geçindirmekle mesuldür. 13. İslâm taaddüt-i zevcat konusunda eş sayısını bir taneden dörde çıkarmayıp kırktan dörde indirir. Zira Cahiliye döneminde eşlerin sayısında sınır yoktu…

14. Kur’ân’ın tesettür emri kadını esaret altına almamış, bilâkis hürriyetine kavuşturmuştur. Aile ortamında, evlilik hayatında, toplum hayatında hem ruhen, hem de bedenen özgürleştirmiştir. Yirmidördüncü Lem’a bu açıdan muhteşem tesbitlerle doludur.

Görüldüğü gibi İslâm insaniyet dinidir. Kadının devredilen meta olarak görüldüğü, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bir toplumda, gerçekleştirdiği iman inkılâbıyla kadına haklar verir. Allah’a kulluk noktasında erkekle eşit tutar.

Hülâsa

Peki, İslâm toplumlarındaki bu şiddet, hane içi huzursuzluklar, suç oranlarının artışı, terör hadiseleri gibi olaylar kaynağını nereden almaktadır?

İman zayıflığından, ahlâk zayıflığından… Nefis ve şeytanın kalb ve vicdana galip gelmesinden…

O yüzden imanımızı kuvvetlendirecek eserleri okumaya, “urvetü’l vuska” olan Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktan başka da çaremiz yoktur…

Asrımızın hastalıklarına Kur’ân eczanesinden hazırlanarak sunulan Risale-i Nur eserlerine hepimiz ekmek, hava, su kadar muhtacız. Bu hakikatlere çalışmamız gerekir. Dört esasından biri şefkat olan Risale-i Nur ekolünün menfaat üzerine dönen toplum hayatına Kur’ân namına söyleyecekleri dersler vardır. Bediüzzaman Hazretlerinin “şefkat kahramanı” dediği kadınların sağlam aile yapıları ve yetiştirdikleri çocuklarla Kur’ân ve hakikat namına bu topluma verecekleri hayatî dersler bulunmaktadır.

Bu konudaki çalışmalarımızın zerre miktar bile olsa karşılığını Rabbimiz vereceğini taahhüt ediyor. O sözünden dönmez.

“İster erkek ister kadın mümin olarak salih amelleri kim işlerse, işte onlar cennete girerler ve yaptıklarının zerresi dahi zayi edilmez, zulme uğramazlar (Nisa Suresi 125.)

“Erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın çalışmasını boşa çıkarmam” (Al-i İmran 195.) ayetleri bu konuda İlâhî bir taahhüttür.

Evet, sadece iman hakikatlerine çalışmak, sağlam aile yapılarına sahip fertler olarak engelleri ciddi, gayretle hep birlikte çalışarak meşveret ederek aşmak hepimizin önünde bitirilmeyi bekleyen bir ödev olarak duruyor…

Kaynak: İslâm’da Kadın Hakları, Mehmet Dikmen, Yeni Asya Yayınları, 1981 baskısı.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*