Psikoloji

Kızlarım ve kişilik

Biz psikologlar; bir insanda sorun gördüğümüzde önce anne ve babasının davranışını sorgularız. Evet… Belki ruh sağlığının bozulmasında anne ve babasının katkısı olmuştur, ama anlatacağım hikâye kişilik boyutunun çok önemli bir parçasının doğuştan geldiğinin bir kanıtıdır…

Artık kardeşlerimizin beğenmediğimiz huyları için anne babamıza veya eşimizin beğenmediğimiz huyları için kayınvalide ve kayınpederimize kızmamızın pek bir anlamı yok gibi… Huy bir kader. Çevremizdeki huylar da bizim kaderimiz.

Yaklaşık bir ay önce üçüz kızlarım dünyaya geldiler. Üç farklı yumurta, üç farklı kan gruplarına sahipler. Beş saniye ara ile doğdular. Aynı anne babadan, aynı karnı paylaşarak, tamamen Allah vergisi doğan bu bebekler birbirlerinden o kadar farklı mizaçlara (huylara) sahipler ki inanamazsınız. Peygamber Efendimiz’in (asm) kızlarının adını koyduğumuz, Zeynep, Rukiye, Gülsüm bebeklerimizden Zeynep’le başlayabiliriz mesela.

Zeynep, ilk doğan ama en düşük kiloya sahip olan. Ablalığa yakışır tarzda yememiş yedirmiş sanki. Ciddi bir yüzü var. Sanki seni çağırır gibi ara ara ağlar. Asla kararından fazla mama almaz, bir ölçeği ayarlamış gibi içer ve bırakır. Çok fazla gülmez ve ihtiyacı olmazsa da ağlamaz. O küçücük cüsseyi görmeseniz, o ciddi yüz ifadesiyle bebek olduğu hissine kapılamayabilirdiniz. Sanki büyük biri de küçük bir bedene girmiş gibi insanda saygı hissi uyandırıyor.

Sıra geldi Rukiye’ ye. Rukiye; hanımefendi, ağır hareket eden, hemşire ablasının, “bu ne kadar gevşek bebek” diyeceği kadar süzülen bir bebek. Yüzüne bakar bakmaz yuvarlak ve kararında ölçülü yüz hatlarıyla içinize hoş duygular katan, tombul yanaklı, mamanın ağzına dolmasını bekleyecek kadar rahatına düşkün bir bebek. Kısık sesle, düzenli bir ritimle ağlar ve ağlarken titreyen çenesiyle içinizi parçalar.

Şimdi sıra geldi Gülsüm’ e. Gülsüm doğduğu zamandan itibaren kucakta durmayı seven, ilgiyi seven, sempatik, çekik kara gözlü, kara saçlı, yüzüne bakınca gülme hissi uyandıran bir bebek. İstediği olana kadar bağıra bağıra yüksek sesli ve aralıksız ağlayan bu bebek, aynı zamanda çok gazlı ve çok obur. Annesinin yanında olmasını çok sever ve annesinin kokusu olmazsa uyuyamaz. Karnı doyunca bayılır gibi uyur; ama uzun süre de uykuda kalamaz. Birbirine ne yüz ne de huy olarak hiç benzemeyen bu üçüz yavrular, bakalım bize daha neler öğretecek…

Yeni maceralarda görüşürüz.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*