Hikâye

İçimizdeki tozlar  

 

Elinde toz bezi, sildiği yerleri sürekli silmeye devam ediyor, sanki sildiği anda tozlar oraya hücum ediyordu. Tozlar girmesin diye birçok önlem almıştı ama yine de içindeki ses ona rahat vermiyordu. Toz bezi ile gözüne ilişen yerleri defalarca sildi. Oysa artık tozlar bile onun evine gelmiyordu.

Mutfakta yemek yaparken, elinde örgüsünü örerken sürekli tozların mobilyaları üzerine geldiğini hissediyor ve rahat oturamıyordu.

Televizyonu bile açmıyordu. Çünkü o alet tozları üzerine çekiyordu. Sonra tozlar uçmaya ve her yere yapışmaya başlıyordu. Sonra da her yeri baştan siliyordu. Koltuk örtüleri bozulmasın diye onları divana dikmişti. Zira bozuldukça onları düzeltirken yine toz çıkıyor ve evi kirleniyordu. İşte onun hayatı telefonu çalana kadar böyle devam ediyordu…

“Alo, buyurun?”

“Mehmet Bey’in eşi misiniz?”

“Evet, benim buyurun.”

“Hanımefendi eşiniz bir iş kazası geçirdi…”

Telefon elinden düşerken toz bezi de yerdeydi. Evden kendisini dışarıya attığında hiçbir şeyden haberi yoktu. Hastaneye gelince, eşini görünce ve durumunun ağır olduğunu öğrenince hayatında artık toz kelimesi de yoktu. Ve onun için hastane günleri başlamıştı.

Üç yıl boyunca her gün evi hastane oldu. Tozlu koltuklar yatağı oldu. Toz bezi yerine elinde eskiyen dua kitabı oldu. Her gün geldi, her gün aynı yerde dua ederek bekledi ve üç yılın sonunda vefat haberi onun dünyasına inen ikinci darbe oldu.

Bazen oluyor da eski günlerini temizlik saplantısı olduğu zamanları hatırlıyordu… Sadece acıyarak kendisine gülüyor. Ne kadar boşmuş. Allah’ın ona verdiği güzel günleri azaba çeviren tozlar değil, kendisi olmuş. Şimdi toz bezi ayda yılda bir çıkıyor. O ise içindeki tozları silmekle meşgul. Çünkü insanın içindeki tozlar silinmez ise kalbi parlayamaz. Bu yüzden gerçek temizlik insanın kendi içindeki tozlardan kurtulmasıdır.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*