Kelimat Çiçekleri

Dua yüklü seccade

 

Ay batmak üzereydi. Minarelerin kandilleri çok­tan sönmüş, tan yeri ağarmaya başlamıştı. Martı­ların çığlıkları serçe cıvıltılarına karışıyor, kargalarsa alabildiğine bağırıyordu.

Küçük kız sabah namazının ardından seccade­sinde oturmuş gökyüzüne bakıyor, âdetâ gözleriyle hepsini kucaklıyordu. Ama ay bu gece bambaşkay­dı. Âdetâ batmak istemezcesine öyle duruyor, ışıl ışıl parlıyordu.

Küçük kız seccadesinden kalktı, küçük adımlarla ileri geri yürüdü. Zihnini toplamak istercesine göz­lerini kıstı. Sonra sesli düşünmeye başladı.

“Bir tarafta ay, bir tarafta güneş… İkisi de ne kadar güzel… Bu hâl bana Peygamberimi (asm) ha­tırlatıyor. Hani amcası Ebu Talip müşriklerin baskısı üzerine yeğenine davasından vazgeçmesini söyle­diğinde Peygamberimin (asm) verdiği cevap: ‘Bir elime ayı, bir elime güneşi verseler ben bu dava­dan vazgeçmem.’ Öyle ya, dünya tüm güzellikleri ile karşısında iken Rabbini seçmişti Peygamberim (asm). O hâlde ben de öyle yapacağım. Her hâlûkâr­da bu davadan vazgeçmece yok.”

Sonra gelip tekrar seccadesine oturdu küçük kız. Duâlarına devam etti… Elleri semaya, yüzü secca­desine dönüktü. Gözyaşları ise dizlerine döküldü. Semada ay ve güneş hâlâ tebessüm ediyordu…

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*