Röportaj

Doğa sevgisini sanatla harmanlıyor

Doğadan topladığı tohum, yaprak, dal, tomurcuk, yemiş, ağaç kabuğu gibi malzemelerle takılar tasarlayan Gizem Gül Taşçı, doğa sevgisini sanatla harmanlıyor. Taşçı, “Sade Tasarım İşi” ismiyle kurduğu atölyesinde meşe palamudu, at kestanesi, narenciye, ağaç kabuğu, dal ve yaprak gibi doğal malzemelerle doğa dostu küpe, kolye, bileklik ve broş gibi takılar tasarlıyor. Kendisini yerden toplayıcı olarak tanımlayan Gizem Gül Taşçı ile “Sade Tasarım İşi’ni konuştuk.

 

Doğal ürünleri toplayarak çok güzel eserler çıkarıyorsunuz. Bu fikir nereden çıktı, ne zaman başladınız?

Öncelikle çok teşekkür ederim. Doğal malzemelerle yaptığım tasarımlara olan ilgi beni çok mutlu ediyor. Bu işin iki boyutu var aslında birisi “yerden toplayıcılık” olarak adlandırdığım kısım ikincisi “tasarım” kısmı. Doğanın ve onun sunduğu birçok ürünün kendi içindeki simetrisi, dokusu, rengi, biçimi bende hayranlık uyandırıyor. Doğada olmanın, mevsim geçişleriyle birlikte doğadaki dönüşüme şahit olmanın, toprakla temas etmenin bana olan olumlu katkıları yerden toplayıcılığa ilgimi hep canlı tuttu. Çocukluğumdan beridir de doğadan bir şeyler toplamayı çok severim. Okuldan eve, evden okula yaprakları, kurumuş olan çiçekleri toplaya toplaya giderdim. Resim ya da üç boyutlu çalışmalar yaparken de topladıklarımı kullanırdım.

Yaklaşık 10 küsur yıldır da topladıklarımı takı tasarlarken kullanıyorum. Takı tasarım ile olan ilişkim 2008 yılında başladı. Üniversite son sınıftayken tez yazıyordum ve tez yoğunluğundan biraz sıyrılmak için İSMEK’in takı tasarım kursuna kaydolmuştum. Orada işin teknik kısmı ile ilgili bilgi sahibi oldum. Sonrasında da takı takmayı çok seven biri olarak topladığım doğal malzemeleri öğrendiğim tekniklerle birleştirmeye başladım. Başlangıçta kendim için yapıyordum sonraları yaptıklarımı beğenen eşle dostla da bu tasarımlarımı paylaşmaya başladım. Hikayem böyle başladı, derken Temmuz 2020’de kurumsal hayattan ayrılınca sevdiğim alanı bir girişime dönüştürmeye karar verdim. Eylül 2020’de kendi markam olan Sade Tasarım İşi’ni kurdum. Böylelikle eski hikayenin sonu yeni bir hikayenin başlangıcı oldu.

 

Portakal, ceviz kabuğundan küpe, kolye yapmak da herkesin aklına gelmez. Farklı tasarımlarınızla çevreye dostluk kuruyorsunuz. Bu ürünleri nasıl muhafaza ediyorsunuz?

Ham malzemeyi iyi bir şekilde işlemek ve muhafaza etmek gerçekten önemli. Eğer ham malzemeyi iyi bir şekilde kurutup, işlerseniz ve ondan sonra tasarım kısmına geçerseniz ürünün son hali daha dayanıklı olur. Öteki türlü küflenme, çürüme ve bozulma ile karşılaşılabilir. At kestanesi üzerinden anlatayım; at kestanelerini temizlemek için önce ıslatmak gerekiyor. Yaş haldeyken içi ve dışı temizlenir, delinir, sonra kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra zımpara yapılır. Eğer çürük değilse kuruduktan sonra hiçbir şekilde kırılmaz ve çok hafif ve sağlam bir malzeme haline dönüşür. Eğer çürükse ve iyi kurutulmazsa o malzeme kırılır ve kullanamazsınız. Narenciyeler de rengini kaybetmeden, küflenmeden kurutulması ve saklanması açısından narin bir malzeme. Ben dalından düşen ham olan narenciyeleri topluyorum çünkü olgunlaşmadığı için içindeki su miktarı daha az ve daha kalın kabuklu olur bu da onu kullanmaya elverişli bir malzeme haline getirir. Gölgede ve aynı zamanda güneşli sıcak bir ortamda kurutulduğu zaman da hem içindeki su tamamen gidiyor hem rengi bozulmadan dayanıklı bir şekilde kuruyor. Meşe palamudu, ceviz zaten kuru yapıya sahip olduğu için muhafaza etmesi de kolay oluyor. Meşe, narenciye, ceviz, at kestanesi, ceviz ana malzeme bir de bunların içinde ya da üzerinde kullandığım ıhlamur tomurcuğu ve sapı, tavşan elması, pavlonya tomurcuğu ve sapı, menengiç, kozalak, çınar yemişi, okaliptüs, kayın yemişi, defne yemişi, hurma şapkası, palmiye şapkası, nar kabuğu gibi yan malzemeler var. Bunların da tamamen kuru olması gerekiyor tasarımda kullanabilmek ve ortaya çıkan ürünün dayanaklı olabilmesi için.

 

İşinizi yerden toplayıcı olarak da tanımlıyorsunuz. Takıları yaparken nasıl bir sıra takip ediyorsunuz?

İlk adım toplayıcılıkla başlıyor. Bazen korular, ormanlar bazen de kendi mahallemdeki parklar toplayıcılık yaptığım yerler arasında. Hangi mevsimde doğa ne sunuyorsa onları topluyorum. Ağaçtan sadece kurumuş olanları toplarım, canlı olanları koparmıyorum. Çünkü ağaç bırakması gerekeni dibine bırakıyor zaten ben de oradan alıyorum, bu yüzden yerden toplayıcı olarak tanımlıyorum kendimi.  Topladıklarımı kendi yaptığım sirkeli suda birkaç saat beklettikten sonra durulayıp kurutma aşamasına bırakıyorum. Bazı malzemelerin yaşken hemen temizlenip, delinmesi gerekiyor atkestanesi, narenciye, nar kabuğu gibi. Bu malzemeleri işledikten sonra kurumaya bırakıyorum. Nar ve greyfurt kabuklarını presleyip kurutuyorum. Malzemeler ortalama 3 günde kuruyor. Bazılarının tam kuruması 2 haftayı da bulabiliyor. Kuruyan malzemeler tasarımda kullanılmaya hazır hale geliyor.

 

Teşekkür ederiz…

Ben teşekkür ederim. Doğayla bağımız daim olsun

 

 

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*