Sohbet

Kainat hece hece

Ümitler her daim kavi olmalı. Zira “Kur’an- ı Âzim-i kainat” her harfi her cümlesi her kelimesi ile konuşuyor. Duyana da muhteşem cevaplar veriyor.

Kışta açmış kuru ağaçtaki çiçeği gördüğümde, özü ve vicdanı kurumamış her bir insanın çiçeğe gebe olduğunu anlarım.

Sert kayalar içinde tel gibi incecik dalların çıktığına şahit olduğumda; betonlaşmış gibi görünen bireylerin arkasında şebnemler saklı olduğunu hissederim. Kur’an’ da ayete konu olan incir ve zeytini tefekkür ettiğimde, incirde dürülmüş ağacı temaşa ederken insanların potansiyelindeki istidatları der hatır ederim. Zeytin gibi işlem görmediğinde acının acısı olan tatsızlığında, emek verilince kalbe şifa veren yağını tefekkür eder nice acı halli kişilere samimiyet, dua ve biraz da eğitim tezgahından geçirildiğinde leziz katrelerin takattur edeceğine dair ümidim kavileşir.

Kışta budandığında eyvah eyvah ağaçtan geriye ne kaldı şimdi ne olacak kaygıma; baharda haşmetli, meyveli bir tecelliye şahit olduğumda, ferden ve cem’an başa gelen budanmışlıklardan, tıraş edilen sakalın daha gür çıkması gibi, budanmış ağacın daha kaliteli meyveler vermesi gibi; keyfiyetli, kemiyetli cem ve ferdlerin çıkacağını fısıldar bana. Kainatın her harfi hece hece öyle konuşuyor ki adeta sessizliğin sesi. Sessizliğin sesi var mıdır? Vardır arkadaşlar. Hem de öyle bir ses ki sağırlar da duyar, körler de görür, bakmayı görmeyi ve İlâhî mesajı, Kur’an-ı Âzam-ı kainatı okuya bilene.

 

Nurbanu Şen

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*