Çocuk Eğitimi

Namaz ve çocuk

“Kızıma namazı nasıl alıştırayım? Nasıl sevdireyim?” diye düşünürken, hanım elime bir kitap verdi. Kitap, namazı çocuğun dünyasına nasıl koyabileceğinizi anlatan ayrıntılı, bol bol detaylı yazılmış. Her gece yatarken hikâye okunmasını hangi çocuk istemez ki?

Çocukları herkes bilir, masallara bayılırlar. Bu yüzden yazar “Namaz Kahramanlarını” hikâye ve masal olarak çocuğa anlatmamızı istiyor. Yedi yaşında kadar olan sürede çocuğa hikâyelerin içine dinî terimler yerleştirerek gündelik hayatımızda kullandığım kelimeleri ve cümleleri ilave etmeyi öneriyor.

“Örnek olarak; Ormanlar kralı aslan hikâyesini kurgulayabiliriz. Ormanın kralı aslan, ormanı denetlemeye çıkmadan önce güzelce abdest alıp namazını kıldıktan sonra mağarasından çıkar.

“Veya çalışkan karınca her sabah yuvasına yiyecek getirmek için evinden çıkmadan önce namazını kılar ve o gün çocuklarına yeteri kadar yiyecek toplayabilmek için Allah’a dua eder. Kış olunca da karnı zil çalan cırcır böceği hem yiyecek vererek yardım eder, hem de ona namaz kılmasını tavsiye eder.” Beş yaşındaki bir kız çocuğuna şöyle bir hikâye anlatılmış; “Kırlarda namaz kılan küçük bir kız varmış. Küçük kız, namaz esnasında secdeden başını kaldırır kaldırmaz secde yerinde kıpkırmızı tomurcuk bir gül görmüş. Namazına devam ederken de, ansızın etrafına rengârenk serçe sürüleri dolduruvermiş. Küçük kızın annesi bu duruma çok şaşırmış. Meğer o serçeler, orada namaz kılan bütün çocukların secde yerine bir gül bırakırlar ve namaz kılışını seyretmek için etrafına toplanırlarmış.  “Bu hikâyeyi dinleyen beş yaşındaki bir kız, hikâyeyi dinlediği gecenin ertesi sabahı annesinden, namaz kılabilmek için kendisine, yarısını bildiği bir surenin devamını öğretmesini istemiştir. Uygulama açısından azımsanmaya müsait olan böyle hikâye anlatımı, çocukların kalplerine çok büyük etkiler bırakır. ”

Yazar ailelerin böyle hikâyeleri hafife aldığını fakat çok tesirli olduğundan ayrıca gece yatmadan önce ne söylerse gece boyu zihni onunla meşgul olduğundan da bahsediyor.  Önemli bir nokta da hikâye içindeki dolaylı anlatılan dini terminolojiler yedi yaş ve üzeri çocukları maalesef etkilemiyor ve hemen çocuk olayın farkına varıyor. İşte burada devreye “Namaz Kahramanları” anlatılması gerektiği vurguluyor. Örnek olarak verdiği eşkıya hikâyesi; “Anlatılanlara göre, Fudayl bin İyad adında bir eşkıya varmış. Sahranın tenha bir yerinde çadırını kurar, eşkıya reisi olduğu için içeride oturur, arkadaşları yoldan geçen kervanları soyar, ele geçirdikleri malların hepsini Fudayl’a getirip, teslim ederlerdi. O da getirilen malları dilediği gibi arkadaşlarına dağıtırdı.

“Eşkıyalık yaptığı halde, cemaatle namazı terk etmez, namaz kılmayan hizmetçilerini yanından kovardı. Bir gün büyük bir kervan geldi. Fudayl’ın arkadaşları kervanı fark edince, yolunu kesmek üzere hazırlanmağa başladılar. Kervan içinde bulunan zengin birisi, eşkıyaları fark etti ve: “Altınlarımı öyle bir yere saklayayım ki, eşkıyalar eşyalarımızı alırsa geriye bunlar kalsın.” diyerek kervandan ayrılıp uygun bir yer aramağa başladı. Bir çadır gördü, hemen oraya koştu. Orada, biri namaz kılıyordu. O kişi de eşkıyaların reisi olan Fudayl idi. Ama onun eşkıya olduğunu bilmediği için, ona bir miktar parası olduğunu ve namaz kıldığı için güvenerek emanet etmek istediğini söyledi. Fudayl da çadırın içine girip bir köşeye bırakıvermesini söyledi.

“Bu sırada eşkıyalar da kervanı soymuşlardı. Adam, altınlarını bıraktığı yerden almak için geri döndüğünde baktı ki, eşkıyalar kervandan aldıkları malları paylaşıyorlar. Adam şaşırdı ve: “Demek altınları eşkıyaların reisine vermişim” deyip geri dönmek istedi. Fudayl, adama niçin geldiğini sordu. Adam şaşkın vaziyette: “Emanet bıraktığım altınları almak için gelmiştim” deyince Fudayl: “Bıraktığın yerden al” dedi. Adam gidip altınlarını alınca diğer eşkıyalar: “Reis! Altınları niye verdin ki!” diyerek kızdılar.

“Fudayl: “Bu adam beni namaz kılarken gördüğü için iyi bir kimse zannedip altınlarını bana emanet etti. Emanete hıyanet bize yakışmaz. Gördüm ki namazla eşkıyalık bir arada yürümezmiş. Ya namaz kötülüklerden el çektirir ya da eşkıyalık namazdan alıkoyar. Bundan sonra eşkıyalığı bırakıyorum ve ömrümün geri kalanında kimin benim üzerimde bir hakkı varsa onu ödeyeceğim” dedi. Eşkıyalar, önce ne diyeceklerini bilemediler. En sevdikleri insan olan reisleri kendilerini terk ediyordu. Kısa bir sessizlikten sonra eşkıyalardan biri ayağa kalktı: “Reis! Sen neredeysen ben de oradayım! Eskiden kötü yolda reisimizdin, şimdi de iyi yolda önderimiz ol” dedi. Diğerleri de aynı şeyi tekrarladılar. Aldıkları malları sahiplerine verip tövbe ederek doğru yola döndüler.

Bir başka kahramanlık öyküsü de, Hz. Ömer’in (ra) başından geçen bir olay; “Namaz kılmak üzereyken hançerlenen Hz. Ömer’i evine götürdüler. Cerrah geldi, yarayı dikti. Eğer hiç hareket etmezse üç-dört gün sonra iyileşir, dedi. Ashap, etrafında oturdular. Hilafet işi ve bazı dinî hususlarda onlara vasiyetler etti. Namaz vakti geldi. Müezzin ezan okudu. Hz. Ömer (ra), Cerraha: “Şimdi abdest almağa kalksam ne olur?” dedi.

Cerrah: “Yerinden kıpırdarsan dikişler sökülür, tehlikelidir” dedi.  Hz. Ömer (ra): “Namazı terk etmektense, karnım yarılsın” diyerek namaza kalkmaya çalıştı.”

Tüm bu hikâyeler, namazı ara sıra geçirmek isteyen çocukları düzenli namaz kılmaya niyet etmesini sağlayacak. Kızım özellikle 3 defa bu hikâyeleri bana okuttu. İnşallah tüm ümmeti Muhammed’in (asm) çocukları namazı zevk, şevk ve huşu ile kılarlar.

Kaynak: “Çocuğum namazla büyüyor” kitabı

 

Ahmet Cemil ÇÖKREN

ahmetcokren@yahoo.com

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*