Kapak

Ramazan Ayının Fazileti

Ramazan ayı rıza,  sevgi,  kefalet, ülfet, nur ve rahmet ayıdır. Ancak bütün bunlar Ramazan’ın hürmetini tutan ve bu ayı oruç ve ibadetle geçirenler içindir. Bu nedenle “Aylar içinde Ramazan beden içinde kalp gibidir, beldeler arasında Mescid-i Haram gibidir. Mescid-i Haram’a Deccal giremediği gibi, oruçlunun kalbine de şeytan giremez. İnsanlar arasında peygamber gibidir, peygambere gösterilecek hürmet ve saygı bu aya da gösterilmelidir” denilmiştir.

Peygamberimiz (asm) kalp için “Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi ve doğru olursa bütün vücut iyi ve doğru olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin!    O, kalptir.”1  buyurmuşlardır. Aynı şekilde Ramazan ayında gereği gibi ibadet yapılır, oruçla ve Kur’ân ile geçirilirse diğer aylar da bundan hissedar olur.

Ramazan ayı oruç tutanlar için şefaatçidir. Ramazan Kur’ân ile bezendiği ve süslendiği gibi, kalpler de bu ayda iman ve Kur’ân nuru ile aydınlanır ve süslenir. Ancak Ramazan ayının bu özelliklere sahip olması ona bu özelliklerinden dolayı bedeni ve kalbi ile yönelmeyen ve ondan bu faziletleri istemeyene faydası olmaz. Zira insan ne kadar aç ve susuz olursa olsun, deryalar gibi sular ve sofralar dolusu nimetler olursa olsun kişi yemedikçe ve içmedikçe ona faydası olmaz. Ramazandan istifade etmek için de oruç tutmak, teravih dâhil beş vakit namazı kılmak, kalbini ve dilini Kur’ân ile meşgul etmek şarttır.

Peygamberimiz (asm) “Ümmetim Ramazan ayında oruç tutup namaz kılarlarsa bu ayı eda etmiş ve ziyan etmemiş olurlar” buyurdu. Sahabeler “Ya Resulallah! Ramazan ayını nasıl ziyan ederler?” diye sordular. Peygamberimiz (asm) “Bir kimse Ramazan ayında haram bir işe teşebbüs ederse, kötü ve yasaklanan amelleri işler, şarap içerse o kimsenin orucu makbul olmaz ve gelecek seneye kadar Allah’ın, meleklerin ve sema ehlinin laneti üzerine olur. Böylece Ramazan ayını zayi etmiş olur. Şayet iki Ramazan arasında tövbe etmeden ölürse Allah katında hiçbir iyiliği ve mükâfatı olmaz”2 buyurdular.

İnsan bir şeyi istediği zaman onun sebeplerine, bir şeyden kaçtığı zaman da ona sebep olacak şeylerden uzaklaşarak bu isteğine kavuşabilir.

Bu nedenle Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri “Cennet ucuz değil, mühim fiyat ister; cehennem lüzumsuz değildir; nice işler vardır ki yaşasın cehennem dedirtir” sözü ile amelin önemini vurgulamıştır.

Ramazan ayı ihlasla ibadet ayıdır. Nitekim Peygamberimiz (asm) bir hadis-i kudsîde Yüce Allah’ın “İnsanoğlunun her ameli kendisi içindir. Ancak oruç bunların dışındadır. Oruç sadece benim içindir. Onun mükâfatını da ben sonsuz hazinemden bizzat veririm”3 buyurarak oruca riya girilemeyeceğini ve tam bir ihlasla bu ibadetin yerine getirebileceğini bize müjdelemiştir. Bu nedenle oruç ibadeti nasıl tutulursa tutulsun Allah rızasını kazandıran bir ibadettir.

 

Sahabîlerin Ramazan Coşkusu

Rasûlullâh (asm) “Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan gecelerini ihyâ ederse, geçmiş günahları affolunur.”4 buyurmuştur. Sahabeler Ramazan’da çocuklarına da oruç tuttururlar ve camiye götürürlerdi. Hanım Sahabîlerden Rubeyyi’ bint-i Muavviz (r.a) diyor ki: “Biz aşure orucu tutardık. Küçük çocuklarımıza da tuttururduk. Mescide gider çocuklara yünden oyuncaklar yapardık. Onlardan biri yiyecek için ağladığında bu oyuncağı ona verir ve iftar vaktine kadar beklemesini sağlardık.”5 demiştir.

Sonra Sahabîler bir oruçluya iftar ettirmenin, bir açı doyurmanın sevabı peşinde koşar, devamlı olarak sofralarına misafir ararlardı.

Peygamberimiz (asm) “Gecede bir saat vardır ki, Müslüman bir kimsenin Allah’tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayır talebi, o saate rastlarsa, Allah dilediğini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardır” buyrulmuştur.6

 

Ramazan orucun fazileti 

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Masiyete karşı kendinizi koruyasınız diye sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç sizlere de farz kılınmıştır”7 buyurur. Bu sebeple Ramazan ayı korunma ve oruç ayıdır. Korunma takva demektir, takvanın özünde kalp ve gönül temizliğini, akıl ve kalbin Allah’a yönelmesini de kapsamaktadır.

Hz. Peygamber (asm) bir çok hadislerinde orucun faziletini açıklamış ve “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.8 buyurmuşlardır.

Yine “Kişi büyük günahlardan kaçındığı takdirde, beş vakit namazlar, cumadan cumaya ve Ramazan’dan Ramazan’a, aralarında işlenen günahlara kefarettir.”9  buyurarak Ramazan orucunun bir yıllık günahlara kefaret olduğunu da haber vermiştir.

Oruç insanı kötülüklerden, günahlardan ve cehennemden koruyan bir kalkandır. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Kalkan savaşta sizi koruduğu gibi oruç da cehennem ateşinden korur.”10  Yine, “Oruç sahibini koruyan bir kalkandır. Oruçlu kimse saygısızlık yapmasın, ahlâksızca konuşmasın. Eğer birisi kendisiyle dövüşmeye veya sövüşmeye kalkışırsa, iki defa, ‘Ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin, ona bulaşmasın.”11 buyurmuşlardır.

Orucun mükafatı o kadar büyüktür ki sevabını melekler yazmaktan aciz kalırlar. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Yüce Allah’ın “Ademoğlunun her ameli kendisinindir. Yalnız oruç müstesna, o benimdir. Onun mükafatını verecek olan da benim.” buyurur.12 Zira “Her iyiliğin mükafatı on mislidir. Ancak oruç böyle değildir. Oruçlu yemesini içmesini ve şehvetini sırf benim için terk ediyor. Onun mükafatını ben vereceğim.”13

İnsanın bütün maddî manevî, dünyevî ve uhrevî kazanımı Allah’ın kendisine verdiği vücut, sıhhat ve ömürledir. Öyle ise bunlara şükür gerekir. Bu nimetlerin şükrü ve zekâtı ise oruçtur. Nitekim “Oruç bedenin ve sıhhatin zekatıdır” denilmiştir. Her nimet ancak sabırla ve başlandığı andan itibaren sonuna kadar sebat etmekle kazanılır. Peygamberimiz (asm) “Oruç sabrın yarısıdır. Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur.”14 buyurmuştur.

Oruçlunun mükafatını Peygamberimiz (asm) şöyle anlatır: “Beş vakit namazını kılan, Ramazan orucunu tutan, zekâtını veren, yedi büyük günahlardan sakınan hiçbir Müslüman yoktur ki, cennetin kapıları ona açılmış olmasın. Ona ‘Güven içinde Cennete gir!’ denilir.”

 

Dipnotlar

1) Buharî, İman, 39. 2) Buharî, Savm, 4; Müslim, Sıyam, 166. 3) Buharî, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 16 4) Buharî, Teravih, 46. 5) Buharî, Savm, 47; Müslim, Sıyam, 136. 6) Müslim, Misafirin, 166.

7) Bakara Suresi, 2: 183. 8) Buharî, İman, 28; Savm, 2, 4, 8, 9; Nesaî, Sıyam, 39. 9) Müslim, Taharet, 16. 10) İbni Mace, Savm, 1. 11) Buharî, Savm, 2; Müslim, Sıyam, 164. 12)  Müslim, Sıyam, 161.

13) Buharî, Savm, 2. 14) İbni Mâce, Sıyam, 44.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*