Kurşun Kalem

Hüzün mevsimi sonbaharda annelik

Okulun ilk günüydü. Yavrusu kadar heyecanlı, meraklı, kalbi pır pır atıyordu.Acaba duracak mı, düşerse, canı acırsa,üşürse diye düşünceleri uzayıp gidiyordu. Kolay değildi tabi ki, binbir zahmetle dünyaya gözlerini açmıştı yavrusu. Tekrar anne olmak bir hayaldi onun için, yaşadıklarından sonra. Ama Rabbi, ikinci kez anneliği tattırmıştı ona, ne kadar şükretse azdı. Ama ilkler başkaydı, hâlâ bebekti gözünde yavrusu. İlk göz ağrı, hayatı, koşmayı, oynamayı yeniden öğrendiği en güzel arkadaşıydı. Ama artık okul zamanı geldi. Beraber kahvaltılarını yaptılar, güle oynaya, sohbet ederek okula gittiler. Okulun kapısında beklemeye başladılar. Kapının önünde beklerken gözü yanı başındaki kıza ve ablasına takıldı. Yaka kartından ismini okudu ve evet eşinin bahsettiği ama tanışmanın nasip olmadığı arkadaşının kızıydı. Evet bu kız o bebekti, büyümüş ve bugün okullu olmuştu. Ablasıyla konuşuyor, etrafa bakıyordu. Ablasına sorular soruyor, ablası da cevaplıyordu. Bu güzel kıza hamileyken anneciği kanser olduğunu öğrenmişti ve her anne gibi ondan vazgeçmemiş, Allah’ın izniyle dünyaya gelmişti. Anneciği küçücük bebekle, tedaviye devam ediyordu.Ve Allah’ın izniyle bebeği beş yaşına gelince vefat haberi geldi. Gerçek mekana, ahirete intikal etti. Rabbimin Cennetine gitti inşaallah. O yavrucağa bakınca, kendini gördü, çocukluğunu, ilkokula başladığı ilk günü hatırladı. Mahallenin belediye otobüsüne yanındaki komşu çocuğuyla bindirilip, okula göndermişti babaannesi. “Birbirinizden ayrılmayın” diye de tembih edilmişti iki küçük çocuğa. Okula vardıklarında ise el ele tutuşmuş etrafı seyrettiler, ağlayan, durmayan, herkesin başında anne veya babası bulunuyordu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyordu.Bir an o da ağlamak istedi, ama etrafına bakındı, teselli edecek kimsesi yoktu, alışkındı zaten, anne ve babası olmadığından… Sonra birinci sınıfların sesiyle toparlandı, daldığı geçmişinden.Yavrusunu öptü ve Rabbine emanet etti. Ve evde bekleyen diğer kuzusuna kavuşmak için yola koyuldu. Eve geldiğinde ise diğer bebeği kapıda karşıladı onu. Üstünü bile çıkarmasına fırsat vermeden koynuna sokuldu. Nasıl bir sevgiydi bu, şükretti, Rabbim hamdolsun sana dedi. Gözünün önüne, anneciğini kaybeden kız geldi, benim yavrularımın sarılacak bir koynu var, peki o anne kuzusu eve gittiğinde kime sarılacak diye gözyaşı döktü.

Sonbahar hüzün mevsimi değil miydi?
Ahirete intikal eden annelerimizin ruhlarına el Fatiha.

 

Saliha Albayrak

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*