Röportaj

Ailede mahremiyet nasıl olmalı?

İnsanların birbirine karşı sınırlarını bilmesi ve saygı duyması gereken değerler vardır. Mahremiyet, bunlardan biridir. Mahremiyet bilinci, küçük yaşlardan öğretilmesi gereken önemli bir eğitimdir. Bu sayımızda Psikolog Fatma Vildan Sandal ile, aile içinde mahremiyetin nasıl olması gerektiğini konuşacağız. İyi okumalar.

Mahremiyet nedir? Mahremiyet bilinci nasıl kazandırılır?

Mahremiyet; kişinin kendisini tehditlerden koruyabilmesini sağlayan, kendisinin ve başkalarının ‘’özelini’’ fark etmesi bu anlamda doğru bir şekilde diğerlerine karşı sınırlarını koyabilmesidir. Mahremiyet bilincini anne-baba kazandırır. Doğrudan çocuğa eğitim olarak verilmez Ancak çocuğun bakımında yer alan bireyler onun mahremiyetine saygı duyarsa, mahrem bilinci kazandırılır.

  • Ailede mahremiyet nasıl olmalı?

Mahremiyet bilincinin doğru kazandırılması için önce aile içerisinde hem kişisel mahremiyete hem de aile mahremiyetine saygı duyulmalıdır.

Her ailenin özel bir yaşamı vardır. Aile içi fertlerin bu özel paylaşımları, ev içerisinde her yaşanan olayları, aile içerisinde yaşanan sorunları vb. gibi özel durumların başkaları ile paylaşılmaması ailenin mahremiyetini-özel alanını korur.

Her aile üyesinin birbirine yaptığı gibi karı-koca arasında da saygı olmalıdır. Karı-koca arasında yaşanan durumlar özeldir ve ikili arasında kalmalıdır. Elbette çözülmesi gereken bir sorun var ise o zaman yardım alınabilir. Ancak her yaşanan sorun, günlük meseleler, cinsel hayat ile ilgili durumlar başkalarına anlatılmamalıdır. Karı-koca cinsel yaşamlarında rahat olmalı ve utanmamalıdır.

Aile içerisine gelen misafirler istediği gibi, istediği zaman girip çıkmamalıdır. Diğer aile üyelerinin haberi ve onayı olmalıdır. Kim olursa olsun eve gelecek kişilerin müsaade aldığını ve ayrıca müsait olunmadığı zaman da en yakınına karşı dahi olsa kibarca “hayır ” cevabını vermek çocuklar için insanlara kendini feda etmemek, hayır diyebilmek konusunda iyi bir örnek olur.

Aile bireyleri birbirlerinin özel alanlarını korumalı ve saygı duymalıdır. Anne-baba veya çocukların odasına gire girerken kapı vurmak ve sesli olarak izin istemek, diğer aile üyelerinin yanında üzerini değiştirmemek, zorla ‘’öpme’’, ‘’sarılma’’ vb. gibi eylemleri yapmamak, eşlerin birbirleri ile ve çocukların birbirleri ile ve ebeveynleri ile karşılıklı konuşmalarının saygı çerçevesinde olması, ev içinde de kılık kıyafetlere dikkat etmek gibi aile içinde mahremiyet sınırlarına özen göstermek hem tarafların birbirine hem de kendilerine gösterdikleri saygının bir gereğidir.

Kısacası;  aile mahremiyetinin aile bireyleri özelinde kalarak dış çevreye karşı da korunması gerekmektedir. Aksi taktirde aile üzerinde herkesin yorum yapma hakkı doğmakta ve özel hayatlar seyirlik hâle gelerek toplumsal bir anomi ortaya çıkabilmektedir.

  • Çocuklara mahremiyet eğitimi verilirken nelere dikkat edilmeli?

Öncelikle bebeğin Özel Alan Tanımlamasını bilmesine dikkat edilmelidir. Daha bebekliğinden itibaren ailesi ve çevresi tarafından özel bölgelerine saygı duyulan bebek, 2 yaş itibariyle bu bölgelerin gizlenmesi gerektiğini öğrenir.

Çocukla vücut mahremiyeti ile ilgili bir konuşma yapılmalıdır. Bu konuşma olabildiğince erken olmalıdır, çünkü her yaşta çocuk istismar mağduru olabilir. 3 yaştan itibaren çocuğa vücudun bölümlerini öğretip konuşulabilir. Vücudumuzun bazı bölümlerinin özel bölge olduğunun (iç çamaşırla kapattığımız yerler ve ağzımız) bu bölgelerin ona ait olduğunu ve bu özel bölgelere anne baba yanındayken doktor dışında kimsenin dokunmaması gerektiği anlatılmalı. Bunun yanında iyi hissettiren-kötü hissettiren dokunuş nedir? İyi sır kötü sır nedir? Eğer kendisini kötü hissettiren bir dokunuş oldu ise veya sır var ise mutlaka anne-babaya anlatması gerekti ve kızılmayacağı söylenmelidir.  Örneğin: “Seninle vücudunun güvenliği hakkında kısa bir konuşalım istiyorum. Hepimizdeki gibi senin de vücudunda bazı özel bölgelerin var. Bunlar iç çamaşırlarının kapattığı yerlerin. Buralarına güvenmediğin kişilerin dokunmasına hayır diyebilirsin, sana kızmayız. Bazen bazı yetişkinler, ki bunlar tanıdığın, sevdiğin büyüklerin de olabilir, bu güven kurallarını bilmeden sana dokunabilirler ve bu seni rahatsız, üzgün veya garip hissettirebilir. Böyle bir şey olduğunda “hayır, dokunma” de. Sonra da gel bunu bana -veya çocuğun güvenli yetişkini kim olacak ise ona- anlat, olur mu? Böylece biz hem seni koruyabiliriz hem de o yetişkine güvenlik kurallarını söyleyebiliriz.” Gibi konuşabilirsiniz. Burada çocuğu korkutmamalı, olan bir olayı anlattığında birilerinin cezalanmasına sebep olacağını düşündürtülmemelidir. Çünkü maalesef çoğu zaman istismarın kaynağı çocukların tanıdığı ve sevdikleri yetişkinler arasından çıkıyor ve çocuklar konuşarak onlara zarar vermekten korkuyor veya çekinebiliyorlar.

Çocuğun özel alanlarına saygılı olunmalıdır. Çocuğun Altını değiştirirken, krem sürerken, temizliğini yaparken, emme sürecindeyken veya üstünü değiştirirken başka bir odaya gitmekonun mahremiyetine saygı duymak demektir. Çamaşır değişimi yaparken ve temizliğine yardımcı olurken doğrudan özel bölgesine bakmamak, hızlı davranmak ve bunu oyun haline getirmemek gerekir. Böylece çocuk özel alanları öğrenir ve annenin mahremine saygı duyduğunu anlar.

Çocuğun özel alanlarını sevgi objesi yapmamak gerekir.  Bebeklikten itibaren çocukların cinsel organını konu yaparak sevmek, bebeği dudaktan öpmek, özel alanlarına dokunarak sevmek, mahrem bölgelerini sözel olarak sevgi unsuru olarak kullanmakyanlıştır ve çocuğun mahremiyet ihlaldir. Bu durum çocukların cinsel organlarının konu olmasını normal olarak düşündürür ve kendilerini istismarcı kötü niyetli insanlardan korumasını engeller. Çocuk normal olarak gösterilen bir duruma tepki veremeyebilir.

Çocuğa diğer insanlarla yaşadığı durumlarda zorla ‘’hayır’’ dedirtilmemelidir. Ayrıca anne-babaların da çocuğun yanında ‘’hayır demeyim, ayıp olur’’ gibi konuşmalara da çocuğu şahit etmemeliler. Çocuklar anne-babaları model aldıkları için bu modelleme kendilerini ifade etmede çekingen olmalarını, diğer insanlara ihtiyaç ve isteklerini söylememelerini, hayır diyememeyi beraberinde getirir. Bu da onları tehlikeli kimselere karşı da savunmasız bırakır.

Çocuk kimsenin yanında eleştirilmemelidir. Problem var ise aile içinde çözülmelidir. Eğer problemli davranışları varsaçözülemeyeceği düşünülüyorsailk olarak çok güvenilen, tecrübeli bir tanıdığa danışılmalı yine çözülemiyorsa bir uzmana başvurulmalıdır.

Elbette anne-babalar çocuklarını takip etmelli ve korumalılar. Ancak çocuğu korurken yaparken tedirgin, kaygılı ve karşı aşırı korumacı yaklaşımlarda bulunulmamalıdır. Çocuğu korumak isterken korkutulmamalıdır. Bu tür korkutmalar çocukların çekingen ve korkak olmalarına neden olur. Bu da onların kendilerini korumalarını engeller.

Çocuğun resimleri sosyal medyada paylaşılmamalıdır. Evet, siz iyi niyetlerle resmini  koyuyorsunuz ancak başkaları aynı niyete sahip olmayabilir. Ayrıca çocuğun sosyal medya, ekran kullanımı takip edilmelidir. Oyun oynuyor bile olsa ortak alanlarda (salon, oturma odası) oynasın, ekranı aileye dönük olsun. Ne oynadığını, yaş sınırının kaç olduğunu, kimleri izlediğini bilmek gereklidir. Gerekirse anne-baba da o oyunu oynayıp, sosyal medya kullanmalıdır. Bunları yaparken bir dedektif gibi yapmalı, çocuğu rahatsız etmemek gerekir.

Sağlıklı bir mahremiyet duygusunun oluşması, sağlıklı bir psikolojik kimlik ve cinsel kimlik demektir. Bu da ruh sağlığı açısından sağlıklı bireyler, huzurlu toplum anlamına gelmektedir. Günümüzde sosyal medya, teknolojinin daha fazla kullanılması gibi nedenlerle mahremiyetten uzaklaşılmakta ve teşhircilik artmaktadır. İnsanlar mahremlerini 7/24 paylaşmaktadır.  Bu da son yıllarda yaşanan depresyon, tükenmişlik sendromu gibi artan psikolojik bozulmaların, boşanma oranlarının, aile içi sorunların, suç oranlarının artmasını sağlamaktadır.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*