Beslenme

“Diyet yapıyorum’’ değil,  “Yeterli, dengeli ve sağlıklı besleniyorum’’

Harvard Medical School’da yayınlanan bir makaleye göre başarılı şekilde kilo verme, davranışı farkına varma ve onları değiştirmeye başlamakla olur. Bir davranışı değiştirebilmenin en etkili ve uygulanabilir hali de davranışa ait düşünceyi değiştirmekle mümkündür. Üzerinde düşünmeden sadece bu iyi olan seçenek diyerek attığımız adımlar maalesef kalıcılığını koruyamaz ve 2-3 gün denemenin ardından kendini eski alışkanlıklara bırakır. Besin tüketiminde de bu durum aynıdır. Eğer besinlere etiketler yapıştırarak “asla tüketmemeliyim ben diyetteyim’’ dersek bu düşünce psikolojik olarak bir açlığa sebep olup o besinin yoksunluğunu daha çok hissetmemize neden olabilir.

Besinlere yasaklı, iyi veya kötü etiketleri yapıştırmak yerine, her besinden miktar kontrolü yaparak tüketmek, vücudumuzun ihtiyaçlarını dinleyerek yeterli ve dengeli şekilde beslenmek zaten bizi sağlıklı vücut aralığına taşıyacaktır. Sürekli ‘’diyetteyim’’ psikolojisinde olan insan kendini her zaman yemeği düşünürken bulur.‘’Galiba şu an açım, bir sonraki öğünde acaba ne yesem, kahvaltıda da zaten çok doyamamıştım’’ diye sürekli beyni yemekle alakalı konularla meşgul olur. Veya sürekli yemesi gereken öğünleri ‘’diyetteyim’’ düşüncesinde olduğu için kendince azaltarak yer ama bu düşünce sonraki öğünde iki katı kadar besin tüketmesine sebep olur. Beyin neyden uzaklaşmaya çalışır ve çabalarsa maalesef ona doğru daha çok eğilim gösterir. İstemsiz olarak beyin; arka plânda uzak durmasını gerektiren şeyi oynatır. Kısıtlamanın olduğu yerde arzu ve özlem vardır. İnsan özlem duyduğu şeye eninde sonunda kavuşur. Fazlasıyla… Fakat diyet yapmak bu değildir.

Diyet kelimesi toplumumuzda yanlış yorumlanmaktadır. Bir şeylerden uzaklaşmak, az beslenmek, aç kalmak gibi düşünülse de diyet tüketilen her şeye verilen genel isimdir. Yunanca’da‘’diaita’’dan türemiş ve kelime anlamı ‘’yaşam tarzı’’dır. Genel olarak tükettiğimiz her şeyi kapsayan diyetin böyle bir etiket alması üzücü. Bu gibi kalıplardan dolayı sağlıklı beslenmeye adım atan kişilere, çevresi tarafından gelen yorumlar da acımasızca olmaktadır. Adeta bu kararı vermiş kişiyi yolundan döndürmek istercesine gözünü korkutur.Aç kalacağına eminmiş gibi yorumlar yapar. Kilo fazlası olan-olmayan herkesin bu tavırdan uzaklaşması gerekmekte. Sağlıklı yaşama adım atıldığında, daha temiz şekilde ve katkılı ürünlerden uzak beslenildiğinde, ihtiyacımız olan besinler aç kalmadan yeterli ve ölçülü tüketildiğinde, vücut buna cevap verir ve kendini sağlıklı aralığa doğru çekmeye başlar. Bunun için gerekli olan şeyler; mutlaka araştırmak, gerçek kaynaklardan okumak, bilgiyi direkt kabul etmeyip kendi süzgecimizden de geçirmek ve beslenme uzmanlarından destek alarak sağlıklı beslenmeyi öğrenmektir.

Şok ve mucize diyetler değil kan tahlili sonuçlarınıza göre, eksikleri belirleyerek, alışkanlıklarınıza ve hayat tarzınıza uygun şekilde kişiye özel program hazırlamak, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı beslenmeye geçiş yapmak esastır.10 günde 15 kilo verdireceğini vadeden listeler asla gerçekçi değildir. Bir süre tartıda eksi kilolar görülse de bu kas ve su kaybettiğiniz anlamına gelir. Sağlıklı olan fazla kiloları verdikten sonra bunları geri almamanız, besin tercih ederken dengelemeyi öğrenmiş şekilde besinleri severek onlara yaklaşmanızdır.

Değişmesi gereken ilk şey düşünce ve bilinç. Kilo verme süreci ekmeği hayatımızdan çıkarmak ve sadece salata yemek değildir. Vücudu dinlemek, açlığı tokluğu farketmek ve hissetmek, besinlerle barış sağlamak, yemekten keyif almak ve bedene saygı duymak en önemli adımlardır. Kendimiz için daha sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeli bu düşünceleri benimsedikten sonra da harekete geçmeliyiz.

 

Düşüncelerinize koyduğunuz sınırlar dışında başarabileceklerinizin bir sınırı yoktur.

-BrianTracy

 

Nurbahar Salihoğlu

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*