Not Defteri

Medyanın Hayat Tarzı Dayatmaları

Günümüzde her şeyi mübah sayan bir yaşam tarzı medya vasıtasıyla modern hayat anlayışı adı altında insanlara dayatılmaktadır. Ben merkezli hayat modelleriyle  insanlar adeta kutsallaştırılmaktadır.

Ehl-i İman bu tablo içinde yer almamalı, Peygamberimizin (asm) çizdiği çerçeve içinde ifrat ve tefritten uzak “vasat”ı tercih etmelidir.

Bilerek Ve Severek Tercih

Bediüzzaman Hazretleri, görenek, tiryakilik ve alışkanlık yollarıyla ehl-i İslâm’ın da, “zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umur-u diniyeyi”  terk ettiğini belirterek  “ehl-i dalâlet nazar-i dikkati şu hayata celb ede ede o derece nazar-ı dikkati kendine celb etmiş ki, edna bir hacat-ı hayatiyeyi, büyük bir mesele-i diniyeye tercih ettiriyor” der. (Kastamonu Lahikası)

Bediüzzaman, “Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler” mealindeki İbrahim Sûresinin 3. âyetini, “bu asır, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye, Ehl-i İslâm’a da bilerek severek tercih ettirdi” şeklinde tefsir ederek içinde bulunulan şartların vehametini belirler.(Age)

Modern hayat tarzının öngördüğü adetlerin (ister trent deyin, isterseniz moda) ehl-i İslâm’ın hayatında da aynen görüldüğü vakıadır. Bütün insanlar gibi ehl-i İslâm da medyanın etkisiyle “şekillendirilen bir meta” durumundadır. Bediüzzaman Hazretleri bu sonucun, fıtrat-ı insaniyede derc edilen “cihaz-ı insaniye”nin yaralanmasıyla ortaya çıktığını belirtir. Bundan dolayıdır ki, Ahir zamanda gelecek zatın, “hayat”, “şeriat” ve “iman” safhalarına dair görevleri arasında en mühimi iman meselesi olarak zikredilir. Ayrıca, “hayat-ı içtimaiyeye giren” her Müslüman’ın “hangi şeye temas etse, ekseriyetle günahlara maruz” kaldığı, günahlardan kaçınıp Sünnet-i Seniyyeye ittiba edenlerin “yüz şehid ecri” sevap kazanmasına neden olacağı ifade edilmiştir.

Ahlâk Paniği

Modern diye dayatılan yaşam tarzları Batıda da muhafazakar kesimlerce endişelere sebep olur. Çağdaş hayatın gereği diye dayatılan sapkınlıklar, “ahlâk paniği” kavramı altında değerlendirilir. Özellikle İsevilerin endişelerini ifade eden “Nereye gidiyoruz? Ne oluyoruz?” gibi sorular ahlâkî değerleri korumaya yöneliktir.

Ahlâk paniği kavramı konusuna medyanın yaklaşımı ibretlidir. Halkın sosyal tepkisinin önünü kapatmaya çalışır, sümen altı eder. Meselâ, İngiltere’de, cinsel tacize uğramış çocuklar adına hareket eden iki çocuk doktoru, (Marietta Higgs ve Geoffrey Wyatt)  medya tarafından ahlâk koruyucusu kahramanlar olarak tanıtılmaları  beklenirken, halk düşmanı ilân edilmişlerdir. Medyanın bu tavrı  kimi politikacılar tarafından da Avam Kamarasında onaylanmış desteklenmiştir. “Cleveland child abuse scandal” adıyla tarihe geçen bu olay medya ve siyasiler arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından da ibretlidir.

Hülasa

Ülkemizde de gazeteler, özel televizyon kanalları ve sosyal medyada kadın ve aileye, çocuğa yönelik yayınların hali ortadadır.

Böyle bir tablo karşısında toplum hayatında Kur’an ve iman hakikatlerini anlatan her türlü yayına destek olmak iyiye güzele kuvvet vermektir.

Bu vesile ile 53. yılına giren Yeni Asya gazetemizi ve neşriyatımızı kitap yayınları, dergileri, çocuk yayınları, sosyal medya hesaplarıyla iyiye güzele “hüsn-ü misal” oldukları için tebrik ediyoruz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*