Not Defteri

Nefis firavunu ve Ramazan İktisat Şükür Risalesi

Ramazan orucunun öğrettiği en önemli ders  nefsimize haddini bildirmesidir.
Bediüzzaman Hazretlerinin Ramazan Risalesi’nde bahsettiği, Rabbimizin nefse verdiği tüm derslerin etkisiz kalıp ancak açlıkla ıslah olması ve Rabbini tanıması, kulluğunu fark etmesi misali bu açıdan ibretlidir…
Risale-i Nur’un en ilginç özelliklerinden biri her okuyuşta farklı manaların keşfedilmesidir. Bu okuyuşta “lezzet, kuvve-i zaika, şükür, tenevvü-ü et’imeden gelen sun’i bir iştiha-i kâzibe” tabirleri adeta şifreli köşe taşları gibi dikkatimi çekti. Tat alma duyusunun vücut şehrinin kapıcısına benzetilmesi, rüşvet veren herkesi içeriye aldığında şehirde “ihtilâl” çıkarması halimizi ne güzel tasvir eder…
Uzmanlar Ramazan’da  hele de bayramda yenilenlere dikkat edilmesi gerektiği, aksi takdirde hastanelik olma ihtimalinden sık sık bahsederler.  İktisat  Risalesi’ndeki “Aman doktor gelsin, hararetimi teskin etsin, ateşimi söndürsün” diyen kişinin halini gelin de hatırlamayın! Oysa ki şükür mesleğinde ileri gidenler, tat alma duygusunu ibadetle öylesine eğitmişlerdir ki, adeta bir müfettiş gibi kâinat mutfağında pişen lezzetleri tadar, bedendeki bütün hislere şükrün türlü çeşidini yaptırır. Böyle zatlar lezzetleri şükür için tercih ederler. Ruhları cesetlerine, kalpleri nefislerine, akılları midelerine hakimdir.
Bediüzzaman Hazretlerinin Abdulkadir-i Geylani Hazretlerini şükür mesleğinde ileri giden zatlara ibretli bir kıssayla misâl olarak zikretmesi ilginçtir.

Lezzet üzerine ilginç araştırma
Dilimiz, tat alma duyumuz (kuvve-i zaika), yapılan tüm bilimsel araştırmalara rağmen sırlarını koruyor. İlgimi çeken bir araştırmanın neticesini sizlerle paylaşmak isterim: Yemeğin lezzetini sadece ve sadece ilk üç lokmada alabiliyoruz. Üç lokmadan sonrasında dilimiz ve ağzımızdaki tat alma hücrecikleri tembelleşip köreliyor, beyne lezzet sinyali ulaştırmaları imkânsızlaşıyor. Araştırmalara göre, üç lokmadan sonrasını lezzet için değil, sadece karnımızı doyurmak için yiyoruz. Bilim adamları bu yüzden çok küçük porsiyonlarda farklı yemekler yenmesini tavsiye ediyorlar. (Milliyet Cadde, 3 Ağustos 2013)
Bilim tat alma duyusu ve lezzet kavramı üzerine araştırmalar yapmaya devam ededursun bu araştırmaların aslî kaynaklarımız olan Kur’ân, Sünnet ve tefsirler üzerindeki izdüşümleri gerçekten insanı heyecanlandırıyor ve farklı noktaları keşfettiriyor. Başta Peygamberimiz (asm) olmak üzere tüm salih zatlar lezzet konusunda az ile iktifa etmiş, şükretmişler. Böylelikle nefislerini terbiye etmişler.

 

Hülâsa
Ramazan ayındaki oruç, şükrün anahtarını bize sunan eşsiz bir fırsattır… Lezzet nedir? Tat alma duygusu nasıl kullanılmalıdır? Yalancı iştah ne demektir? Şükür nasıl yapılır?… Daha bir çok sorunun şüphesiz derin cevapları, Kur’ân’ın asrımızdaki tefsiri olan Risalelerdedir.
İman hakikatlerini ihlasla okuyup, hayatımıza geçirmemiz ve lezzetleri şükür için isteyen kullardan olmamız duâsıyla Ramazan Bayramınızı tebrik ediyoruz

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*