Diğer

Yeniden çocuklarla, ergenlerle iletişim

Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen iki olumsuz olay, çocuklarla, ergenlerle iletişimin yeniden ele alınması gerektiğini gösterdi.

Bu sebeple, bizler de bu yazımızı ergenlerle iletişim konusuna ayırdık.

Anne babalar, çocukları binbir emekle büyütüyorlar. Çocukların her bir ihtiyacı ile imkanlar ölçüsünde ilgileniliyor. Elbette ihtiyaçlar sınırsız. Lakin burada biz ihtiyaçları sistematik olarak iki sınıfa ayırıyoruz.

a) Fiziksel/bedensel/biyolojik ihtiyaçlar b) Psikolojik/ruhsal/manevi ihtiyaçlar.

Ebeveynler olarak, fiziksel ihtiyaçları karşılamak için var gücümüzle çalışıyor, gayret ediyor, emek harcıyoruz. Birinci sınıf ihtiyaçlardan olan yemek, beslenme, giyim, sağlık, eğitim konusunda en ideali yakalama çabası içerisindeyiz. Peki psikolojik, ruhsal ihtiyaçlardan ne kadar haberdarız?

Hocam, psikolojik ihtiyaçlar da nedir ki, dediğinizi duyar gibiyim.

Hemen söyleyeyim. Kaale alınma, güven duyulma, varlığından haberdar olma, değer görme… Listeyi uzatabiliriz. Evet, bu psikolojik ihtiyaçlar, ekmek gibi, su gibi önemlidir. Bu ihtiyaçların çocuklarla iletişimde, ergenlerle iletişimde, hatta eşlerarası iletişimde kesinlikle ama kesinlikle karşılanması gereklidir. Yediği yanında, yemediği arkasında dönemi geçti. Peki bu psikolojik ihtiyaçları nasıl karşılayacağız? Bunun yolu, sağlıklı iletişimden geçiyor. Çocuklar, emrivaki tavırları, kendilerine üst pencereden bakılmasını sevmezler. Özellikle ergenlik döneminde sorgulayıcı, neden ve niçin sorularıyla meseleleri anlamaya çalışan çocuklarımıza sevgi ve şefkat dili ile yaklaşmalı, onları öncelikle birer birey olarak kabul etmeliyiz. Sorularına, makul, mantıklı cevaplar verebilmeliyiz. Sonra, ev içerisinde veya hayatın akışında karar alma süreçlerimize çocuklarımızı da dahil etmeliyiz. Bunun için aile toplantılarını çok önemsiyoruz. Karar alma süreçlerinde çocuklar cesaretlendirilmeli, fikirlerini de ifade etmesi için teşvik edilmelidir. Fikri alınan çocuk, ergen veya genç, alınan kararları daha çabuk içselleştirebilir. Aksi durumda kendini iletişime kapatır. Bu da oldukça risklidir. Bir kaç   somut örnek verelim. Mesela, eve bir eşya alırken, çocuğa sorabiliriz, ‘sen ne düşünüyorsun? Model seçiminde yardımına ihtiyacım var, bu eşyayı nereye koyalım, senin fikirlerin de önemli,’  gibi cümleler çocuğun aile ile bütünleşmesini sağlar. Bu örnekleri çocuğun yaşına, gelişimine uygun şekilde çoğaltabiliriz. Böylece çocuk, kaale alındığını, değer gördüğünü, varlığından haberdar olunduğunu hissedecektir. Herhangi bir problemin de anne babasına daha rahat kendisini ifade edecektir. Çocuk, kendine güven duyacak, anne babaya karşı daha anlayışlı ve dolayısıyla da daha sağlıklı bir iletişim kuracak ve daha mutlu olacaktır.

Diğer yandan, çocukla/ergenle iletişimde en çok dikkat edilmesi gereken bir konu da, ümit aşılamadır. Yarına dair, geleceğe dair ümitli olunmalıdır. Ümitsizlik, çok tehlikelidir. Yeis olarak da ifade edilen ümitsizlik, şair tarafından bataklığa benzetilmektedir. Psikolojik problemlerin bir nedeni de ümitsizlik girdabı, çaresizlik ve tükenmişliktir. Hem kendi ruh sağlığımız, hem de çocuklarımızın ruh sağlığı için ümitsizliğe sevk eden, çaresizlik ve tükenmişlik mesajları içeren cümleler kurulmamalıdır. Anne babalar, bu durumda çocuklarını hayata hazırlayan birer yaşam koçudurlar. Anne baba, çok iyi birer dinleyicidir. Hatta onları can kulağıyla, göz teması kurarak dinlerler.

Yarınlarımız için, çocuklarımızla iletişimi önemsemeliyiz. Her bir yaş için uygun iletişim modellerini kullanmalı ve onların psikolojik/ruhsal/manevi ihtiyaçlarını anne babalar olarak karşılamalıyız. Son zamanlarda özellikle artış gösteren yıkıcı, yıpratıcı, travmatik birçok hucümata karşı sağlıklı iletişim kalesine sığınmalı ve samimiyetin ve içtenliğin engin sularında çocuklarımızı geleceğe hazırlamalıyız.

 

Aile Danışmanı Mustafa Taşkın

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*