Not Defteri

Ailedeki değişime Risale-i Nur formülü

Ülkemizde aile ile ilgili problemlerde şüphesiz bir çok faktör var.

Bununla birlikte hukukî alt yapıdan özellikle de medenî hukuktaki boşluklardan kaynaklanan problemlerin de söz konusu olduğu bir gerçek.

Boşanma hukuku 

Sözgelimi uzun zamandır gündemde olan konulardan biri boşanmış ailelerde süresiz nafaka problemi…

Adalet Bakanımız bu konuda “Şu anda bakanlığımız bu sorunu görüyor, böyle bir sorunu Türkiye’nin var. Bu sorunla ilgili çalışmaları da bakanlığın var. Şu anki önceliklerimiz arasında bu soruna ilişkin adım atmak yok. Önceliklerimiz arasında yok” açıklamasını yaptı. (https://www.aa.com.tr/)

Hali hazırda boşanma durumunda kadına ödenen yoksulluk nafakası, nafakayı alan eşin yeniden evlenmemesi ve/veya maddî durumunda iyileşme olmaması halinde belirsiz süre devam ediyor. Nafaka ödenmezse de şikâyet halinde 3 aya kadar hapis cezası var. Bir kere hapis yatmak da ileriki tarihlerdeki ödememeden doğacak cezaları ortadan kaldırmıyor. Yani ne kadar ödenmez ve şikâyet edilirse hapis cezası o kadar tekrarlıyor. Kimi zaman eski koca şiddeti ve cinnet olaylarına sebeb olan, adil olmayan bu durumun düzeltilmesi, hem erkeğin mağduriyetini, hem de kadının malî yönden zor duruma düşmesini önleyecek şekilde devlet müdahalesini öngören yeni düzenlemeler gerekiyor.

Şerif Mardin ve medenî hukuk

Medenî Kanunun başarısızlığının sosyolojik temellerini araştıran aydınlardan biri de merhum Prof. Dr.  Şerif Mardin. Mardin, devletin getirdiği kanunî düzenlemeler karşısındaki pasif, ama ısrarlı direnişle ilgili olarak “Bediüzzaman Said Nursî Olayı: Modern Türkiye’de din ve toplumsal değişim” adlı kitabındaki değerlendirmesi şöyle: “Kemalist ideoloji, Cumhuriyet, laikleştirme ve İsviçre Medenî Kanunu’nun kabulünden sonra kadının toplumdaki yeni yerine dair sorulara, kırsal alanlara kadar yayılmış sıradan İslâmî ilmihallerin verdiği ayrıntıda cevap veremiyordu. Ayrıca Kemalistler, insanın doğum, ergenlik, evlilik ve ölüm gibi belli başlı hayat duraklarına anlam kazandıran törenler konusunda da herhangi bir görüşe sahip değildiler. Gelinlerin, damatların ve ailelerinin, Türkiye’deki Medenî Kanun’a göre yapılan evlilik törenlerine bir parça renk ve sıcaklık katmak için el yordamıyla ne tür çabalara giriştiklerine tanık olanlar, ne demek istediğimi anlayacaklardır. Başka pek çok alanda başarılar sağlayan Kemalizm, yüzeysel ve toplumla organik bağlardan yoksun olması nedeniyle, böyle bir boşluk oluşturdu. Said Nursî’nin öğretileri ise, özellikle babaya ve yaşlılara gösterilmesi gereken saygı başta olmak üzere, aile normlarından oluşan bir harita ile ortadaki boşluğu doldurmuştur.”

Hülâsa

Konu ile ilgili kanunî düzenlemelerin acilen yapması gerekirken; yanlışta ısrar ediliyor olması ibretli. Her şey bir tarafa, şahıs bazında asrın Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’u hayat rehberi yapan bizlere düşen vazife ahir zamanın getirdiği fırtınalara karşı “Dünyadaki Cennetimiz ve tahassüngâhımız olan ailemiz”i  güçlendirmenin yolunu hemcinslerimizle müzakere edip, farkındalığımızı arttırmak.

Elimizde Bediüzzaman Hazretleri’nin telif ettiği “Hanımlar Rehberi” gibi muazzam bir hayat haritası varken bu zor değil!

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*