Düşünceler

Oysa bilseydi

Bir nokta içine sığınır insan. Ziyadesiyle saklanır. Ve herhalde de inbisat eder. Nihayetinde yıllardır peşinden koştuğuna ulaştığını, ebedi aradığına vasıl olduğunu sanır. Sureta âdem iken mazi ve müstakbel aynalarında yansıyan özüyle kaybolur anda. Ademe kalbolur. Misali bir akisle giden birer gölgeden başkası değilken, rüyalarda hakikati gördüğünü sanır. Ta ki cemalin kendinden kaynaklandığını… Ene susmaz, fısıltılar durmaz, uğultular vazgeçmez hoyratlıklarından. İnsan dumanlı gürültülerin kıyametinde daha bulamaz. Bulsa da, sevindiği yegâne tablo, bazı ışıklardan tebarüz eden renklerdir. Aldanır, aldatır kendini. Bile isteye zarara tercihlerinde avunduğunu kabul etmez. Nefis aksine dipdiri kalır, mücadele sürse de. Oyalanır da ömür biter, sermaye biter, güç biter.

Tükenir ve yıpratır insan.  Ziyandayken, kârıdır hevesâtı. İsraf eder, ne varsa feda eder adeta. Zatını, sevdiklerini… Heyhat, cümlesine muhabbeti hırz-ı cân etti bilir. Yamaçlarındaki nefeslerin varlığına dayanınca yokluklar. El tutmayıp, göz görmeyene, heybelerdeki kırgınlıklar aşikâr olana değin. Yüreğinde saklı durur sevgileri, sevdikleri. Asla gidilmeyecek bir durak kadar ıssızdadır. Yaşamaz, yaşanmaz. Sanki hazırda bulunmuştur öylece. Şükredilmemiş kadar tenha, hissiz ve donuktur. Emanet namına sahiplenilmeyenler yarı yollarda kalır, yüz üstü bırakılır acımadan. Yitirilir ne pahasına olursa olsun. Öyle ki kaybeder insan.

Kendini mahir bilir. Dahi ve yekta bir tüccar sanır. Azim bir sermaye eline tutuşturulup, her şeyi bildiğinin zannında, insafsız bir satıcının bozuk vicdanında. Efendisinin huzuruna varınca mecal bulamaz cebine bırakılan pusulaya bakmaksızın akılsızlığına. Ta ki iş işten geçer. Düşüncesizliğin, basiretsizliğin ve vurdumduymazlığın karşılığını asilik olarak bulur. Nafile kuvvet kalmaz.

Erişmeye çabaladıkça, gidenlere yetişemez. Uzandığı çiçekleri tutamadığı gibi elleri parçalanır, yüreğini kanatır aynı sürat. Teceddüdü hazîn görür. Müfarakatı firak misli yaşar. Gücü tükenir. Dünyası tükenir. Hülyaları tükenir bir bir. Çabasında tükendiği ne varsa külliyen bitirmiştir onu. Her gelen yeni güne bahaneler ve imkânsızlıklar çöreklenmiştir. Acz-âlûd, fakr-pîşe, za’f ile mazruf beşer.

Dünyadaki mevcudat ahbap iken ağyar olan. Adalet manzum bir şiirse, dizelerin ahengine haksızlığı yazan. Şükür fabrikasındaki çarkların aksine şekâya eden sabırsız. Bir dirhem hazır lezzete batmanları tercihle akıbete kör, acul. Ruh giyince gücü-kuvveti, iktidarı-serveti Nemrut ve Firavuna inkılap eden hasîr insan. Ahsen- i takvimden; eşref-i mahlûkat, yeryüzü halifesi çıkan insan… Dünyanın mahiyetine ve eşyanın hakikatine erişebilmek için… Oysa bilseydi ki kayıtlardan geçmek, gamlarından halas olmak, ağırlıklarından kurtulmak… Rabbin rızasına ermek için değil bir ömür, sadece bir an-ı seyyalde yaşamak kâfidir. O’na kul olmak vücut bulmak, her dem nur bulmak demektir. Hem bakide, hem bakice…

“Hayat Zat-ı Hayy-ı Kayyum’a baktıkça ve iman dahi hayata hayat ve ruh oldukça, hem beka bulur, hem bâki meyveler verir. Hem öyle yükselir ki, sermediyet cilvesini alır; daha ömrün kısa ve uzunluğuna bakılmaz.”1

Dipnot

1.Bediüzzaman Said Nursi, Fihrist Risalesi, s. 219

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*