Kapak

Adetullah dairesinde beslenme ve açlık

Tarihte beslenme alanında  konuşabilen ve bu konuda yetki sahibi olarak doktorları görüyoruz. 1900’lü yıllarda özellikle ameliyat edilecek hastalar üzerinde uygulanan zayıflama diyetleri, zamanla artan obezite ve yanlış beslenme davranışı ile beslenme ile ilgilenen daha yetkili bir disiplin alanına olan ihtiyacı arttırmıştır.

Diyetisyenlik beslenme alanında yapılan araştırmalar neticesinde, danışan ve hastaların ihtiyaçlarını daha detaylı karşılamak amacıyla ortaya çıkmış bir disiplindir. Ramazan Risalesi’nde geçen, orucun hikmeti aslında biz diyetisyenlerinde hikmetini izah ediyor. İnsanın en geniş terbiye dairesi olan rızıklar elbette bir ilim ve hikmete uygun hareketi gerektiriyor.1

Risale-i Nur’da beslenme kavramları

Araştırmalarımızda bize yol göstermesi açısından, Risale-i Nur külliyatında beslenme ve sağlık, buna bağlı olan “rızık” gibi terimleri araştırdığımızda; İktisat, Şükür ve Ramazan Risaleleri temel alınabilir. Bu üç risale birbirini devamlı olarak refere eder; Şükür Risalesi’nde “Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir”, İktisat Risalesi’nde “İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır. İktisat ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır” ve Ramazan Risalesi’nde ”İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derkedemiyor”cümleleri açlık, beslenme ve terbiye alanını araştıran tüm bilim insanları için altın değerinde.

Risale-i Nur’da rızık- bizim dilimizle -beslenme/yeme davranışı- doğrudan şükür kavramı ile ilişkilendirilmiştir. İnsanın mahiyetinin şükürle açılacağı gerçeğine dikkat çekilmiştir.2 Bu Risale’de vücudu bir saray tarzında tasavvur ettirip, kainatı ve mideyi bir fabrikaya benzeterek akla yakınlaştırır. Bu şekilde insan, vücudunun içini göremese de kainatı izleyerek tefekkür edebilir. Mide gibi basit duran fakat oldukça kompleks ve anlaşılması güç bir yapıyı  insan bu şekilde anlayacaktır.

Kur’an ilk önce eğitir, sonra mesul tutar. Cenab-ı Hak insanın belki de en büyük zaafı olan yeme-içme ihtiyacını elbette neticesiz yaratmamıştır. Belki de insanın kulluk noktasında terbiyesinin en evvel gelen hususlarından olan bu acziyet, Cenab-ı Hakk’ın insandan istediği en mühim iş olan şükre vesile olacak bir ihtiyaçtır. Vücudun hayatına bakan cihetle sadece maddi değil, manevi olarak da vazifesi çok mühim olan midenin, tıpkı kainat fabrikasında olduğu gibi, şükür mahsülünü elde etmesi, insanın mahiyetindeki bir programdır.

Açlık nedir? Ne zaman başlar?

Açlığın hakikatini anlamak için terimsel manada “açlık” sürecini  özetleme ihtiyacı doğuyor; insan ortalama bir öğünü yediğinde yaklaşık ikinci-üçüncü saatte mide boşalması, beşinci saatte ise yenilen yemek  bağırsaklardan emilmiş hale gelir. Bu sebeple  gerçek bir acıkma cevabı beş saatten önce oluşmaz. Bizim hastalarımızda uyguladığımız, altın kural“5 saat aralıklı beslenmenin” tam olarak hikmeti de budur. Bu saatler uygulanan tedavi çeşidine göre uzatılabilir. Danışanlarımızın bir kısmında karşılaştığımız, ikinci ya da üçüncü saatte gelen açlık sinyalleri yanıltıcı olabiliyor. Bu açlık sinyalleri; su ihtiyacına bağlı olabilir ya da kişinin  psikolojik açlığı gelişmiş olabilir. Diğer bir ihtimal ise, karbonhidrat miktarı yüksek bir öğün tüketmişseniz bir sonraki öğüne kadar olan açlık süreniz kısalır. Fazla karbonhidrat fazla insülin salınımı demektir. Insülinde; açlığı, yağ depolanmasını ve can çekmesi dediğimiz, gıdaya hevesi arttırır. Kısaca fazla  ve hızlı insülin salınımı erken acıkmak demektir.

Beşinci saatten sonrası için artık açlık terimini kullanabiliriz; Açlıkta vücut enerji rezervlerini -depolarını- kullanılır. Bu depolar sırasıyla; karbonhidrat/şekerler, protein ve yağlar enerji ihtiyacı için kullanılır. Son yediğimiz lokmadan, on iki saat sonra metabolizmadaha ciddi bir değişime uğrar. Vücut açlıkta ilk önce, bağırsaklardan emilip, kan damarlarının içerisinde, kan ile taşınan glukozu- yani şekeri- hücre içine alarak kullanılır. Fakat hazıra dağ dayanmaz. On iki saatten sonra damar içerisindeki bu şeker de biter. Fakat enerji ihtiyacımız devam etmektedir. On iki saatten sonra devreye karaciğer girer. Elinde olan depo şekeri vermekle birlikte, gerekirse protein ve yağları da şekere dönüştürüp beyin gibi kritik merkezlerin ihtiyacını karşılar. Kırk sekiz  saate  kadar enerji  bu şekilde idare edilir.

Bu tabloya baktığımızda Üstad’ın hesabıyla, 24 saate uzatılan bir yaz orucunun riyazet niyetine tutulabileceği görülmektedir. Maddi ve manevi şükrü netice verecek olan ibadet açlık/oruçtur. İslam dininde ise “açlık” temel olarak Ramazan’da tam manasıyla hissedilir. Fakat Ramazan bir mümin için anahtarını elde edip açmak istediği bir kapının, bir yolun ismidir. Ramazan orucu devamında gelecek olan sene için bir milattır. Risale-i Nur talebelerinin talip olduğu şükür mesleği Ramazan sonrası devam edecek olan açlık terbiyeleri sayesinde ilerleyecektir. Bunu da şu cümleden net bir şekilde çıkarabiliriz;  (nefis) “Ramazan-ı Şerifte, oruç vasıtasıyla bir nevi perhize alışır, riyazete çalışır ve emir dinlemeyi öğrenir.” Bu çıkarımla senelik takvimimizi tekrar düzenleme ihtiyacı doğmaktadır. Ramazan ayı hem fizikî, hem de ruhî olarak bir başlangıç ayıdır.

Açlık tedavisi alanında güncel gelişmeler

Amerika ve Avrupa’da açlık tedavisi üzerine yoğunlaşan kliniklerin sayısı giderek artmakta. Almanya, Berlin’de Charité Üniversitesine bağlı oruç kliniklerinde hastalar açlıkla tedavi ediliyor. Bu kliniklerde  hastalar 2-4 hafta arası, günlük 250-300 kalorilik özel içerikli diyetler ile besleniyor. Tedavinin büyük bir kısmı açlık sayesinde neticeleniyor. İnflamatuvar ve romatizmal hastalık şikayeti ile başvuran hastaların, ağrı sebebiyle bir nevi bağımlı oldukları ağrı kesicilerin sayısının önemli oranda düşürüldüğü tespit edilmiş. Yani oruç, ağrı tedavisinde aktif olarak kullanılıyor.Yapılan araştırmalarda açlık sürecinde hastaların en çok üçüncü günde zorlandıkları tespit edilmiş.Bu da metabolizmanın yağ yakımına başladığı dönemine tekabül ediyor. Dördüncü ve beşinci günlerde ise seratonin seviyelerinde önemli oranda artış izlenmiş. Güzel haber; oruç mutlu ediyor!

Peki bu kliniklere gitme imkanı olmayanlar! Bu orucu aynı zamanda günlük hayata da adapte etme çabaları hız kazanıyor. Avrupa’da aile doktorları özellikle diyabet ve kalp- damar hastalıklarında oruçla tedavi yönünde ilerleme kaydetmiş. Biz de Türkiye’de bilffil bu tedavileri kullanıyoruz. “Mimicing Diet” dediğimiz bir yöntem ile açlığı taklit eden diyet sistemini uygulayarak danışanlarımıza yardımcı oluyoruz.

Not: Sayın okurlarımız, 1 günden fazla süren  açlık oruçlarını bir doktor ya da diyetisyen kontrolü olmadan uygulamayınız. Geri dönüşü olmayan zararlardan korunalım.

Dipnotlar

  • Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat, 29.Mektup,2.Risale olan 2. Kısım.
  • Risale-i Nur Külliyatı, 28. Mektup, 5. Risale olan 5. Mesele.

Uzman Diyetisyen Nurefşan Bulut

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*