Ümit yaşatır, ümitsizlik öldürür

Asrın tabibi Bediüzzaman Hazretleri Mesnevî-i Nuriye eserinde insanda psikolojik dört çeşit hastalık teşhis etmiş ve bunların çarelerini göstermiştir. Bu hastalıkların birincisi ve ölümcül derecede tehlikeli olanı “yeis” yani ümitsizliktir. Bediüzzaman Hazretleri ümitsizlik için “Ümmetlerin, milletlerin ‘seretan’ denilen en dehşetli bir hastalığıdır” diyor. Yani bünyeye giren ve yavaş yavaş ölüme götüren kanser hastalığına benzetiyor.

Bu hastalık bir insanda bulunabileceği gibi, bir ailede, mecliste, toplumda, millette de bulunabilir. Bir fertteki ümitsizlik yavaş yavaş bir zehir gibi topluma yayılabilir. Bir tek kişinin ümidi de, milyonları pozitif etkileyebilir. Günümüzde psikolojik hastalıkların çok farklı çeşitleri ve bu çeşitlerin farklı terimleri olsa da, genel olarak temelinde “ümitsizlik” yani tükenmişlik, bıkmışlık, bezmişlik, mutsuzluk hâli vardır.

Ümitsizlik aynı zamanda bir iman zaafiyetidir. “Rahmet-i ilâhiye’den ümidi kesmeyin.”1 Müslüman’da olmaması gereken bir hâldir. Müslüman biri, her şeyin Allah’ın gücü ve emri altında olduğunu bilir, ümidini kesmez. Ümidi yitirmek bir nevi Rahmet-i İlâhiye’ye (hâşâ) itimatsızlıktır.

Bediüzzaman Said Nursi, 35 yaşında iken Şam’da, Emeviye Camîi’nde aralarında zamanın önde gelen fikir ve ilim adamlarının da bulunduğu yaklaşık on bin kişilik bir topluluğa verdiği hutbede, İslâm âleminin yakalandığı hastalıkları ve çarelerini anlatmıştır. Bu hutbede üzerinde durduğu, Müslümanların geri kalma sebebi olan birinci hastalık da yine yeis olmuştur. Arapça olan ve daha sonra Türkçe’ye çevirilen Hutbe-i Şamiye’nin Arapça bir diğer adı da “Devâü’l yeis” tir. 1911 yılında verilen bu hutbe, bugün hâlâ üzerinde araştırmalar ve çalışmalar yapılan, güncel teşhis ve çareleri ihtiva etmektedir.

Yeis hastalığı, Müslümanların çağın gerisinde kalmasına sebep olmuş, sayıca daha çok olan Müslümanları çok küçük ecnebî devletlere sömürge haline getirmiş, esir etmiştir. Müslümanlardaki yüksek ahlâkı öldürmüş, umumun menfaatini bırakıp, sadece kendi menfaatini düşünecek kadar bencil, vurdumduymaz hâle getirmiştir.

Bize bu kadar kötülük yapan, ölüme götüren bu hastalığın çaresi ise, “el-emel”dir. Yani, Rahmet-i ilâhiyeye karşı kuvvetli ümit beslemek, ümidi kesmemektir. Daima ümitvar olmaktır. Bediüzzaman Hazretleri de, herkesin ümitsizlik içinde olduğu en zulmetli günlerde bile millete ümit aşılamış, “ümitvâr olunuz” demiş, gelecek güzel günleri müjdelemiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir