Bir dizi ömre ithaf

Yazsan roman mı olur hayatın yoksa bir dizi mi?

Hangi dizi anlatır seni sana?

Hangi senaryo, bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirmeye yeter hayatını?

Bütün yaşanmışlığın; hatıraların, acıların, kederlerin, hüzünlerin; coşkun ve öfken, sonuna kadar yaşadığın her mutlu saniyenin ruhu ve tadı hangi film şeridinde canlanır?

Hangi ‘sinopsis’ özetleyiverir senin senaryonu kısaca?

Hatıralarını toplasan kaç piksel kareye sığar da hareketlenir o bomboş ekranda?

Hangi ‘flash back’ geçmişine döner de, çok özlediğin; sesine, gü­lüşüne, varlığına doyamadığın sevdiklerini sana kavuşturabilir?

Sahi, hangi ‘flash back’ tekniği seni geçmişine götürür de hatala­rını, ah’larını, pişmanlıklarını; kırdığın kalpleri tamir etme fırsatı verir sana?

Hangi teknoloji yeter kırdığın o gönlü almaya?

Meselâ hangi ‘back ground’da bulursun çocukluğunun o en unu­tamadığın, kokusu bile hafızanda olan o sıcacık hatıranın arka plâ­nını?

Bir ‘yeşil perde’ yeter mi o ânı canlandırmaya?

Mutluluktan ağladığın zamanların derinliğine hangi yönetmen çıkabilir mesela?

Hangi en can alıcı sahne canına can katar?

Hangi kamera açısı uçsuz bucaksız pencereler açar ruhuna?

Hangi dekor o en özel zamanlarda özenerek hazırladığın sı­cacık sofranın aynısı olur da siner içine?

Hayatın bir dizi olsa, güneşi gitmiş hangi gündüzüne ışık tu­tarsın?

Hangi ışık ne taraftan gelirse aydınlatır karanlıkta kalan yanlarını?

Sahi, bir ışık ne kadar aydınlatabilir sabahını beklediğin o yıl­dızsız yalnızlıklarını?

Hangi oyuncu kadrosuyla ‘prime time’da izlenme rekorları kırarsın?

Kaç dakikaya sığar ömrün?

Kaç bölüm eder, kaç sezon sürer?

Hangi final tatminkâr bir son nefes olur hayatın bir dizi olsa?

***

Bazı şeyler ‘dizi’nin dibinden ayrılmayanların ‘hayatım ro­man’ demesi kadar sahiciliğini kaybediyordu bu hayatta…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir