Origami ile Yunus peygamber (as)

Geçen ayki yazımızda da küçük bir başlangıç olarak verdiğimiz ‘Yüreklendirmek’ kavramını bu ay biraz daha açmak istiyoruz. Öncelikle çocuklara kullanacağımız doğru kelimeler ve bunlarla kurduğumuz isabetli cümleler çok önemlidir. Kısacası çocuklara hitap ederken hangi dilde konuşacağımız her alanda olduğu gibi burada da en önemli etkenler arasında.

Fıtratları henüz bozulmamış masum çocuklarımızın algıları, duyumları biz yetişkinlere oranla çok daha hassas bir halde. “Bir çocukla konuşmak bir filozofla konuşmaktan aşağı değildir.” sözünün bir ciheti de bu olsa gerek. Dolayısıyla bizim için sıradan sayılabilecek herhangi bir söylemimiz çocuğumuzda beklenmedik etkilere yol açabilir. Örneğin “Bak, filancanın oğlunun/kızının matematik dersinden puanı senden daha iyi ya da tıp kazanmış.” şeklinde çocuğumuzu sözde çalışmaya motive ettiğimiz ifadenin yetersizlik ve dışlanmışlık hissi ile birlikte onda oluşturduğu düşünce ise ‘Ben istenmiyorum’ olabiliyor ne yazık ki. Daha sıradan bir açı verecek olursak, “Senin bu işi başarabileceğine inanıyorum/ Sen bunu yaparsın” cümlesi çocuğun baskı altında hissetmesiyle kaygı seviyesini artıracağı için, ters etki gösterebilir. Başarısızlıkla sonuçlandığında ise çocuk kendini yetersiz görecektir. O cümle yerine “Bu işi yapmayı deneyebileceğine inanıyorum/Bunu deneyebilirsin” cümlesi çocuğu yüreklendirmek adına daha tesirli olacaktır. Belki de dahilerin yolundan gidecek ve denemekten bıkmayarak yeterince çaba gösterdiğinde isteğini elde edecek. Kullandığımız dilden sonra da en önemli husus ‘Özgüven beslemek’ ile ‘Enaniyet beslemek’ arasındaki sınırları korumak.  Burada da başarı ile sonuçlanan durumları ele alalım. “Ne kadar iyi bir müzisyensin/ Harika resim yapıyorsun/ Kağıdı çok güzel kestin” demek çocuğun “Ben yaparım/ Ben en iyisini yaparım/ Sadece ben, kendim, başardım” düşüncesi eşliğinde enaniyetini okşayacaktır. Ancak “Allah sana müzik konusunda özel bir yetenek vermişti. Sen de bu alanda çok çalıştığın için harika bir müzisyen oldun” diyerek bu başarıyı ardında yatan, en azından, bir unsurla birlikte pekiştirdiğimizde doğru alana yani özgüvene hitap etmiş olacağız.

Altın söz: Çocuklarınızı iyi eğitin ki yüce Allah sizleri affetsin. (Hadis-i Şerif)

Altın tavsiye: Attan beklenen hızlı koşmasıdır ve bunu belirli aşamalar halinde gerçekleştirir. Önce ayakta durur, daha sonra yürür ve koşar. Ancak bu aşamaların sonunda çok daha hızlı koşmasını bekleyebiliriz. Aynen bunun gibi çocuklarımızdan beklediğimiz başarının da belirli aşamalardan geçtikten sonra gerçekleşeceğinin farkında olarak onlara yardımcı olmaya çalışmalıyız. Aksi takdirde çocuklarımıza yardım edeceğiz diye onların başarı yolundaki becerilerine ket vurabiliriz.

Altın oyun: Peygamberlerin hayatı da oyunlaştırılır mı demeyin! Çok daha âlâsını yaparsınız. Bu ay Mihriban Bengi Sezer’in de desteğiyle ‘Bir peygamberin hayatı en iyi nasıl öğrenilip. hissedilir?’ dedik ve Hz. Yunus’un (as) hayatından bazı kesitleri ve bize bakan çıkarımlarını, origami ve resim çalışmasıyla bütünleştirdik. Hz. Yunus’un (as) hikâyesini anlatan bir çocuk kitabından, onun denize atıldığını, büyük bir balığın yuttuğunu, bu sırada denizin fırtınalı, gecenin ise dağdağalı ve karanlık olduğunu okuyalım. Her taraftan ümidini kesmiş bir halde iken, ettiği münacatının, ona nasıl kurtuluş yolu açtığını da belirtmeyi unutmayalım. Bu hikâyeye bir de 1. Lem’a gözüyle bakarsak, bir kısmı şu şekilde bahsedilebilir:

“Gece, deniz ve balık Hz. Yunus’a karşı ittifak etmişler. Bütün insanlar ona yardım etseler bile, bu sebeplerin bir etkisi olmadığı için onu kurtaramazlar.  Ne de olsa onu kurtaracak olan kişinin hem balığa, hem geceye, hem denize, hem de gökyüzüne sözünü dinletebilmesi lazım. Bu düşüncesiyle ehadiyet ve tevhidi içinde hissetti ve yalnızca o sebepleri yaratan Allah’a dayanıp güvenebileceğini gördü. Yaptığı münacatın vesilesiyle de her taraftan onu tehdit edenler, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Hz. Yunus da (as) Allah’ın lütfuyla selamete çıkmış oldu.” Risale-i Nur’dan okuduğumuz bu kesit Hz. Yunus’un (as) yaşadıklarındaki bize bakan yönünü ilerleyen zamanlarda vermek için harika bir basamak olacaktır.

Şimdi de içine origamiyle biraz eğlence katalım!  Bu hikâyeyi anlatırken bazı noktalarda duracağız. Bu noktalar origami durakları olacak.

1. Durak- Hz. Yunus’un gemiye binmesi: Kağıda fırtınalı bir deniz çizelim ve gemi origamisi yapalım.

2. Durak- Geminin aniden durması ve çekilen kur’ada Hz. Yunus’un (as) çıkması: Ay origamisi yapalım. Resmimize karanlık bir gece ve fırtınalı bir gökyüzü ekleyelim. Birkaç tane de kur’a kağıdı yapıp hepsine Hz. Yunus’un (as) adını yazalım.

3. Durak- Hz. Yunus’un (as) gemiden inmesi ve oradan geçen kocaman bir balığın onu günlerce karnında misafir etmesi: Balık origamisi yapalım. İsterseniz ikinci bir kağıda münacattan sonraki olayları da aynı şekilde yapabilirsiniz. Tekrar gemi, güneş (ay yerine) ve balık origamisi; açık bir gökyüzü ve sessiz sakin bir deniz.

NOT: Akıllı cihazınıza ‘QR kod okuyucu’ yükledikten sonra sözü geçen origamilere bu kare kodlardan ulaşabilirsiniz.

 

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir