Zihin okumak yerine iletişim kurun!

İlgiyle takip edilen sayfamız için bu ay, Uzm. Psk. Nur Aydoğan’dan ummandan katre misali mutlu, huzurlu bir evlilik için ipuçları aldık. Keyifli okumalar…

Eşler arası iletişim noktasında, çatışmaları en aza indirebilmek için neler tavsiye edersiniz? 

Evlilik öncesi çok farklı bir kavram ve hazırlıklar gerektiriyor. Evlilik ise iki farklı bireyin bir araya gelmesi demek. Biz mutlu ailelere baktığımız zaman şunu görüyoruz; çiftler birbirlerinin farklılıklarını hoş görebilme yeteneğine sahipler. Bu farklılıkları hoş görememek de işleri zorlaştırıyor. Diğer önemli bir mesele de kök aile dediğimiz, eşin kendi anne babasıyla, bizim kendi anne babamızla, iki eşin de kendi anne babasıyla olan iletişimi. Çiftlerin kendi aralarındaki problemleri, bu kök aileye yansıtması, daha çok büyümesine sebep oluyor. Bunu kimseye yansıtmadan, kendi içlerinde çözebilmeleri lazım. Eşlerin kök ailelerinden ayrışabilmeleri de bu noktada çok önemli. Kök ailelerde ayrışıp, farklı birey olarak, kendine ait bir yuvası olduğunu fark edip, o tatlı yuvada kendi kuralları ile aile sınırlarını çizebilmek, zaman zaman esnek olabilmek mühim.

Farklılıkları hoş görmek apayrı bir eğitim değil mi Nur Hanım? Belki de çocuklukta kazandırılması gereken bir şey.

Kesinlikle öyle. Kendi ailemizden farklılıkları hoş görerek yetişeceğiz ki, eşimizdeki farklılıkları da hoş görebilelim. Çok iyi anlaştığımız bir arkadaşımızla bile farklılıklarımız olabiliyorken, eşimizle olan farklılıkları daha tolere edebilmemiz gerekir diye düşünüyorum. Ben de farklı yöreden biriyle evlendim. Hem bireysel tecrübelerimden, hem de danışanlarımdan yola çıkarak söyleyebilirim ki, çok farklılıklar olabiliyor. Ama kökeninde sevgi ve anlayış olursa, farklılıkları kendimize karşı yapılmış bir şey olarak algılamazsak işimiz kolaylaşır.  Burada karşımızdakinin tavrı da çok önemli. Eğer inatlaşmadan, dikte edilmeyerek bazı şeyler söylenirse çözüme kavuşması daha kolay oluyor. Bu karşımızdakinin bize dayatması, bizim de kendi alanımızı korumak adına ‘Bu da benim!’ şeklinde inada, inatla karşılık vermek olursa, ilişki bir çıkmaza giriyor.

Eşler nasıl arkadaş olur?

İyi, mutlu bir yuvada eşler arkadaş gibidir. Peki, bu nasıl olacak? Arkadaşımızla en çok yaptığımız şey nedir? Sohbet- muhabbet etmek. Bazı erkekler sohbet konuları oluşturmakta zorlanabiliyor. İşten gelince hanımı soruyor, ‘Günün nasıl geçti?’ erkek ‘iyiydi’ diyor nokta. Bu sefer hanım ‘Neler yaptın?’, erkek ‘Aynı, iş’ şeklinde cevap veriyor. Belki de bu konuda konuşmak istemiyor veya yorulmuş olabiliyor.  Çiftler böyle konularda da bazen zorluklar yaşayabiliyorlar.  O zaman biz ilişkiye dokunmayacak, negatif çağrışımı olmayan konulardan konuşmalarını tavsiye ediyoruz. Mesela ne olabilir? Uzun bir tatil şansın olsa nereye gitmek isterdin? Bir tura çıkma şansın olsa, burası neresi olurdu? Bunlar daha genel konular olduğu için, eşleri konuşmaya teşvik edebiliyor.

Peki, arkadaşlığı sürdürebilmek için ne yapalım?

Birlikte vakit geçirmekten zevk alıyor olmak lazım.  Peki farklı şeylerden hoşlanıyorsak, bunu nasıl yapacağız? Burada da yine ilk başta bahsettiğimiz gibi, farklılıkları hoş görmek devreye giriyor. O yüzden sınırlarımızı eşler arasında katı tutmamak, biraz daha esnek olabilmek, uyumlanabilmek de evliliğin, mutluluğunu ve kalitesini artırıyor.

Son dönemde ‘önce çocuğum gelir’ anlayışının hanımlarda baskın olduğunu görüyoruz. Bu durumda da eşin ihmali gibi bir durum söz konusu olabiliyor. Bu konuda bir uzman gözüyle neler söylemek istersiniz?

Çocuklara bireyselleşmesi, gelişmesi için değer veriyoruz, önem veriyoruz bu çok güzel. Ama bir taraftan da o kadar çocuk odaklı olmaya başlandı ki, eşlerin ikinci plana atıldığına şahit oluyoruz. Tabiî ki çocuğumuz ihtiyaçları, gereksinimleri ön planda olacak. Onu önemseyeceğiz, ihmal etmeyeceğiz.  Şu da bir gerçek ki anne-babalık önemli olduğu kadar, karı-kocalık, eş olma vazifesi de önemli bir mevzu. O yüzden nasıl çocuğumuzun ihtiyacını fark ediyorsak, eşimizin ihtiyacını da anlamamız gerekiyor. Bazı eşlerde, bilhassa beylerde, erkek çocuğunu kıskanma durumu vardır. Bir eş çocuğunu kıskanıp, ‘Ona daha çok vakit ayırıyorsun, onunla daha çok ilgileniyorsun’ gibi cümleler kuruyorsa, biz hemen bu eşin kardeşlik ilişkilerine bakıyoruz.  Çünkü yaşanılan bu kıskançlık, kendi kardeşleriyle arasındaki, çocukluktan gelen bir kıskançlığın türevi olabiliyor.

Okuyucularımıza son olarak tavsiyeleriniz nelerdir? 

Öncelikle iletişim konusunda çok problem yaşandığı için, çiftlere açık iletişim kurmalarını yani zihin okumamalarını tavsiye ediyorum. Zihin okumak nedir? Bana şunu demek istedi, aslında böyle düşünüyor gibi senaryolar üretmek. Bu çok tehlikeli ve insanı maalesef çok yanlış yerlere götürebiliyor.  Bunun yerine, ‘burada ne demek istedin, neyi kastettin?’ diye açıkça sormak ve cevabını almak çok daha sağlıklı bir yol olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir