İNTİZAR

Beklemek…

Sabır gerektiren bir hâl. Acûl olan insanın pek de sevmediği…

Hemen ulaşmak istiyor arzusuna insan.

Gördüğünü almak, istediğini yutmak, hayalini elde etmek. Çabucak olsun tüm bunlar.

Oysa dünya… İnsanın bu arzusuna muhalif. Kimi istediği olmuyor kimisi de çok sonra.

Teenni ile gidiyor her şey. Adım adım. Basamak basamak. Ve sabır gerektiriyor.

Sanıyor ki insan beklemek acı, sabır zor, teenni lezzetsiz.

Lezzet ve saadet hemen olanda sanıyor. Olmayınca da üzülüyor, darılıyor, canı sıkılıyor.

Ve çırpınıyor… Çırpındıkça daha da canı yanıyor.

Sahi… İnsan ne için gelmişti bu dünyaya… Anlık lezzetler için mi? Tüm arzularını tatmin için mi?

Tüm his ve duygularıyla bekâyı isteyen insan, elbette sadece bu dünya için yaratılmış olamaz.

Bâki bir âleme doğru bir yolculukta. Bu dünya ise o yolculuğun sadece bir durağı.

Durakta bekliyor bu yolcu, asıl memleketine girmek için…

Daimi lezzetlere ulaşma hayali olunca, ani lezzetlere ulaşmak yada ulaşamamak onu üzmüyor.

Var olana şükrediyor. Ve sadece tadıyor. Doymak bâki âlemde biliyor.

Ve bekliyor insan…Sabrediyor….

İntizar ile telezzüz ediyor.

Ruh rahatlıyor.

Kalp ferahlıyor.

Akıl karmaşadan kurtuluyor.

Mihmandar-ı Kerîm’in aziz bir misafiri olmak şerefiyle şerefleniyor.

Yaşanılan an güzelleşiyor. Zahiri sıkıntı gibi hâlleri hoş görüp, tahammül ediyor.

Ve sabır içinde şükrediyor.

Netice, istikamet ve lezzetle hayatını geçiriyor.

İntizardaki lezzeti yakalamak ve hayat-ı ebediye için çalışmak duasıyla.

 

Dipnot

1) Sözler, syf 65.

intizar: ümit ederek bekleme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir