“Su” yu nasıl kullanıyoruz?

Her geçen gün değişen iklim koşulları ve kontrolsüz büyüyen endüstriler, sınırlı kaynakların maksimum verimlilikle kullanmamızı gerektiriyor. Yeryüzündeki su miktarı yıllar içinde sabit kalırken, artan ihtiyaca bağlı olarak su kaynakları üzerindeki baskının daha da derinleşmesi, su kıtlığını ortaya çıkarmaktadır.

Artan talebe göre suyun gittikçe daha zor bulunur bir hale geldiği ve su güvenliğini sağlamak için su kaynaklarını geliştirme ve yönetmenin büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve yoksullukla mücadelenin merkezinde yer aldığına dikkat çekiyoruz

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) raporuna göre, dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3. Bu suların yüzde 97,5’i okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, yüzde 2,5’i ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunuyor. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da yüzde 90’ının kutuplarda ve yeraltında bulunması, insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı su miktarının ne kadar az olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin tüketilebilecek yüzey suyu potansiyelinin 98 milyar metreküp olduğu da belirtilirken, 14 milyar metreküp güvenli yeraltı suyunun da eklenmesiyle net su potansiyelinin 112 milyar metreküp olduğu ifade ediliyor.

Raporda, şu bilgilere de yer veriliyor: “Türkiye, 2023 yılına kadar net su potansiyelini tam randımanlı şekilde kullanmayı amaçlamaktadır. 2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle, 1.386 metreküp olarak hesaplanmaktadır. Dünyadaki diğer ülkeler incelendiğinde, Türkiye, kişi başına kullanılabilir su miktarı açısından su sıkıntısı çeken ülkelerden biri olarak göze çarpmaktadır. Genel bir kural olarak, kişi başına yıllık 5.000 metreküpten fazla su potansiyeli olan bir ülke su zengini olarak kabul ediliyor. 2023 yılında 87 milyon nüfusa sahip olması beklenen su stresli Türkiye’nin, 2023 yılındaki su potansiyeli 1.289 m3/kişi seviyesine düşecektir.”

Bu veriler göz önüne alındığında, üç tarafı sularla çevrili olmasına rağmen, Türkiye’nin su stresli bir ülke olduğu kanısına varılıyor. Türkiye, aşırı sıcaklıklara sahip “yarı kurak” bir bölgede yer alıyor. 2004 ve 2016 yılları arasında su kullanımında yüzde 50’den fazla artış gerçekleşti. Nüfus ve ekonomik büyüme oranının etkileri de dikkate alındığında, mevcut kaynakların 20 yıl içinde tükenmemesi ön koşuluyla, gelecekte Türkiye’nin su kaynakları üzerindeki baskının artması bekleniyor. En çok su kullanan sektör olan sanayide demir çelik, kağıt, hayvancılık, enerji üretimi, yiyecek içecek, tekstil gibi başlıca endüstri tesislerinde kaliteli su kullanılıyor. Bu trend, tatlı su kaynaklarının tüketilmesinde geri dönülmez bir noktaya gitmekte olduğumuzu gösteriyor.

Verilen sayılardan çok su konusunda otoriteler tarafından yapılan sınıflandırmalara baktığımızda; yılda kişi başında 1.000 metreküp ve altında su rezervi bulunan ülkeler için “su fakiri” ifadesi kullanıldığını görüyoruz. Bu rakam 2.000 metreküp civarına çıktığında “su azlığı”, 8.000-10.000 metreküp değerlerinde rezervi olan ülkelere de “su zengini” ülke ifadesi kullanılıyor. Ne yazık ki ülkemizde 80 milyona yakın nüfusumuzla kişi başına düşen su rezervimiz yılda 1.519 m3. Su fakiri ülkeler içinde yer almasak da ülkemizin bulunduğu coğrafyada geçmişten bu yana doğal zenginlikleri ile anılan bir ülke olduğu halde zaman içinde gitgide su fakiri bir ülke olma sürecine girdiğini gösteriyor.

Gerek evsel gerekse endüstriyel olsun, kullanılan suyun ciddi bir kısmı geri kazanılabilir ve tekrar kullanılabilir. Çünkü doğada su sürekli bir döngü içinde olup doğal yollarla tekrar tekrar bize hizmet ediyor. Fakat biz plânsız büyüyen taleplerimizle, tabiata bize tekrar sunmasına yetecek kadar zamanı vermiyoruz. Bu durumda yapılması gereken, bu sürece bir yerinden destek vermek ve süreci işler halde tutmak. Bunu da iki şekilde yapabiliriz:

Evsel kullanımda daha ekonomik su kullanımı, endüstride ise daha az su talep eden teknolojilere yönelmek ve kullanılmış suları tekrar kullanılacak hale getirecek teknolojiler üretmek.

Ülkemizde yaşanan su azlığı sorununa bir çözüm üretmek, sınırlı kaynakları verimli kullanmak her bireyin üzerine ciddi bir sorumluluk yüklüyor.

Kendimize “Bu kaynağı doğru kullanıyor muyuz?” veya “Daha doğru kullanım için üzerimize düşen nedir?” sorularını sormamız gerekiyor.

Su tüketiminde üzerimize düşen sorumluluklar

Su tüketiminde alınacak tedbirlerden en önemlisi bireylerin su tasarrufu konusunda bilinçlendirilmesidir. Alacağımız tedbirlere göz atacak olursak;

  • Öncelikle evimizde sızdıran sifonları ve damlayan muslukları tamir ettirelim. Saniyede 1 damla akan su, yılda 3 metreküplük yani 3 tonluk bir tüketime tekabül eder. Diş fırçalama sırasında musluk açık bırakılırsa, her fırçalama sırasında ortalama 15 litre su israf etmiş oluruz. Günde iki defa diş fırçalanırsa, yılda 10 950 litre su israf edilir.
  • Bulaşık ve çamaşır makinelerini tam dolmadan kullanmayalım. Çamaşır ve bulaşık makineleri bir defada ortalama 40 litre su tüketmektedir. Çamaşır makinasından çıkan su gibi kullanılmış sularımızı balkon ve tuvalet temizliğinde kullanalım.
  • Banyo yerine duşu tercih edelim. Bir duşta ortalama 50 litre su, bir banyoda 150 litre su tüketilir.
  • Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre % 60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadır. Rezervuarların boyunu küçültelim. 12-20 litrelik yerine 6-7 litrelik ve kademeli rezervuarları tercih edelim.
  • Meyve ve sebze yıkadığımız suyla çiçekleri sulayalım.
  • Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanalım. Site, bahçe sulamasında, buharlaşmanın az olduğu sabah ve akşam üstü saatlerini tercih edelim.
  • Arabamızı yıkarken kova ve sünger kullanalım. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.
  • Suyun çeşmeden içildiği yerlerde boruda ısınan su sebebi ile su soğuyuncaya kadar boşa akıtılır. Suyu boşa akıtmak yerine soğutmak için buz kullanalım.
  • Evlerimizde su tasarrufu sağlayıcı özellikte armatürler kullanalım.
  • Sokak çeşmelerini amaçları dışında kullanmayalım.
  • Yollarda görülen her türlü içme suyu arızalarını altyapı kuruluşlarına haber verelim.
  • Binalarımızı terk ederken muslukların kapalı olduğundan emin olalım. Evimizden uzun süre ayrı kalacak isek su vanalarımızı kapalı tutalım. Eğer binamızda su depomuz varsa, depomuzu yılda 2 kez temizletelim.

Günlük hayatta alınabilecek basit tedbirlerle su israfının önüne geçilebilecek, böylelikle hem birey olarak, hem de ülke olarak kazancımıza büyük katkılar sağlayacağız.

 

Elmas Zeynep Salihoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir