ALÂİM-İ SEMÂ

Pencereden gökyüzüne bakarken, ânîden hava karardı, küme küme bulutlar siyahlaştı.

Birden gök gürledi, şimşek çaktı ve yağmur başladı. Damlalarının cama vuruşundan çok şiddetli yağdığını anlıyordum. Bu arada ben de faklı bir hâlet-i rûhiye içindeydim.

Benim de yüreğimde kopuyordu fırtınalar. Beynimde şimşekler çakıyor, dünyam kararıyordu âdeta. Sonra da gözyaşı olarak damlarken, cama vuran her bir damlayla yarış hâlinde idi sanki. Bir baktım ki dışarıdaki hava değişmeye başladı. Yavaş yavaş kararan bulutlar gitti, yerini berrak bir gökyüzü aldı. O anda hârikulâde bir şey oldu.

Güneş ışıklarıyla birlikte yağan yağmur ile gök kuşağı meydana geldi. Bu alâim-i semâ beni de içine aldı.

Artık pencereye de yağmur vurmuyordu.

Fakat izleri vardı damlalar şeklinde.

Anında değişen gün, anında değişen hissiyat… Birçoğumuz yaşar bunu.

Her şey iyi giderken, neden böyle oldu der, dururuz haklı olarak.

Dışardaki bir anda değişen havanın nasıl etken sebepleri varsa… Elbet insanın da hayatında olumluya veya olumsuza götüren sebepler olacaktır.

Her sıkıntının ardından gökkuşağı misâli hayatımızı saran latif güzel şeyler gelir.

Bunları fark etmek şükrü gerektirir.

Herşey zıddıyla bilindiği gibi.

“Her sıkıntının ardında bir kolaylık vardır.”

 

Ayşenur YAŞAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir