İlham

Gözyaşın deniz olsa!

 

Bazen insan sıcak bir yaz gününde aç, susuz, güçsüz boğulur gibi olur. Bütün duyguları ateşe yanmış ot gibi küllenir dağılır. Toparlanabilmek, bu ateşi söndürebilmek için, kalbin içindeki muhabbet membaından kaynayıp taşan gözyaşlarına ihtiyaç duyar acilen. Hidayet denilen kurtuluşa giden, dalalet karanlıklarından arındırıp, diriliş sabahında seni uyandıran gözyaşları da böyle hayat doludur.

Bir noktada durursun. Orada eskiye dair her şey  bitmiştir. Sen sıfırlanmışsındır. Dağılıp gitmiş, yerde yeniden yaratılmak üzere dökülmüştür, bütün zerrelerin. Bir miktar toprak gibisindir. Gözyaşların akar sel gibi. Onlar aktıkça, yaratılış toprağın giderek suya doyar.

O çamurdan yeni, yepyeni bir insan yaratılmak üzeredir. Her şeye yeniden başlayacak olan biri… O anda ne olacak, ne tecelli edecek sen de bilmiyorsundur. Derin bir teslimiyetin, köklü bir değişimin, yeniden yaratılmanın eşiğindesindir. Sadece ağlarsın. Yaratılış toprağın suya kanana kadar. İçindeki her şey eriyip, yok olana kadar. Bir aydınlığın, bir güneşin doğmakta olduğunu hissedersin, seni saran karanlıklardan sıyrıldıkça… Yeni bir başlangıcın eşiğinde olduğunun idrakinde olarak…

Rabbine, O’nun yoluna dönüş noktasındaki her insan bu gözyaşlarıyla tanışmıştır. Bu an belki de hayatının en kıymetli, en unutulmaz, en lezzetli anı olarak daima hatırlanacaktır. O anı hatırladıkça, bir dirilişin içinde kıpırdandığını, küllenen birçok güzelliğin yeniden çiçek açtığını hissedecektir.

Rabbine dönüş noktasından öncesini düşündüğünde ürperir ve titrer. Yıllardır kurak kalmış, dikenlerden ve acı meyvelerden başka hiç bir sümbül vermeyen toprağı, hidayet ile şerha şerha yarılmış ve zerre zerre dağılmış, içindeki insanı insan eden istidat tohumları açılışa durmuştur. Yıllardır susmuş ve susturulmuş olan kalbinin sesi Yaratıcısından haber verirken, O’nunla başlayan eşsiz sohbetin lezzetiyle kendinden geçmiş olan insan, bu saadet dolu anın ebedi olmasını elbette arzu edecektir.

Hidayet müjdesini getiren gözyaşları, o güne kadar anlayamadığı değerlerin, kaybettiği güzelliklerin ona geri dönüşünü kutlayan bir şükür nişanesidir. Allah için dökülen gözyaşını karşılayabilecek hiçbir değer yoktur dünyada. Onu satın alabilecek değer sadece Rabbi katındadır. O’nun hazinesindedir. Ebedi bize verecek olan ve bize ebed dolusu sonsuz merhamet eden Rabbidir, o gözyaşlarının gerçek değerini bilen…

Allah için ağlıyorsan, boşa gider sanma gözyaşın. Eğer ki Allah içinse, her gözyaşı bir kurtuluştur, bir diriliştir. Bu billur taneler karşılığında Rabbin sana ebedi olarak nice ihsanlarda bulunacaktır. Bunu bizim aklımız asla idrak edemez. Allah için dökülen gözyaşlarıyla Rabbine kavuşmanın, O’nun rahmetine gark olmanın hazzı ile eriyen insan, zaten ücret düşünecek durumda değildir.

Onlar gözlerden inerken, ne cennet, ne de başka bir şey vardır akılda. Sadece Rabbinin muhabbetidir sende hükmeden. Her yanın, her zerren muhabbet olmuştur. Bundan daha kıymetli bir şey var mıdır? Rabbim O’nun için dökülen bir damlacığı bile ziyan etmez. O’nun en değer verdiği bu gözyaşlarıdır çünkü. Menfaatsiz, beklentisiz, sadece O’nun için…

Hidayet sadece dönüş noktasındaki bir gün, bir an için istenilmez. Aslında her bir anımızın, yeni bir dirilişe, bir hidayete ihtiyacı vardır. Yeni baştan, biteviye tazelenmek lazım. Hiç bir ölü, boş nokta kalmamalı hayatımızda. Hiç bitmeyen yeni dirilişler isteyelim Rabbimizden. Bıkmadan usanmadan. Bu yolda harcanan gözyaşlarında asla israf yoktur. Gözyaşın deniz olsa, okyanus olsa da, ebedi kurtuluş için harcamaya değmez mi?

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*