Kapak

Çöpün gübren olsun, benimki bokaşi

İtiraf ediyorum, garipsedim. Tuhaf geldi. Alışık olmadığım bir şeydi. Evlenip gittiğim yerde çöp kutusu yoktu. Nasıl olurdu? Çöp kutusuz ev mi olurdu? Evet, olmuştu. Burada çöpleri arka balkondan aşağı atıyorlardı. Burası tabi ki bahçeli bir evdi. Arka bahçede bir tavuk kümesi vardı. Tavuklar atılan her şeyi yiyordu. Yemedikleri yiyecekler de toprağa karışıp gidiyordu. Toprağa karışamayacak atıkları da ayda bir toplayıp sokağın çöp konteynırına atıyorlardı. Belki de ayda sadece bir poşet çöp, konteynıra gidiyordu.

Ben önceleri bahçeye atamadım. Çöplerimi tezgâhın üstünde bir poşette biriktirip öyle çöpe atıyordum. Çünkü şehirden gelmiştim. Şehirde her gün bir poşet çöp atarsın ve ayda otuz poşet çöp çıkardığının farkında bile olmazsın. Zamanla alışıp bahçeye çay demlerini ve meyve-sebze kabuklarını atmaya başladım. Sonra bu durum hoşuma bile gitmeye başladı. Çünkü tavuklar ne atsak yiyordu. Fakat hâlâ organik atıklar dışındaki atıkları dışarı atamıyordum. Onları yine tezgahın üstünde biriktirmeye devam ettim. Aslında bu atıkların da birçoğu geri dönüşüme gidebilecek atıklardı. Fakat burada böyle bir düzenleme yoktu. Ben yine de tavukların yediği kısmı saymazsak evde hâlâ bir çöp kutusu olmamasına şaşırıyordum.

Bu ev benim sadece tatillerde gittiğim bir evdi. Kendim şehirde yaşamaya devam ediyordum. Aradan yıllar geçti. Atıksız yaşam ve geri dönüşüm konularına ilgi duymaya başladım. Sonra ne oldu dersiniz. Bir zamanlar garipsediğim o çöp kutusuz ev hayatını yaşarken buldum kendimi. Kompost ile karşılaştım. Her çöp attığımda huzursuz olan vicdanımı rahatlatacak bir şeyler bulmuştum artık. Atıklarımızın %45’ini organik atıklar oluşturduğuna göre bunun için harekete geçmeliydim. Öncelikle bahçesi olanların tercih ettiği soğuk komposta karar verdim. Bahçeli bir evde oturduğum için bunun bana göre bir yol olduğunu düşünmüştüm. Lakin değilmiş. Soğuk kompost hiç de kolay değilmiş. Her gün bahçede çukur açıp organik atıkları oraya boşaltmak ve birini kapatırken diğer çukuru açmak hiç de kolay değil tahmin edersiniz ki. Bunu yapabilseydim bile bahçede bir süre sonra açacak çukur kalmayacaktı. Daha önceden kapattığım çukurlardaki organik atıkların da gübreye dönüşmesinin aylar süreceğini öğrenince soğuk komposttan vazgeçtim. Diğer kompost çeşitlerine yöneldim. Hayvanlarla aram iyi olmadığı için solucan kompostunu da direk eledim. Fakat hâlâ içimde solucan kompostuna karşı bir merak var. Belki bir gün onu da sevebilirim.

Geriye sadece bir kompost çeşidi kaldı. Bokaşi kompostu. Japonların keşfettiği bu kompost çeşidi özellikle de evde, apartmanda yaşayanlar için güzel bir alternatif. Tek yapmamız gereken bir bokaşi seti edinmek ve atık kurallarına uymak. Yaklaşık iki haftada dolan bokaşi kovası birkaç hafta bekletilip turşulaşınca toprakla buluşturuluyor ve elimizde altın değerinde bir gübre oluyor. Bu gübreyi de istersek evimizdeki çiçeklerin toprağında kullanırız ki, gübre çiçekleri çok canlandırıyor, istersek de bir saksıya alıp içine sebze ekebiliriz. Ya da hiç olmadı bir park veya ormana götürüp ağaçların dibine bırakabiliriz.

Bokaşiden kısaca bahsetmem gerekirse öncelikle organik atıkları küçük parçalar haline getirmeliyiz ki turşulaşmayı hızlandırabilelim ve kovanın içinde daha az yer kaplamasını sağlayarak oksijeni azaltabilelim. Ayrıca bokaşi kovasının kapağını çok fazla açmamamız gerekir. Çünkü hava ile fazla temas etmesi turşulaşmayı engelleyebilir. Bu yüzden gün içindeki bütün organik atıkları biriktirip günün sonunda tek seferde atmak ve üstüne baskı uygulamak gerekecektir. Bu kovaya sadece küflenmiş meyve gibi atıkları atamıyoruz. Onun dışında organik her şeyi atabiliriz. Meyve sebze kabukları, yumurta kabuğu, süt, et…

Bokaşi kovasındaki en önemli kısımlardan biri de alt kısmındaki musluktur. Bu musluktan organik atığın dibe çöken suyunu almamız gerekir. Çünkü bu su zamanla atığımızı çürütebilir. Alınan bu su da kesinlikle ziyan edilmez. Çünkü bitkiler için çok faydalıdır. Dolan bokaşi kovası birkaç hafta hiç açılmadan bekletilerek fermente olması sağlanır. Bu süre geçtikten sonra açıp kokladığımızda turşu kokusu alıyorsak altın çöpümüz hazır demektir.

Böyle anlatılınca zor gibi görünse de aslında çok keyifli bir yanı var. Allah tarafından topraktan geleni tekrar toprağa göndermek çok huzur verici. Geriye sadece evin diğer üyelerini de bu dönüşüme ikna etmek kalıyor.

Şunu da belirtmem gerekir ki çocuklar bu düzene çabuk alışıyorlar. Çocukların odalarında kâğıt atıklarını biriktirdiğimiz bir poşet var ve kesinlikle başka yere kağıt atmıyorlar. Bir de tohum kavanozu ve kırıntı kavanozumuz var. Kahvaltı ve yemek sonrası sofradaki kırıntıları kavanozda biriktirip kuşlara ikram ediyoruz. Meyve çekirdeklerini topladığımız tohum kavanozundaki çekirdekleri de tekrar toprakla buluşturmak için baharın gelmesini bekliyoruz. Çocuklardaki bu farkındalığın oluşumu geleceğe dair umudumuzu besliyor.

 

Nurefşan AKKAYA

nrfsn24@hotmail.com

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*