Hâl-i pürmelâle çâre

Gürültüler, koşturmalar, kargaşalar… Önüm, arkam, sağım, solum yetemediğim, yetişemediğim hâdise yığını ile dolu. Gördüklerim, duyduklarım, hissettiklerim… Karmaşıklaşmış duygularım ayaklarıma dolanmış. Ah… Bir sessizlik olsa. Ruhuma sükûn veren bir hâl olsa. Dinginleşsem, durulsam, sakinleşip ferahlasam… Ve dirilsem sonra. Öyle ihtiyacım var ki bu saydıklarıma.
Gözlerimi kapatıp bir süre öyle kalsam. Ancak ben görmek istiyorum. Gözlerim açık kalsın. Tek istediğim kargaşayı görmek istemeyişim.
Kulaklarım sadece huzurun fısıltılarını işitsin. Ruhum bu hâletle genişlesin… genişlesin… Duygularımı bir sıcaklık sarsın. Kalbim eşlik etsin ritimleriyle. Hayat tüm telâşesiyle devam ededursun ama yine gönül gülzâra dönsün.
Bir avuç su almalıyım avucuma. Damla damla dokunmalı tenime. Temizlemeli bedenimi ve arındırmalı ruhumu. Şeffafiyet gelmeli kalbime. Su gibi nuru yansıtmalı.
Dünya hızla dönse de ben bir süre durmalıyım. Dünya ve içindekileri arkama almalı ve sonsuzluğa bakmalıyım. İstikametimi bulmak için rotamı belirlemeli, yönümü tayin etmeliyim.
Kıblem… Yüzümü sana dönüp, ellerimi kaldırmalıyım “Allahû Ekber” diyerek…
Ve dimdik ayakta durmalıyım. El, pençe, divanda…
Kalbimin çırpınışına, dilimin Kur’ân tilâveti karşılık gelsin. Dudaklarımdan çıkan fısıltıyı kulağım içsin. Doysun ruhum, gözüm gülsün… Derman gelsin dizime ve usulca yere dokunsun. Kucaklasın beni seccadem, alnımdan öpsün.
Ebedî âlemleri seyretmeyi arzularcasına gözüm secdeye dönsün. Ve sevinçle selâm vereyim sağımda ve solumda duran meleklere…
Ellerimi semâya kaldırıp hâlimi arz ederken duâma eklemeliyim;
“Rabbim, Mescid-i Aksa’da, kıblem Kâbe’ye dö¬nerek de secde etmeyi nasib eyle…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir