Kadının kazancı müstakildir

Soru: Erkek kadının kazancına ortak mıdır?

Kadın ile erkek her ne kadar bir nikâh akti ile evlilik birliğini kurmuşlarsa da, kazançları müs­takildir, müşterek değildir. Mahşerde her biri ne­rede kazandığından, nereye harcadığından, helal kazanmak için gösterdiği çabadan, kendi eliyle verdiği sadakadan, zekâttan ve ibadetlerinden sorumludurlar.

İslâm dini kadının geçim yükünü hukuken eğer evli ise kendisine değil, erkeğe yüklemiştir. Erkek ise hem kendisinin, hem karısının, hem de çoluk çocuğunun rızkını temin etmekle mükel­leftir. Erkek, karısının parasından kadının rızası yoksa tasarruf edemez. Bu ister kocasından aldı­ğı mehir olsun, ister babasından düşen miras ol­sun, ister kendi çalışıp kazandığı bir kazanç olsun fark etmez. Kendi rızasıyla ve hür iradesiyle ma­lının tasarruf yetkisini kocasına verirse o başka meseledir. Fakat bunun için kadın zorlanamaz.

Kadının kazancının müstakil olduğunu, erke­ğin karısının malından, karısının iradesi dışında harcama yapamayacağını şu ayet hükme bağla­mıştır: “Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.”1

Bu ayetin mefhum-u muhalifi şöyledir: Kadın mehrinden veya malından kocasına bir şey bağış­lamazsa, malının tamamını veya bir kısmını kullan­ma yetkisini kocasına vermezse, kocasının zorla ka­rısından bir şey koparmaya çalışması helal olmaz.

Hayatı paylaşmak güzeldir

Esasen kadın çalışmakla da yükümlü değil­dir. Çalışmakla yükümlü olan erkektir. Kadının ve evinin ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olan da erkektir. Fakat kadın iffetine uygun bir işte çalış­mak istiyorsa, erkeğin de buna rızası varsa, çalı­şabilir. Çalıştığı zaman kendi kazancından dilerse evine harcar. Bu ahlâken iyidir ve fazilettir. Ama hukuken kadın buna zorlanamaz.

İslâm hukuku iktisat açısından kadın ile er­keği müşterek değil, müstakil değerlendirmiş­tir. Erkek evine ve karısına bakmakla yükümlü­dür. Çünkü erkek kadını Allah’ın emaneti olarak almıştır. Onu alırken onun geçimini ömür boyu sağlamakla ve ihtiyaçlarını ömür boyu karşıla­makla kendini yükümlendirmiştir. Dolayısıyla erkek kadının malına kadının rızası dışında do­kunursa bunun hukukî sonuçları olacaktır.

Bununla beraber, hayat müşterektir. İhti­yaçlar müşterektir. Hayatı paylaşmak güzeldir, fazilettir, sevaptır. Bir evde kadın da, erkek de çalışıyorsa ve her ikisi de evin ihtiyaçları için maaşlarını ve kazançlarını seferber etmişlerse, bu şüphesiz güzeldir. Aile birliğinin devamı için İslâmiyet bunu teşvik eder. Böyle aile yükünün müşterek kaldırılması kadın için fazilet, erkek için ise hem fazilet, hem yükümlülüğün ifasıdır.

Güven duygusunu zayıflatmamalı

Eşinin para desteğine ihtiyacı olan er­kek, bunu açık yüreklilikle eşiyle paylaşırsa, eşi de muhtemel ki elinde olan imkânları kocasından esirgemeyecektir. Böyle pay­laşımlar iyi iletişim için de önemlidir. İyi iletişim çiftler arasında sevgi ve saygıyı güçlendirir güven duygusunu takviye eder, hürmeti ve merhameti ikame eder, aile yuvasına huzur ve saadet katar.

Aksi olursa, yani erkek karısının izni olmaksızın karısının kazancından har­cama yaparsa, bu durum kendisi için helal olmadığı gibi, çiftler arasındaki güven duygusunu zedeler, hürmet ve merhamet duygusuna zarar verir, saygıyı ve sevgiyi zayıflatır, huzur ve saadeti bozar. Helal olmadığı için mahşere dönük kul hakkı da söz konusu olur.

Bu demek değildir ki, kadının kendi kazancını har vurup harman savurması helaldir. Hayır; söylemek istediğimiz, kadın kendi parasından ve kendi malından sadece kendisi tasarruf etme hakkına sahiptir.

Dipnotlar: 1. Nisa Suresi: 4

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir