Nefise teyze

Fesleğen, menekşe ve güllerle bezediği balkonunda elinde tesbihiyle oturuyordu Nefise teyze.

Sabah namazını kıldığı başındaki bembeyaz namaz örtüsünden belliydi. Gün içinde taktığı örtüleri yeşil, kahve renklerde olurken, namazda beyaza bürünmeyi severdi.

Güneşin alacasını gözlerini kısarak izlerken, arada bir elindeki doksan dokuzluk tesbihine bakıyordu. Dilindeki zikrin şahidiydi bu tesbih. Mavi renkli, küçük taneliydi. İmamesi sadeydi. İmamenin ucuna bir iğne oyası iliştirmişti, karanfil desenli… Çok severdi karanfilleri. Bakmaya, koklamaya doyamazdı. Balkonun en köşesinde küçük bir saksıda boynu bükük dururdu karanfilleri, mis gibi kokular yayarak…

Son tesbih tanesini çektikten sonra, “La ilahe illallah Muhammedur resulullah” diyerek yavaşça doğruldu balkonundaki yıllardır arkadaşı tahta iskemleden. Gül kurusu rengindeki yeleğine iyice sarınarak şöyle bir baktı mahalleye, yola, sokağa…

Mahallenin çoğu uyuyordu belli. Mutfaklardan henüz sesler daha gelmeye başlamamıştı.

“Uyanırlar birazdan” dedi kendi kendine. “Tatlı tabak tıkırtıları, çaydanlık fokurtuları, çocuk sesleri duyulur. İyi ki de duyulur. Onlar olmasa insan bir mahzun olur. Herkesin yuvası şen olsun, ocakları hayırla tütsün, sofraları bereketli olsun.”

Nefise teyze her sabah mahalleliye böyle dualar ederdi. Her bir komşusunu kendi evladı gibi bilir, onlara dua etmeden güne başlamaz, gece onların sükunet ve selamette olduğunu öğrenmeden yatmazdı. Sabah ayazında bir annenin çocuğuna üşümesin diye giydirdiği hırka gibi dualarıyla mânen onları sarıp sarmalar, akşamda “hû hû” larla uyuturcasına onları düşünüp dua yorganlarını sekine hâli ile üzerlerine örterdi.

Gün içinde mutlaka bir komşusuna gider yahut onlar ziyaretine gelirdi. Yeni evlenenlere tatlı nasihatlerde bulunur, doğum yapanların bebekleriyle ilgilenir, hasta olanlara dualar ederdi. Evine gelenlere kahve yanında illâ ki bir çörek ikram eder, ancak asıl ikramı tatlı sohbeti olurdu. Kimi fikir almaya gelirdi, kimi sıkıntısını anlatmaya… Kimi sadece el öpmeye

gelirdi, kimi ise yeni büyüyen çocuğunu el öpmeye getirirdi.

Mahallenin Nefise teyzesiydi işte… “Allah seni başımızdan eksik etmesin” dedikleriydi.

Sabah dualarını yapan Nefise teyze balkondan salonuna geçti. Kitaplıktan bir Risale alıp sallanan koltuğuna oturdu. “Bismillah” diyerek kaldığı sayfayı gösteren ipi çekip açtı kitabı. Kaldığı sayfada yazan “Sekizinci Söz” dü. Tebessüm etti. Çok severdi bu bahsi. Ziyaretine gelen hanımlara, çocuklara anlatırdı. Her anlattığı da ayrı severdi. Hatta çocuklar Nefise teyzenin yamacına gelince “Nefise teyzee… Hadii.. Yine anlaat..” diye tuttururlardı. O sallanan koltuğuna oturur, gözlüğünü takar ve ciddi gibi görünür sonra kocaman bir tebessümle “Eski zamanda, iki kardeş varmış” diye anlatmaya başlardı. Pür dikkat dinleyen çocuklara en sonunda ağızlarına birer lokum vererek bu anlatma hâletini bitirirdi. Lokumlarını yerken mahalleye oyuna koşan bu çocuklara da kendi torunlarıymış gibi arkalarından dualar ederdi.

“Yâ Sekizinci Söz…” dedi kitabı elinde tuttuğu hâliyle. “Haydi bakalım Nefise… İlk defa dinliyormuşçasına oku. Ey nefsim! Sen de kulağını iyi aç da dinle bakalım.”

Zaman akıp giderken, Nefise teyze sayfalar içerisinde dalıp gitti. Sayfanın bir yerinde durdu. Ellerini semâya kaldırdı. Kaldığı satırları sesli okumaya başladı.

“Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve Sana hizmetkârım ve Senin rızanı istiyorum ve Seni arıyorum.”

Bir kaç damla göz yaşı düşerken kitabın üzerine, onun elleri hâlâ semâdaydı. Nur çehresi daha da nurlanmış, mânevî bir hâle bürünmüştü. O dualar ederken evi Cennetvâri huzurla dolmuş, balkonundaki çiçekler dâhi tebessüme durmuştu.

Nefise teyzenin işte bu hâlinden olsa gerek; işe giden, ocağına aş koyan, dükkanını açan mahallenin yüzleri tebessümle dilleri “âmin” diyor.

Hâletlerinde ise Sekizinci Söz’de geçen “akıl odur ki: ‘Güzel ve huzur vereni al, çirkin ve keder vereni bırak’ kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalb ile gider.’ var.

Nefise teyze ve tüm mahalleli selâmet-i kalp ile yaşayıp gidiyorlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir