Osmanlı’da kadınların eğitimi

Osmanlı Devleti son dönemlerinde değişen dünya düzenine ayak uydurabilmek amacıyla birçok alanda yenilikler yapmaya gayret etti. Aile hukuku ve kadınların eğitimi ile ilgili konular da bunlardan biriydi.

Sözgelimi, İstanbul’un İngilizler tarafından işgali yıllarında Osmanlının kadın ve aile konusunda can havliyle kanunlar çıkarmaya çalıştığını biliyor muydunuz?

Birinci Dünya Savaşı’nda birçok cephede savaşan Osmanlı 1919’da topraklarının çoğu işgal altındayken bile kadın ve aile konusundaki problemlere çözüm arayışındaydı. İttihat ve Terakki Fırkası bir taraftan, Şeyhülislâmlık bir taraftan kadın ve aile konusunda farklı çalışmalar içerisindeydi.

Osmanlının son dönemlerinde uygulanmaya çalışılan “Hukuk-u Aile Kararnamesi” konusunu başka bir yazımıza havale edip Osmanlı’da kadınların eğitimi konusunu tarihî akışı içinde ana hatlarıyla hatırlayalım:

Sıbyan mektepleri

Osmanlı’da Tanzimat öncesi Kur’ân esaslarına dayalı şer’i sistem mevcuttur. İslâm hukuku kaynak alınır. Eğitim kızlar için sıbyan mekteplerinde gerçekleşir. Daha çok hoca hanımın evinde yürütülen eğitim; hafızlığını tamamlamış, dönemin klâsik birkaç kitabını okumayı bilen kadınlarca yapılmıştır. Kız çocukları 8–9 yaşlarına kadar bu okullara devam etmişlerdir.

Tanzimat sonrası

Tanzimat’ın ilânından sonra (1839) İslâm hukukunun yanında Avrupa’dan alınan kanunlar da uygulanmıştır. Bir nevi ikili sistem oluşmuştur. Batılılaşma hareketi her alanda olduğu gibi eğitimde de uygulanmıştır. Batı’nın eğitim sistemi kendi yapımıza uygun hale getirilmeye çalışılmıştır. O dönemin Osmanlı aydınlarının Batılılaşmanın nasıl olacağı üzerine tartışmaları malûmunuzdur. Mehmet Âkif’in şiirlerinde net olarak bu tartışmaların izleri görülebilir.

Sultan Abdülhamid

ll. Abdülhamid (1842–1918) döneminde kızların eğitim öğretimlerine ayrı bir önem verilmiş, ilk ve orta dereceli okulların sayısı arttırılmıştır. Kız öğretmen okullarında öğrencilere örnek ve ibret alacakları meşhur kadınları tanıtmak amacıyla bir kitap hazırlama vazifesi Maarif Vekâletince Mehmet Zihni Efendiye verilir.

Meşahurinnisa

Meşahurinnisa uzun araştırmalar neticesinde iki cilt halinde hazırlanır. Kitapta şair, fakih, muhaddis, veli ve kadın Sahabelerden örnekler vardır. Mehmed Zihni Efendi Müslüman kadının cahilliği ile ilgili zanların tashihi için bu eseri kaleme almıştır. İslâm tarihinde kadınlarla ilgili çalışmalar az yapılmıştır. “Meşahirunnisa” bu açıdan önemlidir.

Osmanlı Eğitim Bakanlığı Mehmet Zihni Efendiye ayrıca ilkokul düzeyindeki küçük kız çocukları için “Hanım İlmihali” ve “Kızlar Hocası” isimli eserleri de hazırlatmıştır.

Ebe okulları

İlk kez 1843’de Mekteb-i Tıbbiye’de haftada bir gün olmak üzere ebelik tedrisatına başlanır. 1845’de ilk mezunlarını verir. II. Meşrûtiyet dönemine kadar ebelik tahsil edenlerde okuma-yazma bile aranmaz, II. Meşrûtiyet sonrasında ilk mektep diploması istenir.

Kız rüşdiyeleri

1859’da ilk kez İstanbul Sultanahmet’te bir kız rüştiyesi açılır. Aileler kız çocuklarını bu okullara göndermeleri için teşvik edilir. Okulların açılış gayesi kız çocuklarını bilgili, görgülü, evine mutluluk getiren birer hanımefendi olarak yetiştirmektir.

Sanayi mektebleri

1865’de ilk kız Sanayi Mektebi açılır. Ordu ve devletin ihtiyacı olan kumaş ve dikiş işlerini karşılamaya yönelik eleman yetiştirmek hedeflenmektedir.

Kız öğretmen okulları

1869’da Maarif Nezareti Fransa eğitim sistemini örnek alarak kız sıbyan okulları ve rüştiyelerine yönelik bir düzenleme hazırlar. İlköğretim mecburiyeti getirilir.

Kız okullarında öğretmenlik yapabilecek bayan öğretmenlerin yetiştirilmesi acil ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu yüzden kız öğretmen okulları açılır. Darül Muallimat adıyla eğitim veren bu okullar ll. Meşrûtiyet Dönemi’ne kadar öğrencilere burs vermiştir. Burs almayan mezunları öğretmenlik yapıp yapmamakta serbest bırakıldığından bayan öğretmenlerin sayısı arttığı gibi, Osmanlı kadınları arasındaki eğitim seviyesi de yükselmiştir.

Kız üniversitesi

1914’de kızlara has bir üniversite olan İnâs Darülfünun’u kurulmuştur.

Hülâsa

Osmanlı, eğitim sistemini özellikle kızların eğitimine de önem vererek çağa uydurmaya çalıştı, gelişen dünya olayları, ard arda çıkan savaşlar buna izin vermedi.

Kızların eğitimini tarihî altyapısıyla birlikte düşününce Bediüzzaman Hazretleri’nin Sultan Abdülhamid’e sunduğu “Medresetüzzehra projesi” nin önemini daha iyi anlayabiliyoruz!

Kur’ân eğitimini çağın anlayışına uygun bir şekilde fen ilimleriyle mezceden Risale-i Nur’u bir de bu açıdan tefekkür etmekte fayda var!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir