Pandemik hastalıkları unutmuşken…

Kuş gribi, SARS, domuz gribi… İnsanlık tarihinde bulaşıcı olan hastalıklar zaman zaman görülüyor. Ama bunların çok azı pandemi grubuna dâhil ediliyor. Bu tabir uzun zamandır unutulmuşken, COVID 19 ile yine gündeme geldi. Birçok ülkenin hayat akışı durdu ve nedeni anlaşılmayan bir şekilde birçok ülkeye yayılıyor. Peki, pandemi nedir?

En basit tanımıyla dünyada eşzamanlı olarak çok yaygın bir şekilde çok fazla sayıda insanı tehdit eden bulaşıcı hastalıklara verilen isim. Bir hastalığın pandemi ilan edilmesi WHO tarafından yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tanımlamasına göre, bir hastalığın pandemi olabilmesi için üç ölçüt aranıyor:

  • Yeni bir virüs olması
  • İnsanlara kolayca geçebilmesi
  • İnsandan insana kolay ve sürekli bir şekilde bulaşması

BBC Türkçe

 

“Kıyamet Günü” buzulu hızla eriyor

Buzul bilimciler, Thwaites’i yan, dünyadaki “en önemli” ve “en riskli” buzul olarak tanımlıyor. Hatta bazıları bu buzulu “kıyamet günü” olarak adlandırıyor. Devasa boyutlardaki bu buzulun yüz ölçümü aşağı yukarı Britanya adası kadar. Dünyada deniz suyu seviyesindeki yükselişin yüzde dördü bu buzuldan geliyor. Tek bir buzul için bu çok ciddi bir oran. Uydu verileri, erime hızının da giderek arttığını gösteriyor. Bu buzulun tamamen erimesi halinde, deniz seviyesinin de yarım metreden fazla yükseleceği tahmin ediliyor. Yaklaşık 100 yıl içerisinde erimenin gerçekleşeceğini belirten uzmanlar, örneğin Londra’da, su seviyesinde meydana gelebilecek 50 santimetrelik bir artış sonucunda 1000 yılda bir oluşacak bir fırtınanın oluşma sıklığı da 100 yıla kadar gerileyeceğini ve bu artışın bir metreye yükselmesi halinde ise bu süre 10 yıla kadar düşeceğini belirtiyor.  BBC Türkçe

 

Hareket et sıhhat bul

Günümüz gençleri mutsuz ve depresyon ihtimalleri çok yüksek kişiler kategorisinde görülüyorlar. Özellikle bir şey yapmadan oturmaları çok da iyi bir fiil olarak kabul edilmiyor. Londra Üniversitesi’nden (University College London – UCL) uzmanlarca yürütülen bir araştırma zamanlarının çoğunu oturarak geçiren çocukların 18 yaşına geldiğinde depresyona girme ihtimalinin daha yüksek olduğu sonucuna vardı.

Çalışmada 12 ve 16 yaş arasında 4 bin 257 çocuğun hareketlilik düzeyi incelendi. Bunlardan her gün bir saat kadar yürüme ya da hareketli bir iş yapanların, yetişkinliğe geçerken daha az depresif oldukları belirlendi. Çalışmada daha hareketli olmanın her yaştan insan için faydalı olduğu ve teşvik edilmesi gerektiği sonucuna varıldı.

Raporu hazırlayan uzman ekibin başında bulunan Londra Üniversitesi psikiyatri bölümü doktora öğrencisi Aaron Kandola, “Zihin sağlığımız için sadece sıkı egzersizlerin değil, oturarak geçirdiğimiz süreyi azaltan her türlü fiziksel faaliyetin faydalı olduğunu bulduk. Her yaştan insanı daha az oturmaya ve daha çok hareket etmeye teşvik etmeliyiz. Bu hem fiziksel, hem zihinsel sağlığımız için faydalı” diyor.  BBC Türkçe

 

Topa kafa vurma ve demans

Çocuklar oyun oynamayı çok seviyor. Kızlar evcilik, erkekler futbol. Ama futbol oynarken çok heyecanlanan çocuklar kafaları ile topa vurmaktan çekinmiyor. Oysa ki kafa topu atıldığında muhtemel travma riski çok yükseliyor. İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda Futbol Federasyonları, 12 yaşından küçük çocukların futbol antrenmanlarında topa kafa vurmalarını yasakladı. Federasyonlar, topa sık kafayla vurma ile bunama (demans) arasında bağlantı kuran araştırmanın sonucu yasak kararı aldı.

İngiltere Futbol Federasyonu yetkilisi Mark Bullingham, “Topa kafayla vurma konusunda güncellenen kılavuz, mevcut rehberin geliştirilmiş halidir ve çocuk futbolunda gereksiz bir şekilde tekrarlanan kafa vuruşlarının azaltılması ve kaldırılmasında koçlara ve öğretmenlere yardımcı olacaktır” diyor.  BBC Türkçe

 

Tabut kilimleri

Allah’ın verdiği ömrün bitmesi ile başlayan defin merasimlerinde tabutların örtüsünün önemini hiç şüphesiz herkes biliyor. Anadolu geleneklerinin başında gelen tabut örtüleri tarihimizde kişiye göre dokunuyordu ve bu nesilden nesile saklanıyordu. Yüzyıllar boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, birbirinden farklı gelenekleri yaşatıyor. Anadolu Kültürü’nün bir parçası olan “tabutluk kilim” geleneğinin hikayeleri de kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

Renk renk, desen desen dokunan kilimler, Anadolu’daki bağış kültürünün önemli unsurlarından birisi olmuş yıllar içerisinde.  Müze araştırmacısı Seher Aykan tabutluk kilimlerle ilgili, “Ne zaman biri vefat ederse tabutunun üzerine onu sererlermiş. Defnedildikten sonra o halı ya da kilimi eve getirmeden doğrudan camiye götürürlermiş” diyor.

TRT Haber

Tehlikede olan diller

Dünya üzerinde konuşulan bir çok dil var. Çoğu kabile dili, çoğu ise yazı dili ama hepsinin ortak yönü bir şey anlatmaları hiç şüphesiz. Bunun yanında UNESCO’nun öncülüğünde başlatılan Tehlikedeki Diller Programı’na bu yüzyılda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan diller arasında Türk dil ve lehçeleri ile Türkiye’deki diller de bulunuyor.

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yunus Koç. dünyadaki 7 bin kadar dilin en az yarısı, belki de daha çoğunun bu yüzyılda ortadan kalkacağını söylüyor ve ekliyor: “UNESCO’nun bu program kapsamında hazırladığı Dünya Tehlikedeki Diller Atlasına göre 50’ye yakın Türk dil ve lehçesi ile Türkiye’deki 15 dil tehlike altında. Kapadokya Yunancası, Mlahso, Ubıhça Türkiye’de bu yüzyılda ölen dillerden. UNESCO’ya göre farklı tehlike seviyelerinde olmakla birlikte Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Çingene dilleri, Süryaniceye benzeyen Suret, Anadolu’da konuşulan Ermenice, Gagavuzca, Türkiyeli Yahudilerin dili olan Ladino, Süryanice ve Siirt’te konuşulan Hertevin, Abhazca, Adige, Kabar-Çerkes dilleri ve Zazaca gibi diller, Anadolu’da tehlike altında olan dillerden.”  TRT Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir