Hikâye

Kırık dökük parçalar

 

Ödevlerimi yapıp akşam yemeğine inmiştim. Annemin yemeklerini çok seven bir çocuktum. Gerçekten de annemin yemekleri çok güzeldi. Annemin yemekleri o kadar çok seviliyordu ki ev yemekleri dükkânı bile vardı.

Yemek yedikten sonra hep beraber namazlarımızı kılar, kardeşimle uyumaya çıkardık. Yine öyle yaptık ve uyuduk. Her zaman olduğu gibi sanıyorduk; ama değilmiş.

Gece çok şiddetli bir ses ile uyandık. Sanki evimiz yıkılıyor kepçeler çalışıyor gibi çok korkunç bir sesti. Annemi hatırlıyorum belli belirsiz. “Süleyman, Yahya çabuk gelin!” diye bağırıyordu. Annemi o kadar yüksek sesle konuşurken hiç görmemiştim. Babam ise eşyaları topluyordu: “İç savaş, iç savaş çıkmış. Acele etmeliyiz. Hemen annemlere gitmeliyiz.”

Kardeşimle beraber birbirimize sıkıca sarılmıştık. Sanki tek vücut olmuştuk. İkimiz de ağlıyorduk. Çünkü o korkunç sesler hâlâ devam ediyordu. Sonra dua etmeye başladım. Aklıma ne gelirse… Fatiha, Nas, Felak… Durmadan tekrar ediyordum.

Hazırlanıp acele ile çıktık. Sokaktan dumanlar yükseliyordu. Yangın olmuştu. İnsanlar yaralıları taşıyordu. O anda üzerimize küçük ışıklar gelmeye başladı. Babam: “Yatın!” diye haykırdı. O an hepimiz yere yattık. Babam bize siper olmuştu. Annem ellerimizden tutuyordu. Kardeşim ise hiç hareket etmiyordu.

Ne kadar yattık hatırlamıyorum. Işıklar bitince üzerimde çok ağır bir yük taşıyormuş gibiydim. “Baba, babacım bitti, hadi gidelim.” diyerek babamı dürttüm ama karşılığı yoktu. İşte o an anladım ki babam o ışıklar ile şehit olmuştu. Tıpkı ödevimdeki şiir gibi hissediyordum:

“Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim öldü, kör oldum.”

Babamı kaldırmaya çalışırken kardeşim ve annemden yardım istedim ama onlardan da tepki gelmiyordu. O anı hatırlamıyorum, o andan sonra hatırladıklarım bu kadar.

Sonra gözlerimi açtığımda yabancı konuşanların ve beyaz önlüklülerin olduğu bir yerdeydim. Bana telaş ile koşturup gülümsediler. Ama ben gülümsemeyi unuttum. Çünkü ben tüm ailemi kaybettim. Çünkü ben daha yedi yaşındayım. Ben bir çocuğum ve büyükleri hiç anlamıyorum.

Şimdi bir yetimhanedeyim. Kalbim kırık, gözüm yaşlı ve gülmek istesem de yapamıyorum. Her gece rüyamda annemi, babamı ve kardeşimi görüyorum. Ailemi çok özlüyorum.

Şimdi tek isteğim, iyi biri olmak ve annemleri mutlu etmek. İyi olursam benim gibi olan çocuklar için bir örnek olurum. Çünkü bu yetimhanedeki yaralıların hepsi Suriye’de olan o iç savaşın kırıp döktüğü birer parça. Allah, her zaman iyilerin yanında olduğu için bizi de her zaman koruyor, görüp gözetiyor. Bizlerin tek yardımcısı, tek dayanağı Allah. Babamın dediği gibi: “Allah’ı bulan yolda mı kalır?”

 

 

 

 

 

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*