İslâm’a uygun çocuk yetiştirmek için…

 

Bu konu çok geniş ve büyük bir konu olmakla birlikte çocuk terbiyesi anne ve babanın hayırlı bir eş seçmesiyle başlar. Bu da kötü ahlâkla tanınmayan, şeriata uygun şekilde yaşayan bir aile seçimi ile başlar. Resulullah (asm) buyuruyor ki “Çöplüklerden kırmızı gül toplamayın” “Kötü bir aileden güzel bir kızla evlenmeyin”. Yine başka bir hadiste “Çocuklarınız yediklerinizden oluşur. Yediklerinize dikkat edin”der. Böylece çocuk terbiyesi noktasında eş seçimiyle başlayan, anne babanın yediği haram ve helal gıdaların önemini, çocuk sahibi olmadan, önce kendi bedenlerini temizlemelerini vurgular.

Çiftlerin evlenildiğinden itibaren özellikle cinsel hayatlarında, ayet ve sünnet-i seniyye ile çerçevesi çizilen İslâm’ı kendilerine rehber etmeleri gerekir. Aksi takdirde dünyaya gelecek olan çocukta bozukluklar belirebilir. Bu çocuğa da zulümdür ki hesabı-vebali büyüktür. Anne hamileyken huzurlu, sakin, doğayı gezip, tefekkürle, ibadetle, zaman geçirip, mümkünse umreye gitmeli ve Kur’ân hakikatleriyle meşgul olmalıdır. Bunu yaparken kendi yüksek sesiyle okumalı ki bebeği de duysun. Bebeğin içinde bulunduğu anne karnındaki su, dıştan gelen ses dalgalarına göre değişebilir. Bilgisayar, TV, telefon, müzik, kızgınlık; suyun iyonlarını bozuyor ve anne karnındaki çocuk bundan etkileniyor. (Bkz. Masaro Emouto)

Aslında çocuk terbiyesi fizikî olarak çocuğun doğumuyla başlar. Elbette bebeğin annenin yakınlığına ve sevgisine ihtiyacı çok daha fazladır. Ama kanguru olmamak lazımdır ki anne ve bebek huzurlu gelişsin. Mesela bebeğin belli vakitte yatağında uyuması, uyku saatleri ve banyo vaktinin olması gibi… Bebeğin ağlaması doğaldır ve akciğerler böyle gelişir. Kucağa alındığında şuurlu bir Müslüman olarak Allah’ı zikretmek, uyuyacağında da salavatları söylemek gerekir. Bebekler çok hassas olduklarından aşırı ses, ışık ve koku veren şeylerden kaçınmalıdır. Mesela parfümlü temizlik maddeleri, şampuan vs. ihtiyaç yoktur. Bunun yerine bir avuç doğal tuz bebeğin banyo suyunun içine yeterlidir. Eğer gerekirse doğal zeytinyağlı defne sabunu tercih edilir, sonra zeytinyağı ile yağlanır.

Anne çocuğun ilk mektebi ve ilk hekimidir. Annenin az çok doğal tedavi ve İslâm’da çocuk terbiyesi konusunda ilim sahibi olması lazım. En önemlisi Resulullah’ın (asm) sevgisi çocuğa küçükken aşılanmalıdır. Bebekle birlikte zikir yapılmalıdır, ki bu taşa yazmak gibidir. Sanal ve teknoloji ortamından çocuğu bir canavardan kaçırmak gibi kaçırmak lazım. İnsanın yaptığı büyük hizmetlerden biri geleceğin neslini büyütmektir. Çocuk, insanın keyfiyeti için verilmemiştir. Allah’tan bir emanet, Allah’a tam bir kul, Resulullah’a layık bir ümmet şuurunda yetiştirmelidir. Çocuğa hayaller de lazımdır. Mesela cennet, bugünkü hayali, yarın onun ulaşmak istediği bir gerçek olmalıdır.

En önemli noktalardan bir diğeri ise çocuğun nefs-i emmareyi tanımasıdır. Anne babanın çocuğun nefsini çeşitli emir ve yasaklardan bahsederek İslâm’a uygun bir tarzda kıvama getirmelidir. Ebeveynin hayır demesi önemlidir. Çocuğun her istediğine meyil etmemek, kararları kimin aldığını bilmesi açısından önemlidir. Kimin kime itaat edeceği belli olmalıdır yoksa insan Musa (as) gibi kişiler beklerken karşısında Firavun gibilerini bulabilir. Çocuğu terbiyede mükafat-ceza, helal-haram, cennet-cehennem, anlatmak bu doğrultuda amel ederek verilir. Çocuğun Rabbi ile bir bağı ve vicdanı oluşması lazımdır. Hedefsiz çocuk yetiştirmek geleceği sokağa atmak demektir.

Anne baba yemeğinde, sporunda, arkadaşında, oyununda Kur’ân’ın haya ve edebine göre şuurlu seçim yapması gerekir. Ve mutlaka günlük olarak aile içinde bir araya gelmek için oyun oynama ve sohbetler lazımdır. Çocuk ağızdan çıkan sözden çok anne babanın özüne ve ameline bakar. Taze zihinlere ne doldurmak istediğini iyi düşünmek lazımdır. Bu yapılmazsa TV, bilgisayar, dergiler vs. istediği gibi çocuğu şekillendirecektir. Resulullah (asm) buyuruyor ki “Çocuğun baharı su ve topraktır.” Yani çocukların oyun oynaması, oyun üretmesi gerekir. Mesela kilden, topraktan bir şeyler yapması gibi.

Çocuk terbiyesi hem annenin, hem babanın görevidir.  Resulullah (asm) buyurur ki “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin.” Çocuk aile içinde görev ve sorumluluk alan bir fert olarak yetişmesi gerektir. “Çocuk” deyip geçmemeliyiz. Ağaç yaş iken eğilir” atasözü boş bir söz değildir. Son yıllarda çocuğun öz benliği moda oldu. Bu enaniyeti çocuğun kişiliğine yerleştiren bir fikirdir. Esasen onun kendine güvenmesi değil, Allah’a teslim olup güvenmesini sağlamak lazım. Hatta insanların kınayışlarından çekinmeyecek derecede ve gerekirse anne-babaya bile hakkı söyleyen bir kişilik yetiştirmek gerektir. Sağlam aile, eşittir sağlam kişi, eşittir sağlam çevre, eşittir sağlam devlet demektir. Resulullah (asm) buyuruyor ki: “Nasıl olursanız öyle yönetilirsiniz.”

Sahabe ahlâkında kişilikler oluşmasına gayret etmek gerekir. Aile bir takımdır ve herkes bu takımda bir şeyler yapmak zorundadır. Herkes bir işin ucundan tutmalı ki aile mutlu ve huzurlu olsun. Mesela 3 yaşındaki oğlan çocuğu sofradan baba ile birlikte mutfağa tabak götürebilir. Diğer gün de anne ile götürebilir. İslâm’da kadın ve erkek için farz olan roller belirlenmiştir.

Son olarak ise çocuğun akıl baliğ olmasıyla artık çocukluğu biter. Bununla birlikte ibadet sorumluluğu başlamış olur. Bu andan itibaren çocuğun özel hayatı başlar. Anne baba bazı şeylere çocuğu zorlayamaz; ama şart koşabilir. “Bu evde yaşayacaksan bu kurallara uymak zorundasın” gibi. Artık bu dönemde zorlamadan, terbiyeden ziyade çocuğu ve yaptıklarını takip etme başlamıştır…

Pedagog Ayşe Öztürk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir