Gül Bahçesi

Hz. Ebû Zer (ra) rivâyet ediyor:

Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun. Öfkesi geçerse ne âlâ. Aksi halde uzansın.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Kişi öfkelendiğinde “Allah’a sığınıyorum” derse öfkesi gider.

Hz. Ali (ra) rivâyet ediyor:

En güçlünüz öfkelendiğinde kendisine hâkim olandır. En yumuşak huylunuz intikama gücü yettiği halde affedendir.

Hz. Îbni Ebza (ra) rivâyet ediyor:

Eyyûb (as) insanların en yumuşak huylusu, en sabırlısı ve en çok öfkesini yutanıydı.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Gerçek pehlivan, rakibini yere çalan değildir. Gerçek pehlivan, öfkelendiğinde kendisine hâkim olandır.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Gerçek oruç, yemeyi ve içmeyi terk etmek değildir. Asıl oruç, boş sözü ve hayasızca konuşmayı terk etmektir. Oruçlu iken birisi sana söver veya kabalık ederse, “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” de.

Hz. Âişe (ra) rivâyet ediyor:

Kendisine öfkeli davranıldığı halde yumuşaklık gösteren için Allah’ın sevgisi vacip olur.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Dört haslet vardır ki, kimde bulunursa Allah o kimseye Cehennemi haram kılar ve onu şeytandan korur. Bir şeyi isterken nefsine hâkim olan, nefsi istemediği halde güzel bir şeyi yapan, bir şeye canı çek­tiğinde nefsine hâkim olan, öfkelendiğinde nefsine hâkim olan. Dört haslet de vardır ki, kimde bulunursa Allah rahmetini o kimse üzerinde yayar ve onu Cennete koyar. Bir yoksulu barındıran, zayıfa merhamet eden, emri altındakilere yumuşak davranan ve anne babaya ihsanda bulunan.

Hz. Îbni Abbas (ra) rivâyet ediyor:

İlim öğretiniz, kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz. Sevindiriniz, nefret ettirmeyiniz. Biriniz öfkelendiğin­de sussun.

Hz. Muâviye (ra) rivâyet ediyor:

Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Su ateşi söndürür. Öyleyse biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.

Hz. Hasan bin Ali (ra) rivâyet ediyor:

Kin ve hased, ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi sevapları yer bitirir.

Hz. Ebû Derdâ (ra) rivâyet ediyor:

Öfkelenme. Öfkelenmezsen sana Cennet vardır.

Hz. Abdullah bin Ebî Evfa (ra) rivâyet ediyor:

Oruçlunun uykusu ibâdet, susması tesbih, ameli kat kat sevaplı, duası makbuldür, günahları ise bağışlanır.

Hz. Şeddad bin Abdullah (ra) rivâyet ediyor:

Oruç tutmaya bakın. Çünkü o şehveti dizginler, taşkınlığı önler.

Hz. Ebû Müleyke (ra) rivâyet ediyor:

Oruç tutun. Şüphesiz oruç Cehennem ateşine ve dünyanın kötülük ve musibetlerine karşı kalkandır.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Oruç tutun ki sıhhat bulasınız.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Biriniz oruçlu bulunduğu gün çirkin sözler söylemesin, kaba davranışlarda bulunmasın. Şayet bir baş­kası kendine sataşır ve sövmeye kalkarsa, “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” desin.

Hz. Abdullah bin Zübeyr (ra) rivâyet ediyor:

(Peygamberimiz bir iftar ziyafetinde) “Oruçlular yanınızda oruçlarını açtılar, iyi kimseler yemeklerinizi yediler. Melekler de Allah’tan günahlarınızı bağışlamasını dilediler” buyurdu.

Hz. Abdurrahman bin Avf (ra) rivâyet ediyor:

Şüphesiz Allahu Teâla Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de size teravihi sünnet kıldım. Öyle ise kim ki, îman ederek ve sevabını kesin olarak Allah’tan bekleyerek gündüzünü oruçlu, gecesini de ibâdetle geçirirse, bu geçmiş günahlarına kefâret olur.

Hz. Aişe (ra) rivâyet ediyor:

Oruç, Cehennem ateşine karşı bir kalkandır. Oruç tutan kişi, o gün kimseye karşı bir sataşmada bulun­masın. Herhangi bir kimse kendisine sataşırsa ona dil uzatıp sövmesin ve “Ben oruçluyum” desin. Mu­hammed’in canı kudreti elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Oruç sabrın yarısıdır. Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Oruçta riya yoktur. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “O benim içindir. Onun mükâfatını da Ben veririm. Oruç tutan yeme­sini ve içmesini Benim için terk etmiştir.”

Hz. İbni Ömer (ra) rivâyet ediyor:

Kıyamet günü oruç ve Kur’ân, kula şefaat edecek­ler. Oruç şöyle diyecek: “Ey Rabbim! Ben onu gündüz­leri yemesinden ve nefsanî isteklerinden alıkoydum. Hakkında şefaatimi kabul eyle!” Kur’ân da şöyle di­yecek: “Ey Rabbim! Ben onu geceleyin uykusundan alıkoydum. Hakkında şefaatimi kabul eyle!” İkisinin de şefaati kabul edilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir