Pandemide İlişkilerin Dönüşümü

Bir süredir dünyadaki her bireyin ilk kez deneyimlediği zorlu bir süreçten geçiyoruz. Sahip olduğumuz birçok rutin birbirine karışmış durumda ve dolayısıyla ilişkiler de. Yalnızca rutinlerin değişmesi söz konusu değil elbette. Birçok insan işini kaybetme riskiyle karşı karşıya ve maalesef birçoğu da bu sıkıntıyla çoktan yüzleşti. Birçok çalışan da şirketinin aldığı kararnedeniyle maaşlarını alamamaya başladı. Bütün bunlar yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada söz konusu. Bu gibi nedenlerle, insanlar normalde olduğundan daha fazla stres altında ve kaygı düzeyi daha fazla artmış durumda.

Bazı ailelerde ev içi ilişkilerde birçok değişiklik yaşanıyor olabilir. Bu bir miktar normal. Çünkü daha önceden tahmin edilemez olan bir durum yaşıyoruz. Fakat birçok aile üyesi aslında birbirlerini yeterince iyi tanımıyor olduklarını da bu süreçte fark ettiler. Daha fazla bir arada yaşamanın gerekliliğiyle aile bireyleri birbirlerine daha çok maruz kaldılar ve daha önce gözlemlemedikleri davranışlara şahit oldular. Veya hali hazırda ilişkisel sorunlar varsa bu sorunlar daha da yüzeye çıkmış olabilir. Esasında bu sorunun tamamen pandemi süreciyle ilgili olduğunu söylemek yanlış olur. Bu süreç, temelde var olan sorunlar, elediğimiz un sonrası elekte kalan yabancı cisimler misali ortaya çıktılar. Yani bu sorunlar zaten vardı. Pandemi burada elek vazifesini gösterdi.

Bir diğer yandan, bu süreçte ebeveynlerin sahip olduğu duygu durum düzeyleri de çocuklar açısından oldukça etkin bir rol oynamaktadır. Her zaman geçerli olan, ebeveynin duygusunun çocuğa geçiyor olması durumu da bu süreçte daha fazla tetiklendi. Kaygı düzeyi artan ebeveynlerin çocukları da bu süreçten daha fazla etkilendiler. Şunu kuşkusuz söyleyebilirim ki, pandemi sürecini her aile farklı şekilde deneyimlemektedir. Soğukkanlı bireylerden oluşan aileler az düzeyde etkilenirken, kaygı ve koruyuculuk düzeyi yüksek olan aileler daha fazla etkilenebilmektedir. Örneğin çok fazla stok yapma derdine düşen ve işler istediği gibi gitmediğinde daha da kaygılanan ebeveynlerin çocukları da ebeveynlerini gözlemlediğinden olası kriz dönemlerinde bu şekilde davranmaları gerektiğini öğrenecekler. Bu tür dönemlerde hedefimiz süreci zararsız atlatmak değil en az zararla atlatmak olmalıdır. Çünkü bu tür dönemlerde hiçbir olumsuz etki yaşamamak mümkün olmadığı gibi bu yönde verilen çaba da aksi etkilere sebep olur.

Yine bu süreçte ailedeki bireylerin rol ve sosyal kimlikleri de değişkenlik göstermeye başladı. Evden çalışma sistemine geçen anne babalar iş kimliklerini evde göstermeye başladılar. Örneğin yemek yapmayı çok tercih etmeyen veya bu konuda iyi olmayan, öte yandan da iş yerinde yönetici olan bir anneye sahip olan aile üyeleri, annenin yöneticilik yaparkenki hallerini gördüklerinde bir miktar şaşırabilirler. Evde yemek yapma konusunda iyi olmayan bu annenin bir şirketi yönetirkenki hali oldukça şaşırtıcı olabilir. Veya ev içerisinde çok tatlı bir ebeveyn figürü olan babanın işi gereği yaptığı stresli ve gerilim dolu telefon görüşmelerine şahit olan çocuklar da bu durumu ve değişikliği anlamakta zorlanabilirler. Özetle toplumda sahip olduğumuz farklı kimlikler ev içinde sıkça dönüşüme uğramaya başladı ve bu değişim de çocukları doğal olarak etkiledi. Zira, çocuklar en küçük değişimlerden bile kolayca etkilenir ve durumu anlamlandıramazlar.

Bu değişiklikler elbette ebeveynler açısından da gerçekleşiyor olabilir. Uzaktan eğitimin başlamasıyla birlikte, aileler çocuklarının ders sırasındaki hallerini ve tavırlarını yakından görmeye başladılar ve çocuklarının hangi alanda desteğe açık olduğunu görme fırsatını yakaladılar. Örneğin okul tarafından çocuklarının destek almasının önerildiği bazı aileler durumun okulun anlattığı kadar olmadığına inanır ve çocukları için gerekli desteği almazlar. Bu süreç, ailelerin çocuklarının mevcut durumlarını daha yakından gözlemlemek için de bir fırsat oldu. Uzaktan eğitim derslerinde diğer çocukları da gözlemleme fırsatı yakaladığından kendi çocuklarının ortalamanın neresinde kaldığını görmüş oldular. Bu durum da elbette ebeveyn olarak yetersizlik duygusunu ortaya çıkardı. Ebeveynler biz neyi eksik yaptık da böyle oldu diye düşünmeye başladılar ve bu durum da elbette ilişkilerin gerilmesine de neden oldu.

 

Öneriler

  • Öncelikle çocukların bu süreçte olan biteni anlamadığını asla düşünmeyin. Çocuklar etraflarında olup bitenleri her zaman hissederler, sadece anlamlandıramazlar.
  • Anlamlandırabilmelerine yardımcı olun. Çocuklarınıza virüsün ne olduğunu yaşına uygun şekilde, fazladan korkuya sebep olmayacak şekilde anlatın. Unutmayın, çocuğunuz bir miktar korkuyor olabilir, bu çok normal. Korkmamamız anormal olur.
  • Çocuğunuzun duygularını her fırsatta yansıtın. “Sen şu an korkmuş görünüyorsun.” Şeklinde cümleler yansıtma cümleleridir. Çocuğunuz “Yoo, korkmadım” diyebilir. Bu tür cümleler duyguların bastırılıyor olduğunun işareti olabilir. Böyle durumlarda “Öyle mi? Ben korktuğunu düşünmüştüm. Biliyor musun bazen ben de korkuyorum, sonra geçiyor” şeklinde cümlelerle korkmanın kötü bir şey olmadığı hissini verin.
  • Çocuğunuzun korktuğunu bildiğiniz veya söylediği durumlarda resim çizmeyi deneyin. “Haydi korktuğun şeyi çiz. Sonra da onun hakkında sohbet edelim” diyebilirsiniz. Resim dışında farklı sanat kolları da deneyebilirsiniz. Bunu hikâye anlatma etkinliğine de dönüştürebilir veya serbest oyun saatlerinizde de birlikte yaşayabilirsiniz. Bu yöntemler çocuğunuzun duygusunu dışarı aktarmasını ve rahatlamasını sağlar.
  • Bu dönemde uzaktan eğitim alıyorsanız zaten çocuğunuz gereğinden fazla ekranla haşır neşir demektir. Uzaktan eğitim dışındaki ekran kullanımını kısıtlayın veya bunu ailece film izleme etkinliğine dönüştürün.
  • Uyku saatlerini ve genel kuralları bozmayın. Okul zamanında olan kurallar bu dönemde de devam etmelidir. Çünkü kurallar okul hayatı için değil toplumsal hayat için gereklidir.
  • Ebeveynler evden çalışıyorsa çalışmaları için özel ve sabit bir yer belirlemelidir. Sürekli evin her yerinde ve her an iş görüşmesi yapan ebeveyn, ev ortamında tedirginliğe sebep olur ve çocuklar nerede ne yapacağını bilemezler. Ebeveynler çalışacakları yeri oluşturduktan sonra çocuklarının oraya erişimlerini net ve kararlı bir şekilde kuralı sürdürerek kısıtlamalıdır. “Belli bir süre evlerden çalışacağımız için ben işyerindeki çalışmamı bu odada yapacağım. O yüzden çalıştığım saatlerde oraya gelmemeni istiyorum” diyerek bu kararı süreklilikle uygulamalıdır.
  • Çocuğunuza bol bol serbest oyun ortamı hazırlayın. Yine bu dönemde olumsuz duygulardan dolayı ailelerine daha fazla yaklaşan çocuğu rahatlatmak amacıyla bol bol ailece oyun saatleri düzenleyin.
  • Çocukların sıkılmalarına açık olun. Sıkılmanın olduğu yerde üretim başlar. Çocuğunuz sıkıldım diyorsa hemen bir çözüm üretmeye çalışmayın. Sizin de zaman zaman sıkılıyor olduğunuzu hissettirerek bir çözüm bulması için çocuğunuzu yönlendirici pozisyonda olun.
  • İleri bir sorunla karşılaşmanız durumunda okul rehber öğretmeninizden veya bu dönemde online görüşme imkanı sağlayan uzmanlardan destek alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir