İYİ GÖRENLER

Hazreti Peygamber (asm) görme engelli sahabi Umeyr b.Adiy’i mütemadiyen ziyaret eder ve çevresindeki insanları da bu ziyarete dahil ederdi. Ve “Kalkın, Vakıfoğullarından şu iyi gören adamı ziyarete gidelim ” derdi.

Bu sözüyle engelin gözde değil gönülde olmaması gerektiğini anlatmaktadır bize güzel Nebi…

Ben de öğrencilerime Efendimizi (asm) örnek alarak ‘iyi gören’ ifadesini kullanmaktan mutluluk duyuyorum…

Beyza’ya bunu söylediğim de o kadar mutlu oldu ki…Efendimize (asm) olan muhabbeti, yakınlığı daha da arttı sanki. “Ne kadar hoş bir ifade” dedi.

İyi gören Beyza Nur’la kısa bir röportaj yapalım haydi.

 

Kendini bize tanıtır mısın?

Adım Beyza Nur, Kayseri’de yaşıyorum. 16 yaşındayım, lise 3.sınıfa geçtim.

4 kardeşiz. Doğuştan görme engelim var, daha doğrusu doğuştan iyi görüyorum ben. Abim de aynı şekilde. O şimdi Sosyal Bilgiler öğretmeni oldu, atandı. Ben de inşallah onun gibi öğretmen olmak istiyorum. Amacım, hedefim, kendimi yetiştirip çevremdeki insanlara faydalı olmak.

 

Kur’an-ı Kerim’i ne kadar zamanda öğrendin?

İki ayda kabartma Kur’an-ı Kerim’i okumayı öğrendim. Şimdi tecvid uygulamalarını yapmaya çalışıyorum. Hafızlık yapmayı da çok istiyorum. İnşaallah Rabbim nasip eder.

 

Kuran-ı Kerim’i ilk öğrendiğinde ne hissettin?

Kabartma yazıyla Kur’an-ı Kerim okuyabileceğimi düşünmemiştim. Çok değişikti, sanki okula yeni başlayan çocuklar gibiydim. Öyle hissettim kendimi.

 

Kur’an-ı Kerim okuma öğrenme isteği nasıl oluştu kalbinde?*

Çocukken yani 4,5 yaşındayken annem Kur’an kursuna giderdi, beni de yanında götürürdü. O zamanlarda istemeye başladım. Sonra uzun yıllar geçti. Biz köyde yaşadığımız için kışın yurtta kalıp yazın köye gidiyordum. Sonra yurt kapandı ben ortaokula geçtim ama öğrenme isteği hep içimdeydi. Şehir merkezine taşındığımızda böyle bir imkanımın olduğunu öğrendim ve çok sevindim. Böylece kursa başladım.

 

Risale-i Nur’u nasıl tanıdın?

Aklımda bir çok soru vardı. Kursta hocama soruyordum. Çok güzel bir şekilde açıklıyordu. Merak ettim “Bunları nerden okuyorsunuz, öğreniyorsunuz?” diye sordum.

Bana Risale-i Nur’dan bahsetti. Oradan okuduğunu, anlattığını söyledi. Ben de okumak istediğimi söyledim. Bu şekilde Risale-i Nur’da bir çok bölümü kabartma şeklinde bastırdık. Dinlemenin yanında okumaya da başladım. Zoom uygulamasından da Risale- Nur dersi yapmaya başladık.

 

Risale-i Nur’u dinleyince, okuyunca ne hissettin?

Çok heyecanlandım, daha önce içimde bir boşluk vardı sanki. Okudukça onun tamamlanmaya başladığını hissettim. Daha çok dinleme okuma isteği oluştu içimde. Risale-i Nur’u okudukça da Kur’an-ı Kerimi daha iyi anlayıp Allah’a daha yakın olduğumu hissettim.

 

Risale-i Nur’da okuduğun bölümlerde seni en çok etkileyen yer hangisiydi?

Her yeri çok güzel. İfadeleri beni şaşırtıyor. Birinci, Sekizinci, Dokuzuncu Söz ve gıybet bahsi beni çok etkiledi. Okuduğum her bölümden etkilendim aslında. Okuduktan sonra kısa notlar yazıp, yanımda taşıyorum. Çünkü onlar hep benimle olsun istiyorum. Her yerde okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yolda, otobüste, parkta, okulda, gidilen her yerde…

 

Son olarak ne söylemek istersin?

Risale-i Nur’u herkesin okuyup öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. İlk okuduğumuzda bir şey anlamamış gibi olsak da zamanla o sanki kendini bize açıyor ve daha iyi anlamaya başlıyoruz.

Biz engelli değiliz asıl engel kalptedir, biz istersek Allahın izniyle herşeyi yaparız. Dualarınızda unutmayın. En güzele emanetsiniz.

 

Şadiye Şeyma Erkoç

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir